20 Şubat 2015 05:02

Sarı sendikacılıkta son nokta: ‘Biz hükümet sendikasıyız’ diyorlar

Taşeron sistemini ve torba yasayla geçecek olan ‘Özel İstihdam Büroları’nı değerlendiren Sağlık- İş Sendikası Genel Başkanı Hasan Öztürk, kamudaki işlerin tamamen taşerona verildiğini, 2002’de 1 milyonun üstünde olan kamudaki işçi sayısının bugün 150 bine düştüğünü söyledi. Taşeronun kamudaki yaygınlığını bu rakamla ortaya koyan Öztürk, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’daki dayıbaşı sisteminin yumuşatılmış adının, torba yasayla gelecek olan “Özel İstihdam Büroları” olduğunu ekledi. Bu büroların işçi simsarlığı yapacağına dikkat çeken Öztürk, AKP’yle beraber taşeron sisteminin sağlık ve kamunun diğer alanlarında arttığını, buralardan çıkarı da yandaş firmaların sağlandığının altını çizdi.

Paylaş

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Taşeron sistemini ve torba yasayla geçecek olan ‘Özel İstihdam Büroları’nı değerlendiren Sağlık- İş Sendikası Genel Başkanı Hasan Öztürk, kamudaki işlerin tamamen taşerona verildiğini, 2002’de 1 milyonun üstünde olan kamudaki işçi sayısının bugün 150 bine düştüğünü söyledi. Taşeronun kamudaki yaygınlığını bu rakamla ortaya koyan Öztürk, 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma’daki dayıbaşı sisteminin yumuşatılmış adının, torba yasayla gelecek olan “Özel İstihdam Büroları” olduğunu ekledi. Bu büroların işçi simsarlığı yapacağına dikkat çeken Öztürk, AKP’yle beraber taşeron sisteminin sağlık ve kamunun diğer alanlarında arttığını, buralardan çıkarı da yandaş firmaların sağlandığının altını çizdi. 

BİR ÖĞÜN YEMEK İÇİN TAŞERON OLMAK

Taşeron işçilerin açlıkla imtihan edildiğine dikkat çeken Öztürk şunları paylaştı: “1965 senesinde sendikalar o kadar güçlü değildi ve kamuda çalışan işçiye ‘Yarın sen gelme’ denirdi. Yıl 2015, yine aynı şey oluyor. İşçi sendikalı değilse hakkını arayamıyor. Taşeron işçisi hor görülüyor, haftalık izni,  fazla mesaisi verilmiyor, aynı işi yapmasına rağmen kadroludan düşük ücret alıyor. Peki sizce işçi neden bu koşullara razı oluyor, çünkü bu adam açlıkla karşı karşıya. İşçi diyor ki ‘En azından evden çıkıp kahvede oturana kadar işe gidiyorum, öğle yemeğini de iş yerinde yiyorum, hanıma da mahçup olmuyorum.’ Öğle yemeği kritik. Bazı işverenlerden kulağımla duydum. Taşeron işçisi öğle yemeğini işyerinde yedikten sonra ertesi güne kadar ağzına bir şey koyamıyor ve yine işyerindeki öğle yemeğini bekliyor. Bir sendikacı olarak bunu utanarak söylüyorum.” 

‘ESKİDEN UTANIRLARDI’

Öztürk, AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber sendikacılık ahlakının alt üst olduğunu şöyle anlattı: “Herhangi bir hastaneye giden bir örgütlenme uzmanı Hak-İş Konfederasyonundan geldiğini, kendisini hükümetin kurdurduğunu açıkça söylüyor. Eskiden hükümete yakın sendikalar açıkça söyleyemezdi ve sendikacılar arasında da bunlar sarı sendika olmakla suçlanırdı. Şimdi ise adamlar ‘Biz hükümetin sendikasıyız, sizin işlerinizi daha iyi gördürürüz’ diye açıkça itiraf ederek, işçiyi örgütlemeye çalışıyor. Fakat işçiyi kandırıp kendine üye yaptıktan sonra dönüp işçinin yüzüne bakmıyor. İşveren olan hükümete yaslanıp sendikacılık yapmak yeni geldi Türkiye’ye ancak bu böyle gitmez. Hükümet bu sendikaları işçi sözleşme yapamasın diye de kullanıyor. Örneğin, Eski Milletvekili, Sağlık Bakanının Bakan Yardımcısı ve Eski Sendikacı Agah Kafkas, Kahramanmaraş Hastanesine telefon ediyor ve burada bizde örgütlü olan işçileri kendi yandaş sendikasına üye yaptırıyor. Hastanede iş sözleşmesi yapılmasını bir şekilde engelliyor.”  Hastanelerde karşılaştıkları en büyük sıkıntının işçilerin farklı iş kolunda gösterilmesi olarak gösteren Öztürk, “Taşeronları örgütlemeye çalıştığımızda bu işçiler temizlik, büro, yemek iş kollarında gösteriliyor. Durum o hale geldi ki örgütlenmeye çalıştığımızda utanmasalar karşımıza maden iş kolunu çıkaracaklar.” İşçileri örgütleseler dahi işverenlerle iş sözleşmesi yapamaz durumda olduklarını söyleyen Öztürk “Bir firma, asıl işverenle 3 yıllık sözleşme imzalamış, ben işçileri örgütlemek için 2.5 yıl uğraşıyorum, toplusözleşmeye taşeronla oturuyorum, yapıyorum sözleşmeyi ancak firmanın asıl işverenle olan taşeronluk sözleşmesi 6 ay sonra bitiyor” dedi. 

‘BU KADAR İŞÇİ BANYO YAPTIRIR’

Hastanelerde farklı kollarda gösterilen işçilerin durumunu Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e de aktaran Öztürk, Bakanın sadece gülmekle yetindiğini şöyle anlattı: “Ege Üniversite Hastanesiyle ilgili Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e bir örnek verdim. Dedim ki ‘Burada 935 tane hastane işçisi çalışıyor ve bunların hepsi de temizlik iş kolunda gözüküyor. Sayın Bakan bu işçilerin hepsini iki vardiyaya bölelim, hepsinin eline de bir hortum verelim size anında hastaneyi baştan sona banyo yaptırsınlar.’ Bunun üzerine Bakan tebessüm etti. İş burada kopuyor bu kadar temizlik işçisi olmaz bu işçilere farklı işler yaptırılıyor ve temizlik işçisi olarak gösteriliyor. İşçiler hemşirelik, ahçılık, berberlik, bahçıvanlık, büro işleri hepsini yapıyor. Ama  yapılan esas iş hizmetin verildiği yer hastane olduğu için hastane hizmetidir.”  

BİR OLURSAK KAZANIRIZ

Hastanedeki taşeronun farklı iş kolarında gösterilmesine kendisi çözüm bulmaya çalışan Öztürk şu çabasından bahsetti: “Türk- İş’deki diğer sendikalardan arkadaşlarımı uyardım. Hastanede ‘Benden başka kimse örgütlenme yapmasın’ dedim. Çünkü kardeş sendikam büro işçisi gözüken fakat benim iş kolumdaki işi yapan büro işçilerini Tez Koop- İş örgütlemek için hastaneye geliyor. Ben buna izin vermiyorum. Kardeşim diyorum, bunlar sağlık iş kolundadır ve sağlık hizmeti vermektedir, ben örgütlerim. Sağ olsunlar diğer sendikadan arkadaşlarım da bana yardımcı oluyor. Bakın dikkat çekiyorum, kaç işveren sendikası var: 1, ancak kaç işçi konfederasyonu var: 3. Sistem basit, bizi bölmeye çalışıyorlar. Eğer bir birimize destek olursak ve bir olursak hakkımızı alabiliriz.” 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Daha iyi bir gelecek için örgütlendik

SONRAKİ HABER

Dersim’deki kurultaydan çağrı: Tarım, hayvancılık ve çevre mücadelesi birlikte olmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa