18 Şubat 2015 04:58

AB’nin ezberi bozuldu

Yunanistan’da SYRIZA’nın seçimleri kazanmasından bu yana yaşananlar bugüne kadar önüne gelen her hükümete istediğini dayatan ve alan AB’nin ezberini fena bozdu. Avro Grubu’nun verdiği ültimatomun mu, Yunan halkının SYRIZA’yı iktidara getirerek AB’ye verdiği ültimatomun mu geçerli olacağı ise önümüzdeki cuma toplantısında belli olabilir.

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Yunanistan’ı IMF ile birlikte “borç sömürgesi” haline getiren AB ülkeleri ve AB kurumları 25 Ocak’ta yapılan seçimlerden sonra “yeni bir durum”un oluştuğunu hem kabul etmek hem de anlamak istemiyorlar. Bu nedenle önceki Yeni Demokrasi Partisi-PASOK Koalisyon hükümeti tarafından kabul edilen bütün şartların SYRIZA tarafından olduğu gibi kabul edilmesi ve sürdürülmesini dayatıyorlar.
AB ülkeleri ve kurumlarının yaptığı bütün açıklamalarda, Yunanistan ile Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den oluşan “troyka” arasında, 2010’da verilen 240 milyar dolarlık “yardım programı”nın aynı şartlarda devam etmesi çağrısında bulunulmuştu. Ancak bütün çağrılara rağmen Başbakan Aleksis Çipras ve SYRIZA’nın koalisyon hükümeti, troyka ile ilişkileri kestiğini kamuoyuna açıklamıştı. Şimdi ise AB, “Troyka ile ilişkiler kesildi, ancak troykanın politikaları devam etsin” politikası dayatıyor. Bu nedenle daha önce verilen ve süresi şubat sonunda bitecek olan kredinin aynı koşullarda uzatılması için Yunanistan hükümetine baskı ve şantaj yapılıyor.

AVRO GRUBU’NDAN TEHDİT

AB içerisinde ortak para birimi olan avroyu kullanan 19 ülkenin maliye ya da ekonomi bakanlarının yanı sıra AB Komisyonu Ekonomi ve Para Komiseri ve Avrupa Merkez Bankası Başkanının üyesi olduğu Avro Grubu (Eurogroup) bir bakıma AB’de izlenecek ekonomi ve mali politikaların merkezi durumunda. Bu nedenle bu grupta alınan kararlar ekonomi açısından oldukça önemli. Grup, Yunanistan’a dayatılan politikalardan vazgeçilmesi durumunda arkasının geleceğini bildiği için, pazartesi günü Brüksel’de yapılan toplantıda şartlar kabul edilmediği ve baskı ile şantaj öne çıktı. 

VARUFAKIS: SAÇMA VE MANTIKSIZ

Yunanistan halkının iradesini hiçe sayan, ülkeyi “borç sömürgesi” haline getiren Avro Grubu üyeleri, hazırladıkları metni Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis’e imzalatmaya çalışınca, görüşmeler kesildi. Son haftalarda Çipras’la birlikte Yunanistan’ı dışarıda temsil eden ikinci önemli siyasetçi olan Varufakis, haklı olarak dayatılanları “saçma ve mantıksız” olarak nitelendirerek, imzalamayı reddetti.

Son dayatmada da görüldüğü gibi, AB, SYRIZA’ya da boyun eğdirdiği önceki hükümetler gibi yaklaşıyor. Ancak, SYRIZA’nın asıl bu politikalara tepki sonucu güçlendiğini ve halk desteğini aldığını görmezden geliyor. Yunan halkının ne istediğinden çok AB’deki mali tekellerin çıkarları daha belirleyici. Avro Grubu Başkanı Hollanda Maliye Bakanı  Jeroen Dijsselbloem, Yunanistan’ın kendilerini daha fazla oyalamasına izin vermeyeceklerini söyleyerek, ültimatomun arkasında olduğunu dile getirdi. Bu nedenle gözler şimdi Avro Grubu tarafından cuma gününe kadar verilen ültimatomda.

YUNANİSTAN ASLINDA ÇOK ŞEY İSTEMİYOR

Avro Grubu’nu ve bütün AB ülkelerinin sermaye gruplarını çileden çıkaran Yunanistan’ın talepleri aslında o kadar da kabul edilemeyecek talepler değil. Ancak, bugüne kadar ülkeye sömürge gözüyle bakanlar dayatılan bütün programların olduğu gibi hayata geçirilmesini istiyorlar. Yunanistan hükümeti ise geçtiğimiz yıllarda ülkeye dayatılan “tasarruf ve reform talepleri”nde hafifletmeyi, sürenin altı ay uzatılmasını talep ediyor. Ayrıca yaptırımların yüzde 30’unu yerine getirmeyeceğini açıklıyor. Ancak, Avro Grubu ve AB Konseyi, bütün planların olduğu gibi kabul edilmesini istiyor. 

CUMA GÖRÜŞMESİ KRİTİK

Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki cuma hem SYRIZA hükümeti hem de AB ve Avro Grubu için önemli olacak. Diplomatik düzeyde yapılacak görüşmelerden sonra hangi tarafın geri adım atacağı bundan sonraki gelişmeler için önemli. Zira 28 Şubat, verilen kredinin süresinin uzatılması için son gün.
Yunanistan’a yapılan dayatmalarda önemli rolü bulunan Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, taraflar arasında bir uzlaşmanın olacağı konusunda pek umutlu olmadığını söyledikten sonra, “Yunanlar beni üzüyor. Seçtikleri hükümet tamamen sorumsuzca davranıyor” dedi. Başka bir AB yetkilisi de “Yunanlılar sanki başka bir gezegende yaşıyor” diyerek istenilenlerin reddedilmesi karşısındaki şaşkınlıklarını gizlemedi. 

Yunanistan’ın itirazı karşısında ezberi bozulan AB’nin, şimdi dayatılanların olduğu gibi hayata geçmesi üzerine verdiği ültimatom da işe yaramayacak gibi görünüyor. Çünkü toplantıda tehdit ettikleri Varufakis, daha sonra yeni bir anlaşmanın yapılmasını talep etti. Bu da bütün pazarlıkların yeniden yapılması anlamına gelecek.

BUNDAN SONRA NELER OLABİLİR?

Süddeutsche Zeitung’da dün “Tehlikeli Senaryo” başlığıyla yer alan haber- yorumda AB ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin bundan sonra nasıl olabileceği konusunda değerlendirmeler yapıldı. Avro Grubu Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Yunanistan’ın yazılı başvuruda bulunması durumunda yeniden pazarlık masasına oturabileceklerini söyledi. Yazıda Alman hükümetinin son dakikaya kadar Yunanistan’ın daha önce imzalanan anlaşmaya uyması konusunda ısrarcı olmasından yana. Ardından Yunanistan hükümeti tarafından kredinin süresinin uzatılması yönünde yapacağı resmi başvuru beklenecek. 

Benzer bir durumun daha önce Kıbrıs’ın başına geldiği belirtiliyor. 2013’te Kıbrıs yönetimi de dayatılan ağır şartlara karşı çıkmıştı. Ardından Avrupa Merkez Bankası ültimatom vererek Kıbrıs’ın iflasını gündeme getirmişti. Benzer bir durum, 28 Şubat’tan sonra Yunanistan için de gündeme getirilebilir. Ancak, bunun SYRIZA’nın işine yarayabileceği de belirtildi. Bu nedenle “iflas senaryosu”na pek ihtimal verilmiyor.

SYRIZA’NIN TAVRI BELİRLEYİCİ

“Borç krizi” içine sürüklenen, bu nedenle AB ve IMF tarafından adeta “sömürge” ilan edilen Yunanistan’da bundan sonra gelişmelerin ne yönde olacağını asıl olarak SYRIZA belirleyecek gibi görünüyor. AB’nin dayatmalarına karşı hem seçim sonuçları hem de hükümete destek amacıyla yapılan gösteriler halkın “sömürge politikaları”na karşı hükümetin yanında olduğunu gösteriyor. Hükümet de bugüne kadar seçim öncesinde söylediklerine uygun bir çizgi içerisinde oldu. Bu devam ettiği sürece halkı yaşam koşulları yeni hükümet döneminde öncesine göre değişebilir. Bu nedenle, Avro Grubu’nun verdiği ültimatomdan çok Yunan halkının SYRIZA’yı iktidara getirerek AB’ye verdiği ültimatom çok daha önemli.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

TBMM'de saldırı: HDP'li ve CHP'li vekiller yaralandı

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Utku Çakırözer: Ayşe Arslan cinayetinde neden sonuç yok?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa