18 Şubat 2015 16:13

‘Yenilsek de bu piyasada bunu da yaptık ya yeter’

Bizim kuşak çok kayıp verdi. En yakın arkadaşlarımızın ölümünü hep gece yarısı gelen telefonlarla öğrendim… Bu yüzden gece gelen her telefona içimde bir korkuyla bakarım. Yine gece yarısı gelen bir telefonla öğrendim Nuh’un ölümünü…

Paylaş

Sadık GÜLEÇ

Bizim kuşak çok kayıp verdi. En yakın arkadaşlarımızın ölümünü hep gece yarısı gelen telefonlarla öğrendim…  Bu yüzden gece gelen her telefona içimde bir korkuyla bakarım. Yine gece yarısı gelen bir telefonla öğrendim Nuh’un ölümünü… 12 Eylül darbesinin hemen ertesinde üniversitelerdeydik. Hepimiz lise, orta okul yıllarında devrimci hareketlere ucundan bulaşmış çeşitli devrimci hareketlere sempati ile bakan bir avuç gençtik...

İnadına Süleymaniye’ye camiye bakan o eski kahvehaneye giderdik. 84-85 yıllarında o kahveye gidip oturmayı politik bir tavır olarak görürdük. Hepimiz 12 Eylül öncesi o kahvenin devrimci öğrencilerin gittiği bir yer olduğunu bilirdik. Değil üniversitelerde ülkenin dört bir yanında yaprağın kımıldamadığı yıllardı. Nuh Köklü benden bir ya da iki sınıf aşağıda mıydı? Hatırlamıyorum. Ama  o kahvenin köşelerinde birbirimizi keşfeder arkadaşlıklar kurardık. 12 Eylül sonrası üniversitelerde ilk öğrenci örgütlenmeleri  Süleymaniye’de İstanbul Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde okuyan gençlerin orada birbirini bulması ile başladı. Sivil polisler zaman zaman uğrar öğrenci gibi yanımıza otururdu. Garip bir içgüdü ile onları tanırdık.

ÖĞRENCİ HAREKETİNDE AKTİF OLARAK YER ALDI

Nuh Köklü ile İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek okulunda başlayan öğrenci derneği çalışmalarında tanıştık..Ankaralı sessiz sakin yoksul bir ailenin çocuğuydu. Ama galiba bizim okuldan arkadaşlar ile yurttan başlayan bir ilişkisi vardı. Sonra birden hızlı bir süreç başladı. 12 Eylül sonrasının ilk öğrenci yürüyüşü olan tek tip öğrenci derneği yasa tasarısına karşı yapılan 14 Nisan eylemi devrimci öğrenci hareketinin ilk büyük eylemiydi. Nuh 12 Eylül sonrası doğan bu öğrenci hareketinde aktif olarak yer aldı. Sert tartışmaların olduğu öğrenci derneği toplantılarında sakin soğukkanlılığını hiç kaybetmeden tane tane konuşurdu. Öğrenci gençlik hızla politize olmaya başlamış darbe sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan sosyalist hareketlerin dinamiği olmuştu. Ancak değişik sosyalist hareketlerin içinde yer alan bu gençler hiçbir zaman arkadaşlıklarını dostluklarını koparmamıştı.

Bugün geriye dönüp baktığımda İstanbul Basın Yayın Öğrenci Derneği’nde yer alan çeşitli siyasi hareketlere mensup bu öğrencilerin farklı bir yapısının olduğunu düşünürüm. Diğer okullardaki dostluğa, arkadaşlığa zarar veren grupçuluk bize pek sirayet etmedi. Bunda Nuh Köklü gibi arkadaşların büyük rolü vardı. Devrimci Yol sempatizanıydı. İzleyebildiğim kadarı ile bir süre öğrenci hareketinin dışında da değişik alanlarda mücadele etti.

GAZETECİLİK SEKTÖRÜNDE DE BERABER ÇALIŞTIK

Sonra yaşam hepimizi değişik alanlara attı. Onunla tekrar gazeteci olarak aynı sektörde karşılaştık. Aynı okuldan  yine ortak bir arkadaşımız olan Sibel ile evlendi.zaman zaman karşılaşır sohbet ederdik. Popüler kültürü Ajda Pekkan üzerinden inceleyen bir kitap yazmıştı. Şakayla karışık “Nuh yazdığın ilk kitap bu olmamalıydı” demiştim. Galiba ondan daha ağır politik bir şey bekliyordum. Kim başlattı bilmiyorum.  1 Aralık Basın Yayın işgalinin yıl dönümünde öğrenci derneğinde yer alan arkadaşlar ile her yıl buluşmaya başladık. Öğrenci derneğinin o ilk toplantılarına katılanlardan bazılarını yargısız infazlarda, sokaklarda çatışmalarda kaybetmiştik. Bazılarımız  ise hapisteydi. Her toplantıya hapisten çıkan bir iki arkadaşımız katılırdı. Nuh bir ikisi dışında çok katılmamıştı. “Oğlum niye gelmiyorsun” dediğimde  gülerek “daha anılarımızı anlatacak kadar yaşlanmadım” demişti.

Latin Amerika’nın devrimci hareketlerinin daha sonra kendi ülkelerinde  gerçekleştirdiği politik örgütlenmelere ve iktidar başarısına büyük ilgi duyuyordu. Cebinde doğru düzgün parası olmadan Latin Amerika’yı baştan aşağı gezmiş, o politik hareketlerin yöneticileri ile tanışmıştı. Zapatistalar eski Tupamaros gerillaları ile konuşmuştu. Heyecanla Uruguay’ın devlet başkanı  eski Tupamaros gerillası Mujica ile tanıştığını aktarmıştı.

SABAH GREVİNİ ÖRGÜTLEYENLERDENDİ

Sonra yolumuz Sabah gazetesinde tekrar kesişti. O eklerde çalışıyordu. Özellikle futbol üzerine yazdığı yazıların ilgi ile takip edildiğini hatırlıyorum. Sonra TMSF’nin Sabah gazetesine el koymasından sonra sendikal mücadeleyi başlatan bir iki arkadaştan biriydi. TMSF’den sonra gazete Çalık grubuna satılmış yönetim sendikal örgütlenmenin önüne geçmek için birkaç arkadaşımızı işten atmıştı. Nuh’un ilk atılacaklar arasında olduğunu biliyorduk. Bu süreçte ben bir başka gazeteye geçmiştim. Fakat zorlu bir süreçten sonra işyerinde sendika yetki almayı başardı. Sendika temsilcisi seçilen Nuh kısa bir süre sonra işten atıldı. İnsan Kaynaklarının başındaki kişi “İşçi hakları” üzerine kitap yazmış eski bir solcuydu. Onunla tartışmasında haklarını savunmuş bu kişinin “bunları nereden çıkartıyorsun?” sorusu üzerine “sizin kitabınızı okudum”  cevabını vermişti. Sonra Sabah grevinde “grev gözcüsü” tişörtü ile gazetenin önünde aylarca diğer arkadaşlar ile birlikte oturdu. “Yenilsek de bu piyasada bunu da yaptık ya yeter” dedi.

NTV’DEN MUHALİF KİMLİĞİ NEDENİYLE ATILDI

Uzun bir işsizlik döneminden sonra NTV’de editör olarak işe başladı. Gezi olaylarının başlamasından sonra aktif olarak gösterilere katıldı. Çalıştığı yerlerde konumunu bir mevzi olarak görürdü. Bazen muhalif kimliği yüzünden hiç çağrılmayacak birini televizyona çıkarttığını bir çocuk sevinci içinde aktarırdı.. Ya da bazen hazırladığı bir dosyanın yayınlanmayıp arşive kaldırılmasından kızgınlıkla söz ederdi. Ancak NTV’den muhalif kimliği yüzünden işten atıldı. Gerekçe her zamanki gibi “Performans eksikliğiydi”..

Aylardır işsizdi. Birkaç ay önce beni aramıştı. Yeni tuttuğu evdeki tadilat bitmemişti. “Sana geleyim” dedi. Artık daha farklı kalıcı işler yapmak istiyordu.  Benzer süreçlerden geçmiştik. Latin Amerika’daki sosyalist hareketleri izler oralardan kendi bloğuna çeviriler yapar paylaşırdı.

‘NUH NEREDE?’

“Artık bu piyasada bize iş yok” dedi.  Akşamları yaptığımız sohbetlerde eskileri andık. Yitirdiklerimizi, dostları. En son sendikadaki bir toplantıda görmeyince “Nuh nerede?” demiştim. Herkes bir diğerinin aradığını sanmıştı. Aradım “Yetişemem Haydarpaşa garındaki eyleme gidiyorum” dedi.

Ölürken “Ne olur bu bir rüya olsun?” demiş. Hâlâ ölümü bir şaka gibi geliyor. Onu Süleymaniye’de o kahvede birlikte oturduğu diğer dostların yanına, Hamiyet’in, Süleyman’ın, Hüseyin’in, Mehmet’in yanına gönderdik . Öfkemiz büyük…

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

‘Demokratik yasalar kadın katliamını durdurur’

SONRAKİ HABER

Uzun soluklu bir mücadele: Kadın hareketi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa