15 Şubat 2015 07:52

Nereye kadar Podemos?

Podemos ile SYRIZA’nın birkaç benzerliği var. Kemer ve kravat tercihleri örneğin; iki parti de kemer sıkmayı ve kravat takmayı sevmiyor. Bir de dış borçları ödemeyeceklerini ilan edip sonra bu iddiadan vazgeçmiş olmaları var...

Paylaş

Elif GÖRGÜ

2011 yılının mayıs ayında öfkeli binlerce genç İspanya meydanlarını doldurmuş, yolsuzluklara işsizliğe, krize, yetti demişti. “Öfkeliler” dendi onlara. Genç işsizlik yüzde 50’lere ulaşmış, yüz binlerce genç Almanya gibi ülkelere göçmeye, ev kredilerini ödeyemeyen aileler kitleler halinde evlerden atılmaya başlamıştı. Diktatörlük sistemine, diktatör (Franco) öldüğünde son verilen ve parlamenter monarşiyle yönetilen İspanya’da o gün bugündür adı Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) olan “sol” parti ve adı Halk Partisi (PP) olan “sağ” parti zaman zaman yer değiştirerek ülkeyi yönetmişlerdi. Kriz dönemi PSOE’ye denk gelince sonraki seçimde kaybetti ve bir kez daha sıra PP’ye geldi.
Gençlerin öfkesini örgütleyebilecek “yeni” bir hareket olarak Podemos (Yapabiliriz), Madrid Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü Pablo Iglesias’ın liderliğinde ve yine birkaç başka siyaset profesörü, aydın, sanatçı vs.. bir araya gelerek oluşturdukları bir hareket olarak ortaya çıktı. Türkiye’de de tuttu. İddiaya göre yeniydi; gençti, uzun saçlı, kravatsız lideri vardı. Kendine Marksist bile diyordu. Daha ne olsundu...
Podemos, “Yapabiliriz” diyerek özellikle kemer sıkma politikalarına karşı söylemiyle öne çıktı. Halkın örgütlü bir siyasi alternatife ihtiyacına da denk gelerek bir yıl içinde İspanya’nın anketlerinden “yarın oy kullansanız kime oy verirsiniz” sorusunun bir numaralı yanıtı oldu.
Yunanistan’da SYRIZA’nın hükümet olmasıyla birlikte “İspanya’nın SYRIZA’sı” denilerek yeniden uluslararası gündeme düştü.

PODEMOS NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Podemos ile SYRIZA’nın birkaç benzerliği var. Kemer ve kravat tercihleri örneğin; iki parti de kemer sıkmayı ve kravat takmayı sevmiyor. Bir de dış borçları ödemeyeceklerini ilan edip sonra bu iddiadan vazgeçmiş olmaları var...
Farklılıklarına gelince; SYRIZA politik bir geçmişi ve geleneği olan sol, sosyalist, ilerici parti ve kişilerin oluşturduğu bir koalisyon partisi. Politikalarını bunun üzerine kurup kurmadığı bir yana, emek-sermaye çelişkisini kabul ediyor. Podemos sınıf sevmiyor, sınıfsız “yurttaş” seviyor. Podemos’a göre sınıf farklarına vurgu yapmak “bölücü” bir tutum. “Tahtanın merkezinde olmayı arzu ediyoruz” diyor Iglesias. Siyasi ittifaklara da karşı, “Partiler arası pazarlıklara ya da baş harfler çorbasına katılmayacağız” sözü ünlü.
Ama sınıflar var işte n’aparsın, İspanya Sosyolojik Araştırmalar Enstitüsü (CIS) Kasım 2014 anketi “İspanya’nın en üst sınıfları yüzde 17.6 ile en çok Podemos’u destekliyor” diye açıklıyor mesela.
Bir de yine kasımda açıklanan Podemos’un “ekonomi programı” var ki dört başı mamur sınıflı bir program. Iglesias da onu tanıtırken şöyle diyor zaten: “Eminim ki patronlar önerilerimizi okuduklarında bizimle birleşmek isteyecekler.”

DÖRT AYDA NASIL SINIF ATLANIR?

Podemos iki ekonomik program açıklamış bugüne kadar. Biri Mayıs 2014 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi, diğeri Kasım 2014’te iki ekonomiste (Juan Torres ve Vicenç Navarro) hazırlatılan “Halk İçin Ekonomik Bir Proje”.
İki programda da haftalık çalışma saatlerinin düşürülmesi, asgari ücretin, kamu ücretlerinin, emekli maaşlarının artırılması; eğitim, sağlık gibi kamu harcamalarının yükseltilmesi var. Bildiğiniz asgari sosyal devlet. Azamisi Venezuela’da mevcut, petrole dolayısıyla emperyalizme bağımlı ve petrol fiyatları sallandıkça sallandığı herkesin malumu.
Petrolü olmayan İspanya’ya geri dönersek... Mayıs programındaki stratejik önemdeki (telekomünikasyon, enerji, ulaşım vs.) işletmelerin kamulaştırılması kasım programından çıkartılıyor. “Kamulaştırma niyetimiz yok ama şirketler sorumluluklarını yerine getirmelidir” diyor Iglesias. İspanyol şirketlerinin fıtratı dünyanın geri kalanından farklıysa demek...
Mayısta emeklilik yaşının 65’ten 60’a düşürülmesini savunan Podemos kasımda 65 yaşa geri dönüyor. Mayısta “haksız borçların” ödenmeyeceği ilan edilirken, kasımda bu iddia da “kamu borçlarının yeniden yapılandırılması” olarak değişiyor.

HALKIN EKMEĞİ KAPİTALİZM!

Pablo Iglesias’ın verdiği bir röportajdan birkaç cümle: “Kapitalizmin dünyanın yıkımı olabileceğini savunsak da yarın halkın karnını doyurmak lazım ve biz kapitalizmi tek başımıza aşmak için çok küçüğüz” (Salvados isimli televizyon programı, Ekim 2014)
Cola Cola’nın Pazarlama Müdürü Marcos de Quinta’nın, El Mundo gazetesine söylediği şu söz de Podemos’un ne yapıp ne yapamayacağını çok güzel özetliyor: “Podemos kazansa da da insanlar Coca Cola içmeye devam edecek.”
Ancak Coca Cola işçileri de çalışmaya devam edebilecek mi bilmiyoruz. İspanya’da son bir yılda yüzlerce Coca Cola işçisi işten atılmış. O işçilere destek verdiği iddiasındaki Podemos’un mayıs programındaki “kâr eden şirketlerin işçi çıkarmasının yasaklanması” maddesi de yeni programından çıkartılmış.
Hep Iglesias’tan gitmeyelim. Podemos yöneticilerinden Carolina Bescansa, CIS anketinde üst sınıfların kendilerini desteklemesini “normal” bulduğunu açıklamış ve şöyle demiş: “Onurlu ve düzgün patronlar, ki çoğunluğu öyledir, kamu yolsuzluklarına ve bunun özel sektöre etkilerine karşılar. Patronların insan haklarının savunulmasına karşı olduklarına inanmak için neden yok” (6 Ağustos 2014 cuartopoder.es röportajı)

KRAVAT MESELESİ

2007 yılında çekilmiş bir fotoğraf. Dönemin İspanya Prensi (artık kralı) Felipe’nin elini sıkan, o günün yüksek lisans öğrencisi Pablo Iglesias, Cambridge üniversitesinde doktora yapabilmek için Prens’ten 15 bin küsür avro burs alıyor. Fotoğraf da o bursun alındığı törene ait. Meğer Prensten burs alanların töreninde kravat zorunluymuş da Pablo takmamış... Haberin sonunda hep birlikte Pablo’yu affediyoruz böylece.
Halbuki İspanya Kraliyet ailesinin geleceğine dair Iglesias’ın önerisi, eğitim için burs alan öğrenci masumluğunun biraz ötesinde. “Referandum yapılır halk monarşi mi cumhuriyet mi karar verir”i savunuyor Igleias. “Halka sormak” çok afilli gelse de bir diktatörün darbesiyle 21. yüzyıla kadar yaşamayı başarmış, siyasi etkisi olmayan ama devletten her yıl yüzbinlerce avro alan ortaçağ kalıntısı bir kurumun devamının referanduma bırakılmasının ne kadar afilli ve daha da önemlisi demokratik olduğu tartışmalı.
Tüm bunlara ve buraya sığmayan daha da fazlasına (yerel seçimler için sağcı adaylar gibi) rağmen Podemos’un tabanı ayrı liderleri ayrı denebilir, İspanya halkının başka türlü bir sistem istediğinin göstergesi olması açısından değerli kabul edilebilir ve “böyle gitmeyeceğinin” açık olduğu Avrupa’da emekçi sınıfların örgütlü siyasi mücadelesinin seyrinin Podemos’un da, SYRIZA’nın da, Avrupa’nın da geleceğini belirleyeceğine dikkat çekilerek mevzu tatlıya bağlanabilir.
Ama şu yapılamaz: Temel meselelere dokunmayarak dönüp dolaşıp programını kapitalizmin devamına bağlayan siyasi partilere, yaptıkları değil iddiaları, gerçekleştirdikleri değil görünüşleri nedeniyle hak etmedikleri umutlar bağlanarak gerçek dönüşümün nasıl olacağı gerçeğinin üzeri örtülemez.
Sonuçta mevzu boyundaki kravattan, beldeki kemerden değil ayaktaki zincirden kurtulmaya bakıyor...

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bir çelik parıltısı lazım!

SONRAKİ HABER

Asbest tehlikesine karşı yetkililere görev çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa