19 Şubat 2015 13:13

O takvimi o kapıya Nuh astı…

Yeldeğirmeni’de Nuh Köklü’yü uğurlamak için toplandığımızda insanlarda öfke ile şaşkınlık sanki iç içeydi. ‘N’aber?’ diye başlayan ilk görüşme sorusundan sonra gelen yanıtlar, duraklamalı ve sıkıntılıydı…

Paylaş

Fatih POLAT

Yeldeğirmeni’de Nuh Köklü’yü uğurlamak için toplandığımızda insanlarda öfke ile şaşkınlık sanki iç içeydi. ‘N’aber?’ diye başlayan ilk görüşme sorusundan sonra gelen yanıtlar, duraklamalı ve sıkıntılıydı…

Nuh Köklü’nün Sabah-ATV grevinin örgütlenmesinde birlikte çalıştığı dostu, TGS Genel Başkanı Uğur Güç ile karşılaşıp konuştuğumuzda yaşanan tam da buydu. ‘Bu kadar masum bir olayın ardından ölümün gelmesi…’ dedi Uğur ve devamı kahredici bir şaşkınlıktı… Nuh Köklü benim Sabah-ATV grevinden ve gazeteci eylemlerinden aşina olduğum bir meslektaşımdı, onun ötesinde bir mesai paylaşmışlığımız yoktu. Ama böylesi bir olay karşısında yüreğinizden vurulmuşa dönmeniz için zaten tanımanız da gerekmiyor.
Nuh Köklü’nün resminin bulunduğu küçük kağıtlar yakalara takıldı, ellerde akşamın karanlığında küçük birer ışık olan mumlarla yürünmeye başlandı. 
Kısa bir süre sonra, Nuh’u taşıyan cenaze nakil aracının önündeyiz. Aracı önümüze alıyor ve ardı sıra ağır ağır yürümeye başlıyoruz. “Kadıköy uyuma, evladına sahip çık”, “Hırsız Katil Erdoğan”, “Katil var” sloganları sıkça atılıyor.

Kısa bir yürüyüşün ardından kitle duruyor. 

Nuh Köklü’nün katledildiği yere geldik. O anda telefonumun şarjı bitti. Gazeteye haber geçmek ve fotoğraf yollamak için kullandığımdan acilen şarj etmek zorundayım. Hemen yan tarafımda, kapısında 30 yaşlarındaki bir esnafın merakla anmaya gelen kitleye baktığı bir tavukçu dükkanı vardı. Kendisine yanaşıp, “Telefonumu birkaç dakika şarj edebilir miyim dükkanınızda?” diye sordum. “Tabii” diyerek dükkanına buyur etti ve telefonumu alarak duvardaki prize taktı. O arada bir yandan birlikte anmayı izliyoruz, bir yandan O gelen müşterilere bakıyor ve bir yandan da ufak ufak laflıyoruz.
 
Anma başlarken Nuh için 1 dakikalık saygı duruşu çağrısı yapıldığında, o da benimle birlikte saygı duruşunda bulundu. Konuşmalar alkışlandığında, o da alkışladı. Çok üzgündü ve bana kapıdaki takvimi gösterdi. Üzerinde “Forza Yeldeğirmeni” yazan bir takvim. “Bunu oraya o astı” dedi. “Nuh mu?” diye sordum, “Evet” diye devam etti. Birlikte takvimi de, zamanı da paylaşmışlar... Müşterisiymiş. Ara sıra ondan alışveriş yaparmış ve sohbet ederlermiş. Gezi döneminden beri tanıyormuş Nuh’u. “Çok efendi bir insandı” dedi. Duvarında Arap alfabeleriyle yazılı bir levha dikkati çekiyordu. Mütedeyyin birçok esnafın dükkanında rastlanabilecek bir Kur’an yazısıydı.
Teşekkür ederek telefonumu şarjdan alıp dükkandan çıktığımda anma da bitmek üzereydi.

Dağılırken arkadan bir cam sesi geldi. Ve o arada kitlenin içinden epey bir kişi de ‘Yapmayın arkadaşlar!’ diye bağırıyordu. Ama bir yandan da insanlar dönüp merakla Nuh'u öldüren esnafın dükkanına bakıyordu ve kırılan cam sesleri ardı sıra devam etti… “Yapmayın arkadaşlar”…Şangır…Kalabalığın arasından birine öylesine sordum, “O esnafın camları mı indirildi?”. “Herhalde, valla hiç acımadım” diyerek devam etti.

ÖNCEKİ HABER

Mardin'deki okulda Mozartlı, Şivan Perwerli teneffüs

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa