Patron hataya zorlar hata ölüme yol açar

Patron hataya zorlar hata ölüme yol açar
Patron hataya zorlar  hata ölüme yol açar

Dosyamızın ikinci gününde iş cinayetlerini ele aldık. Patronların az işçiyle, kısa sürede çok iş yapma dayatması iş kazalarının, ölümlerin kapısını aralıyor. Torunlar ve Marmara Park AVM’de yaşanan iş cinayetleri bu konuda çarpıcı iki örnek. Bu cinayetlere şahit olan işçi arkadaşlarımızla konuştuk.

Dosya: Çözüm için birlik yolunda

Hazırlayan: İnşaat İşçileri Birliği

Marmara Park AVM şantiyesinde yangın, 11 işçi can verdi. Torunlar’da asansör faciası 10 işçi yaşamını yitirdi. İnşaattan düşen işçi kurtarılamadı.” Bu haberleri hemen her gün duyarsınız, okursunuz. İnşaatlar iş cinayetlerinde hep birinci sıradadır. 2014 yılında da bu değişmedi, 1886 işçi can verdi.
İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi’nin hazırladığı rapora göre geçen yıl inşaat-yol işkolunda çalışan 423 kardeşimiz iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bir o kadar da duymadıklarınız, okumadıklarınız vardır. Bunlara da biz şahit oluruz. Adım adım nasıl ölüme itildiğimizi biz biliriz.
Bunun başlıca nedeni patronlara tatlı bir kâr sağlayan taşeron sistemidir. Taşeronların para kazanmasının ve diğer taşeronlarla rekabet etmesinin tek yolu işi daha ucuza mal etmektir. Bunun anlamı az işçiye çok iş yaptırmaktır. Çok iş yaptırmanın koşulu da uzun ve hızlı çalıştırmaktan geçer. Bunun için de sürekli işçi üzerinde baskı kurulur.

EN UFAK DİKKATSİZLİK ÖLÜM GETİRİR

Hava soğudu mu hele de yüksek katlardaysan hareket ederek ısınmaya çalışırsın. O ayaz sanki deler geçen insanı. Yazın sıcaktan bayılan arkadaşlarımız olur. Ama iş iştir, işçi de ekmeğinin peşindedir. Yazı da kışı da göze alır. Her durumda çalışmak zorundasın. Yağmur yağarken beton döküldüyse giy yağmurluğu başla düzeltmeye. Ama beton atarken hortum çarpar da yere çakılırsan ölürsün, çatıya çıktığında kayarsan ölürsün, açık kabloya değersen ölürsün, kalıp sökerken dengeni kaybedersen ölürsün, binalarda boşluklar olur ama korkuluk konmaz dikkat etmez düşersen ölürsün... En ufak bir hata ölüm ve ağır yaralanmayla sonuçlanır inşaatlarda. Bu nedenle hata kaldırmaz. Ama para kazanma hırsı nedeniyle patronlar sürekli hata yapmaya zorlar bizi. Kuralına uygun çalıştın mı yetişmez çünkü iş. Bir iki kez uyarırlar baktılar olmuyor, kapı önüne koyarlar.

EN UCUZUNDAN BARET

Bir arkadaşımızın başından geçen şu olay işçinin canının ne kadar kıymetsiz olduğunun kanıtı: “Çıplak kablo vardı çarptı beni. Gittim taşerona söyledim. Bir şey olmaz dedi, ama yine de geldi. Onu da çarptı da sonunda bantladılar kabloyu.”
Aynı özensizlik iş elbiselerinde de yaşanır. Bir ayakkabıyı 3 kişi giyer. Hastalık var mıdır, yok mudur kimsenin umrunda olmaz. Bir ayakkabının 2 ay süresi vardır, ama 6 ay giydirirler. Ne kadar kaliteli olduğu ve iş gördüğü de tartışılır. Bir işçi arkadaşımızın yaşadığı olay dikkat çekici: “Bir gün arkadaş çiviye bastı. Çivi ayakkabıyı deldi geçti. Normalde çelik tabanlı olmalı. Ama arkadaş yaralı haliyle çalışmaya devam etti.”
Kemer çoğu kez inşaat girişindeki karikatürden ibarettir işçi için. Çünkü kemerle çalışırsan, istenen işi yetiştiremezsin. Malum sonrası işsizlik. Verilen baretler de en ucuzundandır. 50-60 liralık baret değil 3-5 liralık göstermelik baret verilir. 3 liralık yelekler bile üzerimize zimmetlenir. O kadar ölümün ardından tek değişiklik koğuşlarda oldu. Eskiden elektrik sobaları vardı, şimdi yangın çıkmasın diye elektrikli petek koydular.

MESLEK HASTALIKLARI

İnşaatlar ölümlerle gündeme gelir ama hiç meslek hastalığı söylenmez. İnşaatlarda belli süre çalışıp da rahatsızlanmayan işçi yoktur. Küçük yaşta başlar herkes. 23-24 yaşına geldiğinde de bel, boyun fıtığı başlar. Bu nedenle kimse geleceği planlamaz. Sadece günü tamamlar.
İnşaatçı yevmiyeci olduğundan her ne sebeple olursa olsun rapor olmaz bizde. 2 gün gelmezsin 3’üncü gün uyarı gelir. Daha da gitmezsen kapı önünde bulursun kendini. Hasta olsan da çalışmak zorundasın. Zaten çalışmazsan aç kalırsın.
En çok da “Ölümler eğitimsizlikten oluyor” sözüne tepkiliyiz. O eğitimlerin nasıl verildiğini biliyoruz. “Akşam imza at yeter. Ne sen kaybet ne kalfa kaybetsin” derler. Ama ölümler eğitimsizlikten değil, hataya zorlanmaktan olur. Ne bir yetkili ne hükümet temsilcisi de bu konuyu gündeme getirmez.


TORUNLAR CENTER FACİASI: BU SİSTEM KATİL PATRONLARI YARGILAMAZ

TORUNLAR Center’da yaşanan asansör faciasında 10 işçi kardeşimiz 32. kattan düşerek can verdi. Bu cinayetin ardından ise neler çıktı? Hiçbir önlem alınmadığı, bile bile işçilerin arızalı asansörlerde çalıştırıldıkları... Dava aşaması başladı ama daha başlangıcında patronlar, iş müfettişleri ve bakanlıklar aklandı. Torunlar’da çalışan ve yaşanan iş cinayetine şahit olan işçi kardeşimiz Hüseyin Gündoğu görüşlerini anlattı:
“3-4 yıldır inşaat sektöründe çalışıyorum. Adana’da baraj işinde çalıştım daha önce. 16.9 kulelerinin inşaatında çalıştım. O dönem banyo sorunları vardı. Çadırlarda kalıyorduk. Soğuk suyla banyo yapıyorduk kış ortasında. Birkaç arkadaş bir araya gelerek diğer arkadaşları da eylem yapmaya ikna ettik. 100-150 arkadaş çalışmadık. Daha sonra sorunlarımız çözüldü. 10 gün sonra öncülük eden 10-15 işçi çıkarılsak da orada koşullar düzeldi.
Torunlar’a olay yaşanmadan 1 ay önce işe girdim. Arkadaş vasıtasıyla oraya girdim. Düz işçi olarak çalıştım. İşçileri hiç görmezden geliyorlardı. Banyolar çok kötüydü, işçiler bodrum katlarında, nemli havasız ortamlarda çalıştırılıyorlardı.
Arkadaşlarla konuşuyorduk. Bu durumu değiştirelim diye. O feci olay da tam bu aralar yaşandı. Asansörler sürekli arızalanıyordu. Birebir içinde kalmadım ama daha önce bir çok kez asansör düştü. 1-2 kat aşağı düştüğü için arkadaşlarımız ufak yaralanmalarla atlatıyorlardı. Bunları her defasında yetkililere bildiriyorduk. Yetkililer de patronlara bildiriyorlardı. Patronlar görmezden geliyorlardı. Bugün yargılananlar da işçi belki de. Belki de onların da suçu yoktur. Gerçek suçlu patronlardır, sermayedardır, fazla para kazanma hırsı yüzünden arkadaşlarımızı öldürenlerdir. Taşeron sitemi işçileri köleleştirdiği için kimse sesini çıkaramıyor. Bu yüzden sermaye işçileri daha fazla sömürüyor ve öldürüyor. Ama biz susmayacağız.

VAMPİRLERDEN HESAP SORACAĞIZ

Torunlar davasının birinci duruşması yapıldı. Yargılananlar patronlar değil işçilerdi. Biz patronların yargılanmasını istiyoruz. Ben mahkemede tanık olmak istedim. Ancak olaydan yakından etkilenmediğim gerekçesiyle tanıklığımı kabul etmediler. İkinci duruşmada mutlaka orada olacağız. Mahkeme heyeti, patronların avukatları şunu bilsin ki biz uzlaşmaya değil arkadaşlarımızı öldüren vampirlerden hesap sormak için orada olacağız.
Yaşanan bu iş cinayeti benim üzerimde büyük etki yarattı. Hepsini tanımıyordum ancak ölenler de benim gibi işçiydi. Onların hakkını savunmayı da şu an kendime görev bildim.
Bu olaydan çok etkilensem de bu sektörde çalışmaya devam ettim. Buradan geri adım atmak istemiyorum. Buradaki koşulların değişmesini istiyorum.
Bizim inşaatlarda ölen arkadaşlarımız baret, emniyet kemeri yüzünden ölmüyor, aşırı kar hırsından ölüyor. Örneğin Torunlar’da maliyetli diye bir parçanın takılmaması sonucu 10 arkadaşımız katledildi.
İşçilerin bölünmüş olması, direnişi engelliyor. İşçilerin birlikte hak mücadelesini engelliyor. İktidardakiler sürekli darbe lafını ağzından düşürmüyor. Ancak asıl darbe işçilere yapılmıştır. Sistem her zaman patronların daha fazla kazanması üzerine kurulu. Bu düzeni kabul etmeyeceğiz inşaat işçileri olarak. Bu sistemin katil patronları yargılamayacağını biliyoruz. Ama biz de umudumuzu yitirmeyeceğiz ve mücadelemize devam edeceğiz.”


MARMARA PARK YANGINI: ÖLEN ÖLDÜĞÜYLE KALDI

MARMARA Park AVM inşaatı şantiyesinde çıkan yangında 11 işçi kardeşimiz yanarak can verdi. Kendisi de 28 yıllık inşaat işçisi olan Selahattin Topal, iki akrabasını kaybetti bu cinayette. Selahattin Topal, yangın ve sonrasını, dosyamız için şöyle anlattı:
“Üç yıl Marmara Park AVM inşaatında çalıştım. Ben işten ayrıldıktan sonra çadır yangını oldu.Yeğenimle amcamı bu yangında kaybettim. Onları işe ben aldırmıştım. Oradan ayrıldım, ama yine inşaatlarda çalışmaya devam ediyorum.
Hiçbir denetim yok, iş güvenlik uzmanı gönderiyorlar hikaye... Emniyet kemeri, baret var mı diye soruyorlar, sigortalar yapılıyor mu diye soran yok. Alınmayan önlemler Marmara Park AVM inşaatında 11 işçinin hayatına mal oldu, ölen öldüğüyle kaldı. Toplum olarak tepkimizi koymamız lazım ama öyle olmadı. Marmara Park AVM’nin açılışı olduğunda akın akın insanlar alışveriş yapmaya gelmişti. Dava süreci başladı, ölen işçiler yüzde 80 hatalı bulundu. Devletin işçi lehine yasa çıkarması lazım, sigortasız çalıştıran firmalara ağır cezalar verilmeli, şantiye şefinin zorunlu hale getirilmesi lazım, iş kazaları olan inşaatta dava sonuçlana kadar orada çalışma durdurulmalıdır. Bu saydıklarım olmayınca verilen cezalar caydırıcı olmuyor.
İnşaat işçileri örgütlü olmak zorunda bunun adına ister sendika ister dernek deyin ama bir çatı altında olmalı. Örgütlü olursak bu durum değişir. Gelinen süreçte Suriyeli işçiler de inşaatlarda çalıştırılmaya başlandı, sigortaları yapılmıyor, ücretleri düşük, yatacak yerleri dahil yok. İş cinayetine kurban gitseler bile kimseler bilmiyor, duymuyor.
Bizim hükümetimiz çalışma koşullarını düzeltmek yerine daha da kötüye götürme peşinde, kıdem tazminatının da kaldırılmak istenmesi bunun bir örneği... Bıraksınlar artık bunları işçiler lehine yasalar çıkarsınlar.
Birlik beraberlik içinde hareket edilmezse iş cinayetleri önlenemez, koşullar düzelmez. Hükümet sözde değil özde bir işçi yasası çıkartmalı. 11 işçi Marmara Park AVM’de yanarak öldü, Torunlar’da asansör kazasında 10 işçi hayatını kaybetti, Soma yine 301 işçiye mezar oldu. Bu cinayetler kesilmedi, kesilmeyecek çünkü hiçbir caydırıcı önlem alınmıyor.”

İLGİLİ HABERLER

19 Şubat 2015 04:52
Dosyamızın ikinci gününde iş cinayetlerini ele aldık. Patronların az işçiyle, kısa sürede çok iş yapma dayatması iş kazalarının, ölümlerin kapısını aralıyor. Torunlar ve Marmara Park AVM’de yaşanan iş cinayetleri bu konuda çarpıcı iki örnek. Bu cinayetlere şahit olan işçi arkadaşlarımızla konuştuk.

DİĞER HABERLER