16 Şubat 2015 05:24

Demokratik talepler spor organizasyonlarını otoriter liderlerin elinden kurtaracak mı?

Bir spor organizasyonu mu düzenlemek istiyorsunuz? Yeterince paranız var ve despot bir lider misiniz? Başardınız! Bir sonraki küresel spor organizasyonuna ev sahipliği yapmaya hak kazandınız.

Paylaş

Ulaş MANAZOĞLU

Artık her şey çok kolay. Uluslararası danışmanlık firmaları sizin için her şeyi planlıyor, profesyonel sunumlarla komiteleri etkiliyor ve lobi faaliyetlerini yürütüyorlar.
‘Marka ülke’ olmaya kafayı takmış bir liderseniz, ülkeyi yönetme tarzınız ne olursa olsun sporu takip edecek milyonlar bulabilirsiniz. Ev sahibi ülke olduğunuzda kendinizi başarılı sayıyor olabilirsiniz. Ancak son gelişmeler işlerin hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan ülkelerin yaşadığı sıkıntıları gören biraz daha rasyonel düşünen devletler dev organizasyonlardan adaylıklarını birer birer çekiyorlar. Münih, Davos, Oslo, Stockholm ve Krakow şehirleri, 2022 yılında düzenlenecek Kış Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmaktan vazgeçtiler. Krakow’daki referandum her ne kadar düşük katılımla gerçekleşmiş olsa da, sandıktan %70’e yakın ‘hayır’ kararı çıktı.
Görünen o ki, yeni bir döneme giriliyor. Artık şehirler uluslararası komitelerin isteklerine değil; komiteler aday şehirlerin isteklerine uyum sağlamak zorunda kalacak. ‘Ekonomik katkı’ vaatleri etkisini kaybetmiş gözüküyor. Halk hastane, okul gibi kamusal yararı gözeten çalışmalar talep ediyor. Kamusal harcamaların daha şeffaf olması isteniyor. Spor organizasyonlarında ev sahipliği yapmanın ‘milli yarar’ sağlayacağı söylemleri etkisini kaybetmeye başladı. Ev sahibi olabilmek için verilen tavizler -Brezilya’da Konfederasyon ve Dünya Kupası için özel olarak çıkarılan Budweiser yasası bunun en trajikomik örneklerinden biri- ülkelerde geçici yasalar çıkarılmasına kadar uzanıyor.
Dev organizasyonları ülkeye getirerek hayallerindeki Disneyland’i yaratmaya çalışan otoriter liderlerin muhalifler için ‘dehaca’ planları var. Soçi’de protesto gösterilerinin sadece devlet tarafından belirlenen alanlarda yapılmasına izin verilmişti.
20. yy başından beri otoriter devletler birçok ihtilaflı ev sahipliği yaptı: Nazizm etkisindeki Berlin 1936, ırkçılık protestosunun damga vurduğu Meksika 1968, cuntanın gölgesindeki 1978 Arjantin, boykot edilen Moskova 1980, demokrasi rejimine uzak Seul ve insan hakları karnesi zayıf Çin.
Center for Systemic Peace, ülke rejimlerini -10 ile 10 puan arasında (-10 en otoriter, 10 en demokratik) değerlendirdiği Proje IV çalışmasında, son dönemde büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan/ yapması kesinleşen ülkelere verilen puanlar şaşırtıcı değil. Değerlendirmede; Katar -10, Çin -7, Rusya 4 puana sahip.

ORGANİZASYONLAR MİADINI DOLDURACAK MI?

Demokratik ülkeler birer birer ‘odadaki fil sendromundan’ kurtulurken yeni bir arayışa giriliyor. Marina Hyde, Guardian’daki köşe yazısında, Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası’nın sürekli olarak İsviçre’de düzenlenmesi gerektiğini savunmuş ve bu radikal önerisi çok konuşulmuştu.
Sistematik rüşvet ve yolsuzluk aracı haline gelen dev organizasyonlar miadını dolduracak mı? Sporun antidemokratik rejimlerle olan ilişkisi mevcut sistemde kolay değişebilecek gibi gözükmüyor; fakat bu ilişkinin değişmesine yönelik taleplerin artması bir kırılma noktasının oluşacağına işaret ediyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Petrol-İş kongresinde arbede

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Polat: Menderes’in doğası mermer ocaklarına teslim

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa