Demirtaş: Demokratik Özerkliğin hayata geçmesi için mücadele edeceğiz

Demirtaş: Demokratik Özerkliğin hayata geçmesi için mücadele edeceğiz

BDP ve Blok milletvekillerinin, "siyasal süreç, Demokratik Özerklik, çatı partisi ve önümüzdeki sürecin yol haritası" gibi konuları tartışmak üzere Van'da yaptıkları 4 günlük kampı sona erdi. DTK'nin ilan etmiş olduğu Demokratik Özerkliği meşru bir hak olarak gördüklerini belirten BDP Grup Ba


BDP ile Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku milletvekillerinin Van'da Merit Otel'de başlattığı ve "siyasal süreç, Demokratik Özerklik, çatı partisi ve seçimden sonraki gelişmeler" gibi konuların ela alındıkları 4 günlük kamp sona erdi. Kampın sona ermesinden sonra basın toplantısı düzenlendi. Milletvekilleri, belediye başkanları ve BDP yöneticilerinin de bulunduğu basın toplantısında konuşan BDP Grup Başkanı Demirtaş, 4 günlük kamp sürecinde tartıştıkları ve karar aldıkları konuları açıkladı. 4 gün boyunca burada seçim öncesi ve seçim sonrasında Türkiye'deki en önemli siyasal gelişmeleri ve Blok'un seçim beyannamesi çerçevesinde Türkiye'nin temel sonlarına çözüm üretecek aktif politikaları nasıl hayata geçireceklerini tartıştıklarını belirten Demirtaş, kampın kendileri açısında verimli bir çalışma olduğunu dile getirdi. Böylesi bir yakıcı süreçte, bu kadar yoğun bir gündem içerisinde önümüzdeki dönemi de daha verimli planlayıp, her saati ve her günü çözüm üretme gayreti için de geçirmek için yaz tatili boyunca da çalışmalarına ve grup toplantılarını sürdüreceklerini ifade eden Demirtaş, mümkün olduğu kadar sık periyotlarda bir araya gelerek, çözüm önerilirini de halkla paylaşacaklarını dile getiren Demirtaş, yaz boyunca çalışmaları kararlı bir şekilde sürdüreceklerini vurguladı.

ANAYASAYLA İLGİLİ TASLAK HAZIRLANACAK

4 günlük toplantı süresince öncelikle yeni Anayasa tartışmaları çerçevesinde tartışmalar yürüttüklerini belirten Demirtaş, "Blok olarak zaten bugüne kadar sürdürdüğümüz, yürüttüğümüz belli bir çalışma düzeyi vardı. Bundan sonra yeni Anayasa ile ilgili nasıl çalışmalar yapacağımıza, ne tür katkılar sunacağımızı, çalışmaları nasıl sürdüreceğimizi tartıştık. Son derece önemli hayati bir konu olarak değerlendiriyoruz. En nihayetinde bu ülkede tüm sorunlar çözülecekse, demokratik, özgürlükçü, sivil bir anayasa ile çözülebilir. Bizler de bu anayasa tartışmalarında aktif öncü bir rol almak istiyoruz. Bugüne kadar Türkiye'de yapılabilmiş en güçlü anayasa yapma zeminini inşa zeminine bizler geçmişte hep birlikte yürütmüştük. Anayasa meclisleri ve platformları bütün bu tartışmalar son derece güçlü veriler ortaya çıkarmıştı. Bu sonuçları da dikkate alarak şu saatten itibaren anayasa hazırlık çalışmalarını somut bir şekilde halkımızla paylaşarak, her yerde tartışmaları sokaklarda, meydanlarda, panellerde, konferanslarda sürdürerek, aynı zamanda bir taslağa dönüşecek şekilde çalışmayı da yürüteceğiz" dedi.

'TEKÇİ ZİHNİYET SÜRDÜĞÜ SÜRECE YENİ ANAYASA OLMAZ'

Türkiye'deki demokrasi bileşenleri ile bu anayasada olması gereken, aslında yeni anayasanın yapılmasına vesile olan ve tartışılmasına vesile olan herkesi katarak, en özgürlükçü anayasa tartışmalarını ve taslağını çıkarmaya çalışacaklarını belirten Demirtaş, hükümetin göstermiş olduğu yaklaşımın da son derece yetersiz, yeni bir anayasa tartışmadan öte eskinin bir tekrarın da ısrar olduğunu ifade etti. Demirtaş, "Çözüm için eski anayasayı, darbe anayasasını tümden çöpe atalım, bu ülkeye bu anayasa uygun değil diyorsak; bunun en önemli nedeni gerekçesi anayasanın tekçi zihniyetidir. Şimdi hükümet sözcüleri özellikle sayın Başbakan, yaptığı bütün açıklamalarda tekçilikten vazgeçmeyeceklerinin altını çiziyor. Dolayısıyla bir yandan tekçi zihniyetinin süreceğine dair ısrar öte tarafta hükümetin yeni anayasayı yapıyoruz açıklaması birbiriyle çelişen açıklamalardır. Eğer tekçi zihniyet devam edecekse yapılacak anayasa yeni anayasa olmaz" değerlendirmesini yaptı.

Hükümetin ön koşulsuz, ön yargısız kesinlikle tekçi zihniyetin aşılacağının da taahhüdü vererek, Türkiye'deki bütün toplumsal kesimleri kendi dili, kimliği, kültürü ve inancıyla Türkiye'de yaşamasını garantisi altına alacak bir anayasayı birlikte yapması gerektiğini ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: "Kimse kusura bakmasın ama Kenan Evren anayasasının 2011 2012 versiyonuna biz anayasa demeyeceğiz. Yeni anayasanın nasıl olması gerektiğini ve o inşa sürecinin katılım sürecinden nasıl olması gerektiğinin pratiğimizle ortaya koyacağız."

ÇATI PARTİSİ SORUNUN ÇÖZÜM GÜCÜ OLACAK

Önemli çalışmalardan birinin de Demokratik Cumhuriyet'in hayata geçirilmesi ve Cumhuriyetin demokratikleşmesi perspektifi ile yola çıkan blok hareketi olduğunu dile getiren Demirtaş, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: "Bunun bir kongreye ve giderek bir siyasi partiye dönüşmesi çalışmaları zaten başlamıştı. Biliyorsunuz bu konuda bir komisyon kurulmuştu. Daha önce 'çatı partisi' olarak ifade edilen şu anda kendini Blok olarak ifade eden çalışma bir kongre şeklinde örgütleme çalışmalarına aktif olarak başlamıştır. Bizim Türkiye'nin genel demokrasi perspektifi ile ele aldığımız bu çalışmaya biz BDP olarak da hem büyük bir destek sunacağımızı ve Türkiye'nin demokrasi özgürlük umudunun da bu çalışmadan geçtiğini ifade ediyoruz. Açık ve güçlü bir şekilde irademizi arkamıza koyuyoruz. Umut ediyoruz ki, bu çalışma başarılacaktır. Somut bir şekilde hayata geçecektir ve Türkiye hak etmiş olduğu güçlü bir muhalefet örgütüne, güçlü bir halk örgütüne ve tabana dayalı bir halk hareketine kavuşacaktır."

DEMOKRATİK ÖZERKLİK GENİŞ OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ

DTK tarafından ilan edilen Demokratik Özerkliğin 4 gün boyunca detaylı bir şekilde ele aldıklarını da aktaran Demirtaş, şu açıklamayı yaptı: "Şimdi bu Demokratik Cumhuriyet çerçevesinde bunun bir parçası olarak gördüğümüz Demokratik Özerklik konusunda 4 günlük çalışmamız boyunca değerlendirdiğimiz önemli başlıklardan biriydi. Her şeyden önce DTK'nin ilanıyla bir kez daha gündeme gelen aslında 6 yıllık çalışmanın bir projenin, tartışmanın ürünü olan bir siyasi projeyi, biz grup olarak da bir kez daha tartıştık. Bir kez daha bütün boyutlarıyla bundan sonraki aşamalarını ele aldık. En nihayetinde DTK'nin ilan etmiş olduğu Demokratik Özerkliği meşru bir hak olarak gördüğümüzü ve bu hakkın hayata geçebilmesi, anayasal yasal güvenceye kavuşabilmesi için de bütün platformlarda TBMM'de önümüzdeki dönemlerde mücadelemizi, çabamızı gayretimizi sürdüreceğimizi ifade ettik." İlanla birlikte bir kez daha gündeme gelen bu projeyi Türkiye'deki birliğin ve bütünlüğün teminatı olarak gördüklerini söyleyen Demirtaş, "Bu nedenle hiç kimse demokratik özerkliği bir dayatma olarak algılamamalıdır. Tam tersine tekçi dayatmalara karşı son derece haklı bir çıkış olarak algılamalıdır. Ve yine hiç kimse Demokratik Özerkliği Türkiye'de bölünmenin girişimi olarak görmemelidir. Aslında hükümetin ve hükümetlerin uygulamaları nedeni ile fiilen bölünmüş olan Türkiye'yi gerçek anlamda gönüllü birleştirecek bütünleştirecek bir proje olarak görmelidir" dedi. Demirtaş, bundan sonra projenin hayata geçmesi için mücadele edeceklerini aktardı.

'ÖZERKLİĞİ ANLAMAYANLAR AÇIKLAMA YAPIYOR'

Açıklamadan sonra gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Demirtaş, Özerkliğe yönelik gelen tepkilere yönelik soruya, Hükümetin Demokratik Özerkliği anlamadan ne olduğu konusunda tek bir fikir sahibi olmadan açıklama yaptığını belirterek, açıklama yapan hükümet üyelerini ve başbakanı şaşkınlık ve ibretli izlediklerini dile getirdi. Demirtaş, "Bu kadar önemli bir sorunun ortasında yüz yılık bir geçmişi olan ve tüm kesimlerin Türkiye'nin en büyük sorunu olarak kabul ettiği bir konuda siyasi bir gelişme yaşanıyor, bu gelişmenin içeriğine ne olduğu anlaşılmadan basın üzerinden duydukları bir iki spekülatif manşetle, başbakanın ve bakanların yorum yapıyor olması ciddiyetsizliktir. Tabiri caizi bu konuda özellikle bazı siyasilerin kendi cahillikleridir. Ben kendilerine tavsiyede bulunuyorum. Özerklik nedir gidip onu araştırsınlar. Bilmeden proje ne içeriyor anlamadan bunun önünü kesmeye dönük, etnik ayrıştırmaya dönük toplumu tahrik eden açıklamaların sorumluluğu kendilerindedir. Türkiye'nin en büyük sorunu ile ilgili tartışıyoruz, bunun ciddiyetine layık tavır bekliyoruz. Bu proje sadece Kürtleri ilgilendiren bir proje değildir. 74 milyon yurttaşın demokrasi ile buluşmasıdır. Birlikte yaşabilmenin projesidir. Bunu bu şekilde anlamak anlamlandırmak gerekir" diye konuştu.

'DİLE GETİRDİKLERİMİZİN TAMAMI BARIŞ PROJELERİDİR'

En önemli konulardan biri de çatışmalar ve savaş meselesi olduğunu söyleyen Demirtaş, dile getirdikleri taleplerin tamamının barış projeleri olduğunu ifade etti. Demokratik Özerkliğin bir barış projesi olduğunu belirten Demirtaş, şunları söyledi: "DTK tarafından ilan edilen proje bir savaş ilanı değildir, bir dayatma değildir, bir barış projesidir. Barış ilanıdır. Değerlendirmek isteyenlere sunulmuş son derece güçlü bir barış zeminidir. Bu ilana karşı tekiler, savaşta ısrardır. Birlikte yaşamak için Kürtler ha bira elini taşın altına koyuyor. Yaptığı her konuşma barışa hizmet esin diye çaba yürütüyor. Buna karşı Başbakan, 'savaşı nasıl yürütebilirim' diye proje yürütüyor. Asker yetmez yanında polis, polis yetmez 15 bin artsın. Burada DTK'nin ilan ettiği özerklik mi çatışmayı büyütür, yoksa başbakanın ilan ettiği polislerin sayısının artırılması mı büyütür. Hangisi ölümleri önler kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Ortaya ölümler çıkınca bundan BDP'yi sorumlu tutmak tam bir iki yüzlülüktür. Biz 'askeri operasyonlar dursun buna kaşı PKK eylemsizlik yapsın' dediğimiz günlerde Başbakan 'operasyonlar durmaz' diyordu. PKK eylemsizlik kararı ilan ettiğinde askeri operasyonları sürdüren Başbakan ölümlerle ilgili hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi, ölen gençlerin sorumluluğunu kendisi sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi bizi suçluyor. Bu kendi sorumluluğunu perdeleme işidir. Yaşamını yitiren herkesin sorumluluğu başbakanındır. Çıkıp bunun hesabını vatandaşlara Türkiye'ye vermek zorundadır."

'HÜKÜMET ARTIK ÇAĞRI YAPMALIDIR'

Sorunun çözümü için hükümetin görevini yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, AKP Hükümeti'ne şu çağrıda bulundu: "Hükümet kesinlikle atık şu çağrıyı yapmalı; Biz Türkiye Hükümeti olarak Kürt sorununun çözümünde şiddeti devre dışı bıraktık, demelidir. Tek yol siyasettir, barışçıl yöntemlerdir demelidir. Bunu dediği günden sonraki gün yanında göreceği ilk destekçi biz olacağız. Ama ben askeri operasyonları yapacağım, polisle bu işi çözeceğim diyorsa biz savaş çığırtkanlığının yanında olmayacağız. Bu nedenle hükümete Meclis'in kapalı olduğu bu dönemde sesleniyoruz. Madem şiddet çözüm değil gelin siyaseten ölümleri durduralım, hep birlikte kurtarabileceğimiz tek bir can varsa onu kurtarmak için siyasi sorumluluk üstlenelim. Biz blok milletvekilleri olarak 4 günlük çalışmamızda böylesi bir duruşumuzun olduğunu belirtmek isteriz."

Blok içerisindeki "bölünme" ve "farklı sesler" haberlerine de açıklama getiren Demirtaş, "Arkadaşlarımızla tartışıyoruz. Farklı düşünceler olabilir. Bu çalışmalara engel değildir. Farklı düşüncelere saygı duyarız. Arkadaşlarımız yapacağı çalışmalarla bunu ifade edebilirler. Şunu belirttim. Düşüncesini ifade etmekte korkan ya da genel başkana dokunmayı ibadet gibi sayan vekiller olmaktansa, özgür düşünen ve düşündüklerini açıklayan vekiller almayı tercih ederiz. Burada bir çatlama ve bölünme bekleyenler, kendileri çatlarlar, biz de çatlama olmaz. Hevesleri kursaklarında kalır" dedi.

Basın toplantısından sonra milletvekilleri Van'dan ayrıldı. (Van/DİHA)

www.evrensel.net