16 Şubat 2015 05:00

Kadınlardan tepki: Asıl fail hükümet!

Kadın örgütleri ve siyasi partilerin kadın temsilcileri, hükümet temsilcileri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Özgecan Aslan’ın katledilmesine ilişkin kınama açıklamalarını samimi bulmadıklarını söyledi. Kadına yönelik şiddetin esas sorumlusunun hükümetin kadın düşmanı politikaları olduğuna dikkat çeken kadınlar, Aslan’ın failinin AKP iktidarı olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaş

Kadın örgütleri ve siyasi partilerin kadın temsilcileri, hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mersin’de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın cinayetine ilişkin yaptıkları kınama açıklamalarını samimi bulmuyor. Kadına yönelik şiddetin esas sorumlusunun hükümetin kadın düşmanı politikaları olduğuna dikkat çeken kadınlar, hükümetin bu açıklamalarla sorumluluktan kaçmaya çalıştığına vurgu yaptı.  

Hükümetin Özgecan Aslan’ın ölümüne ilişkin tepkisinin iki yüzlü olduğunu söyleyen Kadın Cinayetlerine Karşı  Acil Önlem Grubu Üyesi Selime Büyükgöze,  “Özgecan’ın faili erkekler. Bunu besleyen hükümet ve devlet. Erkek hak gördüğü için kadını dövüyor, öldürüyor. Bunu aklayacak sebepler üreten herkes, Özgacan’ın faillerinden biridir. Bunu önleyecek mekanizmaları üretmeyen  devlet, kadın ve erkek eşitliğini sağlamayan devlet Özgecan’ın failidir” dedi. Hükümetin ve devlet temsilcilerinin kadına yönelik söylemlerinin erkek şiddetini beslediğini kaydeden Büyükgöze, şöyle devam etti: “Siz sürekli ‘kadın erkek eşitliği yok’ derseniz, ‘tecavüze uğrarsa doğursun devlet bakar’ derseniz, ‘kadın iffetli olsun’ derseniz ve bunu söyleyenler hakkında yaptırımlar olmazsa bu tür sonuçları  hep  göreceğiz. Söylem düzeyinde ürettikleri şey hukukende geçerliymiş gibi toplumda uygulanıyor çünkü,” Hükümetin kadına yönelik şiddeti önlemek için yeni bir şey keşfetmesi değil, Türkiye’nin de taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Büyükgöze, “İstanbul Sözleşmesi ne yapması gerektiğini yazıyor” diye konuştu.

‘TAHRİK İNDİRİMLERİYLE ŞİDDET TEŞVİK EDİLİYOR’

Mor Çatı üyesi Avukat Deniz Bayram da, hükümetin kadına yönelik şiddeti önlemede “mücadele ediyormuş gibi” görünmeye ve bunu uluslararası bir prestij haline getirmeye çalıştığını söyledi. Ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, İstanbul Sözleşmesi’nin yürütmesi ve uygulanmasıyla ilgili grevio adaylarının seçiminde bile kadın örgütlerinin adaylarını değerlendirmediğini ve bu süreci şeffaf şekilde yürütmediğini söyleyen Bayram, “Hükümetin bu alanda tek mücadelesi aileyi güçlendirmek ve kadınları güçsüzleştiren bir mekanizma kurmak” dedi.

Yargıdaki cezasızlık anlayışına da vurgu yapan Bayram, bugüne kadar bütün kadına yönelik şiddet davalarında faillerin “haksız tahrik”, “iyi hal”  ve “pişmanlık” indirimi uygulanarak az cezalarla ödüllendirildiğini söyledi. Yargı kararlarının erkek şiddetini teşvik ettiğini belirten Bayram, “Dışarıda kadınları öldürme potansiyeli olan  her erkeğe ‘Merak etme içerde sadece 10 yıl kalacaksın. Zaten indirimlerle az ceza alacaksın’ deniyor. Biz bu indirimlerinde cinayete ve şiddete teşvik olduğunu söylüyoruz” diye konuştu. Sadece kadın örgütlerinin baskısıyla yürüyen az sayıdaki davada ağırlaştırılmış müebbet cezaları alındığını belirten Bayram, ancak pek çok davada yargının indirimler uygulayarak faili koruduğunu söyledi.


‘İDAM GERİ GELSİN’ SÖZLERİNE TEPKİ

Kadınlar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, ve AKP Milletvekili Suat Kılıç’ın idamın geri getirilmesine yönelik sözlerine de sert tepki gösterdi. Mor Çatı üyesi Avukat Deniz Bayram, idam tartışmasının kadın cinayetlerini politik hattından çıkartıp meseleyi münferitleştirmek amacı taşıdığını söyledi. Bayram, idamın geri getirilmek istenmesinin hükümetin erkek şiddeti ve kadın cinayetlerindeki sorumluluğunu ortadan kaldırma amacı taşıdığını kaydetti.  

ÖDP Eş Genel Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya da, “Bu ülkede kadınları öldüren erkekler insan öldüren birinin alması gereken cezayı aldı mı bugüne kadar? Varolan hukuku bile uygulamıyorlar” dedi. Esas olarak kadını ikincil planda gören ve kadın cinayetlerini olağanlaştıran zihniyetin değişmesi gerektiğini kaydeden Çetinkaya, “Şiddete uğradığında şikayetçi olan kadına polis memurunun muamelesi değişmeli, hastaneye giden kadının karşılaştığı muamele değişmeli, mahkemelerde sorgulanma süreçlerinde izlenen tutum değişmeli. O nedenle mesele cezanın ne olduğu değil, uygulanıp uygulanmaması. Ceza tartışmalarını açarak sorunun kendisini örtmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

‘KADIN BAKANLIĞINI KALDIRDILAR’

Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, hükümetin açıklamalarına tepki göstererek  “Kadına yönelik şiddeti önleme ve eşitliği sağlama ve önlemleri almakla yükümlü bir erkten söz ediyoruz. Bu kınama açıklamaları bu yüzden samimi ve yeterli değil” dedi. Tecavüz, taciz ve kadına yönelik şiddet davalarında yargılanan faillerin ceza almadığının verilerle ortaya konulduğuna dikkat çeken Beştaş, Cumhurbaşkanının anayasaya rağmen kadın erkek eşitliğini fıtratla açıkladığı bir ortamda şiddeti önlemek için esas olarak zihniyet dönüşümünü sağlamak gerektiğini kaydetti.

Hükümetin kadın bakanlığına bile tahammül edemeyerek kaldırdığını ve yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurduğunu hatırlatan Beştaş, HDP olarak kadın bakanlığı kurulması başta olmak üzere verdikleri tüm yasa tekliflerinin reddedildiğini ifade etti.

BU SİSTEM TÜMDEN DEĞİŞMELİDİR

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, “Bir ülkenin Cumhurbaşkanı ‘Kadın-erkek eşit değildir. Aksi fıtratına terstir’ diyebiliyorsa, bir ülkede kadın katillerine tahrik indirimi uygulanabiliyorsa, ‘karı-koca arasına girilmez’ diyerek kadınların şiddetle barışması sağlanıyorsa bu sistem tümden değişmelidir” dedi.

Ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ne de Aile Bakanı Ayşenur İslam’ın bugüne kadar kadın cinayetlerinde uygulanacak cezaların yaptırımlarına dair bir garanti verdiğini söyleyen Doğan, şöyle konuştu: “Kadının hayatın her alanında eşitliğini sağlamak yerine eşitsizlik fikrini yerleştirmeye çalıştırıyorlar. Aynı zamanda okullarda da buna yönelik bir eğitim yok. O nedenle bu sonucu ortadan kaldıracak kültürel değişim örgütlenmeli.”  (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Artık tek dava var; Erdoğan’ın ömür boyu iktidarda kalması

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Özgür Karabat: Kanal İstanbul kimleri zengin edecek?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa