20 Şubat 2015 10:52

Torunlar'da tutuklu sanık kalmadı

Paylaş

İstanbul-Mecidiyeköy'de 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör faciasına ilişkin 3’ü tutuklu 25 sanığın yargılandığı davada, tutuklu 3 sanık tahliye edildi. Dava kapsamında tutuklu sanık kalmadı.

İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen üçüncü duruşmaya geçen celse Metris Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan tutuklu sanıklar Murat Aytimur, Önder Türksoy ve Turgay Dalkıç ile 21 tutuksuz sanık hazır bulundu. Duruşmaya müdahiller Mustafa Genç, Ferit Sarıtaş ile Hüseyin Biçer ve taraf avukatları da katıldı.

REDDİ HAKİM TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ EDİLDİ
Mahkeme Başkanı Ahmet Civelek faciada ölen işçilerden Hıdır Ali Genç'in ailesinin avukatı Yıldız İmrek'in celse arası reddi hakim talebinde bulunduğunu, dosyanın İstanbul 14. Ağır ceza Mahkemesi'ne gönderildiğini, mahkemenin de itirazın reddine karar verdiğini belirtti. Bunun üzerine söz alan avukat Yıldız İmrek, "İtirazın reddine itiraz edeceğiz, bu hakkımızı kullanmak istiyoruz, süre talep ediyoruz" dedi. Mahkeme bu itiraz üzerine sadece tutuklu sanıkların incelemesinin yapılabileceğini belirterek taraflara söz vermedi.

TUTUKLU SANIK KALMADI
Mahkeme heyeti oy birliğiyle, "suçun vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklu kaldıkları süre ve karartılacak delil bulunamadığından" tutuklu üç sanığın tahliyelerine karar vererek duruşmayı erteledi. Tutuklu sanık Adem Akyıldız ise 25 Aralık 2014'te görülen ilk duruşmanın ardından tahliye olmuştu.

22,5 YILA KADAR HAPİSLERİ TALEP EDİLİYOR
6 Eylül 2014 tarihinde Mecidiyeköy'deki Torunlar Center inşaatında meydana gelen asansör faciasında 10 işçi hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında Şantiye Şefi Önder Türksoy, Proje Müdürü Murat Aytimur, asansör teknikerleri Adem Akyıldız ve Turgay Dalkılıç "birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suçlamasıyla 11 Eylül 2014 tarihinde tutuklanmışlardı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Erdal Bağcı hazırladığı iddianamede, 25 şüphelinin, "Taksirle 10 kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suçundan 2,5 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep ediliyor.

DAVA ÖNCESİ ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA
Duruşma öncesinde, iş cinayetinde hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve avukatlar adliye binasının C kapısı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Yapı İş Sendikası ve Emek Partisi (EMEP) üyeleri de yer aldı.

İşçi aileleri ve avukatları adına açıklama yapan Avukat Yıldız İmrek, "Torun Center rezidansı aynı güvenliksiz koşullara rağmen, 10 işçi ölmemiş gibi, yükselmeye devam ediyor. İşçilerin canı ve emeği kar hırsına kurban edilirken, işçi ölümleri sıradanlaşıyor. 'işin fıtratı, kader' olarak kabul ettirilmeye çalışılıyor" dedi.

İŞ KAZASI DEĞİL, GÖZ YUMULAN İŞ CİNAYETLERİ VARDIR
İş cinayetlerinin kader olmadığını, iş cinayeti sonucu ölümlerin tamamının önlenebilir nitelikte olduğunu belirten İmrek, "İLO verilerine göre İngiltere, Almanya ve Fransa'da ölümlü iş kazası yoktur. Türkiye, ölümlü iş kazalarında dünya üçüncüsü, Avrupa birincisi" dedi.

İmrek, "Bu veriler gösteriyor ki; iş kazası değil, göz yumulan iş cinayetleri vardır. İş cinayetleri, sermayenin karının sınırlanmaması adına göz yumulan güvenliksiz iş koşullarının sonucudur ve devletin bu sınıf tercihinin ürünü olarak 'politik' cinayetlerdir. Soma, Ermenek, Torunlar patronlarının hükümetle ilişkileri tesadüf değildir" diye konuştu.

İş cinayetlerinin asli sorumlusunun devlet olduğunu vurgulayan İmrek, Patronların cezai sorumluluğunu netleştiren ve cezaları ağırlaştıran yasal düzenlemelerin yapılmasına dikkat çekerek, "İş kazalarında taksir değil, kasıt ve olası kasıt hükümlerine göre ceza verilmelidir" dedi.

Avukat Yıldız İmrek, "Mahkeme heyeti, ona olan güvensizliğimizi ve reddi hakim talebimizin haklılığını, bütünüyle ortaya koyar şekilde karar vermiştir. Henüz sekizden fazla sanığın savunması alınmamıştır. Sanıkların birbirleri aleyhine verecekleri beyanlar henüz tespit edilmemiştir. Suçun vasıf ve mahiyeti konusunda mahkemenin görüş oluşturacağı bir durum henüz ortaya çıkmamıştır. Henüz müdahil tarafın beyanları alınmamıştır. Henüz bu olayın tanıklarının beyanları alınmamıştır. Hiçbir delil toplanmamıştır" ifadesinde bulundu.

'YARGILAMANIN SAPTIRILACAĞI AÇIKTIR'
Sanıkların hiyerarşik bir ilişki içerisinde olduklarını vurgulayan İmrek, "Dolaysıyla, tahliyeden sonra delillerin karartılacağı, birbirlerinin beyanlarına etki edeceği ve bu anlamda yargılamanın saptırılacağı açıktır" dedi. 

Avukat İmrek, "Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme yönünde iddianame var iken, asli kusurlu olarak ifade edilen bilirkişi raporunun aksi ispat edilmemişken, mahkemenin, 'ihsası rey teşkil edecek şekilde', 'suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delil karartma durumu yoktur' diyerek tahliyeye karar verdiğini" belirtti. İmrek,"Güvensizliğimizde ne kadar haklı olduğumuzu bu karar açığa çıkardı" diye konuştu.

'MAHKEME, AİLELERİN ACILARINI, TOPLUMUN ADALET İSTEĞİNİ BİR KALEMDE YOK ETMİŞTİR'
Duruşmada usul hükümlerinin ihlal edildiğini söyleyen Yıldız İmrek, "Sadece savcıya söz verildi. Müdahil taraf olarak bizlerin söz hakkı gasp edildi" diye konuştu. Verdiği kararla mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini savunan İmrek, "Mahkeme tarafsız olmadığını, bu konuda herhangi bir hukukla kendisini bağlı görmeyeceğini; bugün katledilen 10 işçinin ailelerinin acılarını, toplumun adalet isteğini görmezden gelerek, bunları hiçe sayarak bir kalemde yok etmiştir" diye konuştu. Ölümlü trafik kazalarında dahi bu kadar kısa sürede tahliyelerin olmadığını belirten İmrek, "Üstelik 10 ölüm bir katliam durumudur. 10 işçinin katledilmesini, ailelerin adalet arayışını hiçe sayan bir mahkeme pratiği söz konusudur. İş cinayetleri karşısında cezasızlık pratiğinin bir örneğini de burada gördük" diye konuştu.

13 ve 14. AĞIR CEZA MAHKEMELERİNE "SİYASİ BASKI" ELEŞTİRİSİ
İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemelerinin HSYK tarafından terör suçlarına bakmakla görevlendirilmesini eleştiren Avukat Yıldız İmrek, "13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin aynı zamanda Terörle Mücadele Kanunu 10. maddeyle yetkilendirilmesi, yine reddi hakim talebimizi inceleyen 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de aynı kapsamda özel ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmesi, bu dosyanında bu mahkemelerde görülmesinin, siyasi iktidarın mahkemeleri kontrol etme, mahkemelere müdahale etmesindeki tutumunda tesadüf olmadığını düşünüyoruz. Adil yargılama yapılacağına dair hiçbir inancımız kalmadı. İtirazımız sonucunda umuyor ve diliyoruz ki adalete uygun bir karar verilecektir. Bağımsız mahkeme, tarafsız mahkeme var ise bu reddi hakim talebine yönelik itirazımızın kabul edilmesini bekliyoruz" ifadesinde bulundu.

'HUKUK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ'
Bilirkişinin 'asli kusurlu' raporuna ve bir çok tanık işçi beyanına rağmen, Torunlar patronları hakkında takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan İmrek, "Takipsizlik kararına itirazımız, 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 1 ay bekletildikten sonra iki cümleyle reddedildi. Bukararı Anayasa Mahkemesine taşıdık ve işçiler için adalet arayışımızı sürdüreceğiz" dedi. Avukat Yıldız İmrek son olarak, "İş ve işçi güvenliği koşullarını denetlemeyen, güvenliksiz çalışmaya izin veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Teftiş Kurulu yetkilileri hakkında, 'soruşturma izni' verilmedi. 10 işçi öldü ama, sorumluların sorumsuzluğuyla dönen çark aynı biçimde işlemeye devam ediyor. Ancak, tüm sorumluların cezalandırılması için hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz. Bölge İdare Mahkemesi nezdinde bu karar itiraz edeceğiz" ifadelerini kullandı. Grup açıklamanın ardından adliye binasına girdi. (İSTANBUL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

'Kadının kendi adaletini sağlama çabasını anlamak lazım'

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa