19 Şubat 2015 04:37

Ana dilin peşinden giden öyküler sahnede

Yazar Sêchu Sende’nin ‘Rüyalarımda Bile Dilimi Kaybetmeyeceğim’ kitabından öyküler uyarlanarak Şermola Performans’ta sahnelenmeye devam ediyor.

Paylaş

Ezgi GÖRGÜ
Uğur ZENGİN
İstanbul

Yazar Sêchu Sende’nin ‘Rüyalarımda Bile Dilimi Kaybetmeyeceğim’ kitabından öyküler uyarlanarak Şermola Performans’ta sahnelenmeye devam ediyor. Mirza Metin’in tasarladığı ana dil temalı, 4 farklı yazar ve yönetmenin dahil olduğu projede ikinci oyun Çênadengizî. Galisyanca Konuşan İlk Bebek öyküsünden oyunlaştırılan eserin yazarı Ahmet Sami Özbudak iken oyunun yönetmenliğini Aslı Öngören üstlendi.

Şermola Performans’ta sahnelenmeye başlanan oyundan sonra yönetmen Aslı Öngören ve Oyuncu Emre Çağrı Akbaba ile Çênadengizî yani Denizkızı’nı konuştuk.

‘BİZ BİR ŞİİR PEŞİNE DÜŞTÜK’

İspanya’daki Galiçya bölgesinden bir yazarın öyküsünün Türkiye’yel nasıl bir bağlantı kurduğunu sorduğumuz Aslı Öngören, bu bağlantıyı kuran Yazar Sechu Sende ve Destar’ın beyni olan Mirza Metin diyor. “Onların dörtleme olarak tasarladıkları bir proje bu. Öykülerden dört ayrı Türk yazara oyunlaştırmalar yaptırıldı ve hepsi birbirinden farklı öyküler. Bizimki Denizkızı yani Çênadengizî. Öngören, Galiçya’da da, Türkiye’de olduğu gibi, İspanyolca’nın resmi dil olarak baskın olduğunu, Sende’nin de Galisyanca denen dili yaşatmak davasında olan bir yazar olduğunu söylüyor. Hareket noktasının dili yaşatmak olduğunu belirten yönetmen, İspanya’dan bir öykü yazarının kendi dili, kendi varoluşu ve kimliği üzerine yazmış olduğu oldukça değişik ve çeşitli öykülerden dört farklı Türk yazarın esinlenerek yazdığı oyunların olduğunu dile getiriyor. “Bizimki hele, Sami’nin hayal gücüyle oldukça dönüşmüş halde” diyen Öngören, orijinal öyküden sadece esinlenildiğini, Galisyanca Konuşan İlk Bebek öyküsünden hareket edildiğini ancak olay dizgisi ve kişilerin aynı olmadığını söyledi.

Kendi kimliğinden ideolojik olarak uzaklaşıldığında insanların çok daha savrulduğunu ve dünyanın her metropolünde farkına varılmayan bir dolu hikayesiyle böyle insanların yaşadığını vurgulayan yönetmen Aslı Öngören, “Ama böyle iki insanın hikayesi çok sıcak anlatılmış, çok güzel bir karşılaşma olmuş” diyor. Son söz olarak seyircinin bu oyuna neden gelmeleri gerektiğini sorduğumuz yönetmen, “Biz bir şiir peşine düştük, tıpkı bu kağıt toplayıcısı çocuk gibi. İki memleketlinin bir gece Karaköy’de karşılaştığı birkaç saate tanıklık etmek için gelsinler. Eğer diğerlerini merak ediyorlarsa” diyor.

Oyunculardan Emre Çağrı Akbaba, oyunda Karaköy’de çalışan ve yaşayan kağıt toplayıcısını canlandırıyor. Akbaba, “Çöpe atılan bir not üzerinden kadın ve çocuğun karşılaşmalarını ve hepimizin bildiği bir gerçeklikten doğan öyküsünü anlatıyor” diyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Dahi

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa