16 Şubat 2015 12:24

Şair ve yazardaki aşk arzusu ve düşüncesi

Özcan Erdoğan yeni kitabı 'Aşk Hakkında Düşünceler'de organize ettiği hatta örgütlediği aşk tartışmasını doğrudan şairlere yönelterek okurun dâhil olabileceği bireysel ama ondan çok kişisel bir tartışma haline getirmiş.

Paylaş

Halim ŞAFAK

Aşkın ne olup ne olmadığı meselesi daha halledilememiş bir tartışmadır. Bundan dolayıdır ki başta edebiyat olmak üzere bilimden psikolojiye birbiriyle ilişkili ilişkisiz birçok disiplin aşka fazlasıyla kafa yormuştur. Ortaya çıkan sonuçlar aşk meselesini bitmiş bir tartışmadan çok daha da tartışılması gereken bir konu ve izlek haline getirmiştir. Bir bakıma dünya değiştikçe, dönüştükçe aşk da bu değişimden etkilendiğinden insanlığın bu tartışmayı sona erdirmesi pek mümkün değildir.

Süreç aşkı kadın erkek arasında ve erkek egemen bir ilişki olmaktan tam olarak çıkarmamışsa da tartışmaya insan cinslerini de dâhil etmiştir. Hatta orda kalmamış çoklu aşk bile söz konusu edilir olmuştur. Buysa aşkı iktidar ilişkisi olmasına rağmen insan cinsleri arasında bir ilişkiye dönüşmeye eğilimli bir şey haline getirmiştir.
Burada can alıcı sorun aşkın ruhsal bir şey mi yoksa ondan fazla yaşanan bir şey olup olmadığı tartışmasıdır. Balzac ve daha başkalarının aşkı duyguyla açıklaması burada bir yanıttır ama tartışmayı bitirmeyebilir. Bu tabii hayata yönelsin yönelmesin aşk meselesini aynı zamanda insan arzusu ya da insan arzusunun sonuçlarından biri haline getirir. 
Kuşkusuz sıradan insan aşkı ifade etmek ve tartışmaktan çok yaşamıştır. Yaşamak için ne olduğunu, ne yaptığını bilmesi ya da tanımlaması ve hangisiyse tartışması gerekmemiştir. Bu noktada mutluluk ya da acı hangisi olursa olsun sıradan insanın yaşamakla yetindiği durumlardandır. Bu dediğim tabii sıradan insanla aşk arasındaki ilişkiyi ortalamaya mahkûm etmiş olmuyor. Tersine konuşmuyor olmak zihinsel ya da hayati aşkı devasa bir şey haline çoktan getirmiş olabilir.
Ama yazan için aşkı daha geniş bir çerçevede ele almak gerekiyor. En azından aşkın ruhsallığı ile kurulan ilişki ve bunun yol açtığı tek yanlılık özellikle edebiyat açısından devasa bir birikimdir. Orada da aşkla şiir arasında kurulabilecek ve ikisinin lehine bir ilişkininse bu noktada aşk tartışmasını daha da özgünleştirmesi mümkündür.
Şairlerin izlek olarak aşka ilgisinin boyutları biliniyor. Bağlı olarak aşkı zihinsel ya da hayati olarak yaşamaya dönük arzularının şiirde karşılık bulmasına itiraz etmedikleri gibi bu konuda kendilerini fazlasıyla kışkırtıyorlar. Bu noktada edebiyatın daha özelde şiirin sahip olduğu o geniş özgürlük alanına bağlı olarak aşk konusunda en geniş, en kışkırtıcı ve aşırılaşmaya eğilimli bir kütüphanenin oluşturucusu olduğunu düşünüyorum.

Özcan Erdoğan’ın daha önce hazırladığı “Dahiler ve Aşkları” (7.Baskı, İkaros Yayınları, 2013) ile “Tarihi Liderler ve Aşkları” (“2. Baskı, İkaros Yayınları, 2013) bu bağlamda biyografik olanın hissedilir baskısına rağmen ünlülerin aşkı üstünden aşk konusunda şairlerin düşüncelerini özgünleştirip parlatmasının alanı olmuştu. 
Özcan Erdoğan bu kez de dünya yazını ve kendileri üstünden şairlerin aşka dönük düşüncelerini hem özgünleştirmelerinin hem de parlatmalarının peşine düşmüş. Özcan Erdoğan yeni kitabı “Aşk Hakkında Düşünceler”de (İkaros Yayınları, 2015)   organize ettiği hatta örgütlediği aşk tartışmasını doğrudan şairlere yönelterek okurun dâhil olabileceği bireysel ama ondan çok kişisel bir tartışma haline getirmiş.

Şair ve yazarların özgün metinlerinden ve görüşmelerden oluşan kitap aşk meselesini aşkın bilimselliği, Türk yazınında aşk ve dünya yazınında aşk olmak üzere üç ayrı bölümde ele alıyor. Dünya yazınında aşk bölümü;Platon, Montaigne, Bacon, Goethe, Stendhal, Schopenhauer, Balzac, Victor Hugo, Lev Tolstoy, Nietzsche, Oscar Wilde, Sigmund Freud, Emma, Simone de Beauvoir, Albert Camus gibi isimlerden, daha çok iktibaslarla kendini oluşturduğu için bu noktada kitaba katkısı aşk tartışmasının geçmişini göstermesi açısından oldukça önemlidir. (Bu bölümde Marki de Sade, SacherMasoch, George Bataille, AntoninArtaud, Jean Genet gibi yazarların aşk üstüne düşüncelerinin olmayışı tabii kitabın eksikliğidir.)  Kitabın asıl tartışılması gereken bölümleri özgün metinler ve görüşme sorularına verilen yanıtların oluşturduğu bu iki bölümdür. Ama yine de aşkın evveliyatından haberdar olmak için yine dünya edebiyatında aşk bölümünden kitabı okumaya başlamak gerekir.

Çağrı Mert Bakırcı, H. Tuğrul Atasoy ve Şengül Yahya’nın aşkın bilimselliğini tartışan yazıları bugün her şeyin bilimsel ve onun sonuçlarından biri olarak teknolojik olanla açıklandığı düşünülürse daha çok bilgi olarak okurun ilgisini çekebilir. Ama ben kendi adıma dünya edebiyatından başlayıp metinlere ordanda görüşme sorularına verilen yanıtlara yönelen bir okurluğu tercih ederim. Bu noktada Enis Batur, Ahmet Altan, Bahadır Gülmez, Şakir Özüdoğru gibi şair ve yazarların metinleri küçük İskender, Sina Akyol, Ertuğrul Meşe gibi şair ve yazarların yanıtlarının yeni bir aşk tartışmasına muhakkak katkısı olabilir.
Baştan beri aşkın arzu ile ilgili olduğunu ve bu yüzden de insan cinslerini tam aşırılıkla yaşamaya kışkırttığını düşünenlerdenim. Buradaki yaşamayı ve onun aşırlığını hem zihinsel hem de hayati bir şey olarak kabul etmemiz için çok fazla belirti var. Aşk arzusunun ürettiği aşırılığın her zaman yalnız kalma/bırakılma ihtimali vardır. En azından kimi zaman insan cesareti o aşırılığın yaşanmasına yetmeyebilir.
Öyledir çünkü insan arzusunu eninde sonunda kendine ya da bir başkasına yönelik cinsel arzu haline getireceğinden bunun yaşanması ve yaşanmaması tek yanlı ya da değil kötülüğü çağırır. Bu da aşkın erotizm ve pornografi kadar ölümle ve öldürmeye ilişkisini açıklamaya yeter. Ve bunların hepsi aynı zamanda iktidar tartışmasıdır. Marki de Sade, George Bataille, Jean Genet gibi yazarlarda aşk aşırılığı zorlayan bir şiddetle bu yüzden kendini gerçekleştirir. 

Özcan Erdoğan’ın “Aşk Hakkında Düşünceler”i bu anlamdagünümüz şair ve yazarlarının aşk anlayışını ve bu anlayışın geçmişle ilişkisini de ortaya çıkarmış olduğundan tartışılması gereken bir birikim olarak okurun önüne çıkmış bulunuyor.Hepsinden de önemlisi Özcan Erdoğan’ın Aşk Hakkında Düşünceler’i aşkı daha fazla yaşanması ve sürmesi mümkünarzu bir tartışması olarak anladığı için okunmalıdır. Gerisi ise aşkı yalnız ya da değil düşünüp yaşamayı arzu edip etmeyeceğini bilmediğimiz okura kalıyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Lise öğrencisine, Erdoğan'a hakaretten 7 ay 23 gün hapis

SONRAKİ HABER

Eskişehir'de kadınlar, kadın cinayetlerine karşı yaşam zinciri oluşturdu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa