15 Şubat 2015 04:55

Futbol bayramı: Beşiktaş-Bursaspor

Türkiye Ligi’ndeki maçları gözünüzün önüne getirin. Fikstürden, puan durumundan bağımsız, “Şu maç şahane maç olur” diyebileceğiniz kaç tane maç var?

Paylaş

Gürcan ULUSOY

Türkiye Ligi’ndeki maçları gözünüzün önüne getirin. Fikstürden, puan durumundan bağımsız, “Şu maç şahane maç olur” diyebileceğiniz kaç tane maç var? Bu soruya vereceğiniz cevapların çokluğu, o ligin kalitesini ortaya koyar. Türkiye’de maalesef çok sayıda maç sayamıyoruz. Sayacaklarımızın en başında da Beşiktaş – Bursaspor maçıgeliyor.

Derbi, aynı şehir takımları arasında oynanan maça deniyor ama biz onu ‘büyük maç’ anlamında kullanıyoruz. Dolayısıyla, bizim jargonumuzda,  Beşiktaş – Bursa maçı derbi gibi derbidir. Çünkü güçlü camialar çarpışır, bir altyapısı vardır ve güzel futbolcularla güzel bir futbol vadeder.

GERİLİM

Malum, iki kulüp arasında, Bursaspor’un küme düştüğü yıldan gelen bir husumet var. Tesadüf bu ya, Beşiktaş o yıl ligin kendisi açısından formalite maçlarını hep Bursaspor’un rakipleriyle oynamış ve kaybetmişti. Dolayısıyla, Bursaspor taraftarı, o yıl küme düşme sebeplerini Beşiktaş’a bağlar. O günden sonra, Beşiktaş’a karşı kazanmak veya kaybetmemek, tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar önemli artık. Taraftarı bir araya getiren, efsanevi şampiyonluklarının yanı sıra, biraz da Beşiktaş’a karşı olan ortak hisleri... Zira alt ligde geçirdikleri sezonlarda, onları Beşiktaş’ı yenmekten daha motive eden başka bir unsur yoktu.  Gerçi, daha sonra meşhur “2-2 mi?” maçında Beşiktaş’ı yenip şampiyon oldular ama taraftarlık duygularını ayakta tutan bir çok faktör içinde Beşiktaş antipatisi de hala çok sıcak. Bu, olumsuz duygular esasında spor için her zaman kötü sonuçlar doğurmaz. Zaten rekabetin temelinde, tarihsel bazı durumlar vardır. Şiddete yönelmediği sürece, spor sektörü bu unsurları kullanır ve oynanan maçlara da bir başka boyut, bir başka hikaye katmış olur.

Beşiktaş tarafı ise, Bursaspor maçlarında daha edilgen olan taraf. Karşı taraftan gelen büyük ithamlara karşı savunma  yapma veya yok sayma refleksleri gösteriyor. Maçın gerginliği, tarihten gelen malum sebebe dayanınca, Bursaspor’u yenmek veya en azından yenilmemek, olayı sıradan bir maçın ötesine taşıyor. Kaldı ki, Beşiktaş’ın bir de şampiyonluk hesabı var. Türkiye kupasından elenişte bile bir hayır bulup, “Kupayı boş verelim, Bursa’yı yenmek lazım” diyenler bile vardı.

MAÇTAN BEKLENTİ BÜYÜK

Beşiktaş – Bursaspor maçları, bu gerginliğin sahaya olumlu yansıdığı nadir Türkiye ligi maçlarından biri. Maçlar genellikle kavga – dövüş şeklinde geçmiyor, neredeyse bir Premier Lig maçı temposuna çıkıldığı bile oluyor. Bursaspor’da kiralık olarak oynayan, Beşiktaş’ın sözleşmeli oyuncusu Zapotocny’nin son dakika golüyle kazandığı maçı kaç Bursaspor taraftarı unutabilir ki? O sezon şampiyonluğa giden yolun mihenk taşlarından biri olarak kabul edilir. Peki geçen sene ligin başında Beşiktaş’ın son 2 sezonun en iyi futbollarından birini oynayıp, Bursaspor’u Bursa’da 3-0 yendiği maçı unutmak kolay mı?

Ligin en tempolu iki takımı karşı karşıya gelecek. Oyuna pozitif yaklaşıp, rakibin kim olduğuna bakmaksızın rakip kaleyi hedef alan, ona göre strateji üreten iki takım. Çoğu zaman da bu pozitifliğinin, belli oranda hesapsızlığının kurbanı olup puanlar kaybeden iki takım.  Demba Ba, Jose Sosa, Fernando Belluschi, Josue gibi kaliteli yabancıların yanı sıra; Gökhan Töre, Olcay Şahan, Şener Özbayraklı, Ozan Tufan gibi yerli değerlerin de kozlarını paylaşacakları bir maç. Fenerbahçe – Galatasaray maçlarındaki itiş kakış da olmayınca, bir insan futboldan daha ne ister?

NEDEN OLİMPİYAT STADI?

Gelelim, tüm bu satırları çöpe atacağımız yere. Beklenti büyük olunca, sitem de büyük oluyor. Beşiktaş, Olimpiyat Stadı’nda zorunlu kalmadıkça oynamama kararı aldı. Mümkün olduğu sürece lig maçlarını Anadolu’nun çeşitli kentlerinde oynayacak. Trabzonspor maçını Konya’da oynadı, Sivasspor maçını Ankara’da oynadı. Bunun için rakip takımın da onayı gerekiyor. Bu onayı, bu sezon vermeyen iki takım oldu. Biri Galatasaray, diğeri Bursaspor.  Bu tavır yakışmıyor. Üç puanı alsan da, -en basiti- saygınlığını kaybediyorsun. Ne acı ki, sanki üç puanı tercih ediyorsun...

SİTEM

Şenol Güneş bu ülkenin ürettiği önemli sportif değerlerden biri. Konuştuğu zaman susar dinleriz. El üstünde tutarız. Onun neredeyse her maçın sonuna sıkıştırdığı nutuklarını da bir öğrenci edasıyla alırız. “Karizması yok” derler, oysa biz karizmanın yaka bağır açık, külhanbeyi tavırlardan gelmediğini de iyi biliriz. Çok sesimiz çıkmaz, hakim değilizdir ama biliriz. Şampiyonluklar kaybettiğinde, öyleydi-böyleydi bakmadan, onun adına da üzülürüz.
Peki Şenol hocam, her maç sonu toplantınızda futbolsuzluktan dem vurup, Beşiktaş-Bursaspor maçının Olimpiyat Stadı’nda oynanması için nasıl ısrarcı olabildiniz? Ligin en renkli maçlarından birini, nasıl oldu da ülkenin spor yapmaya en elverişsiz yapılarından birine götürebildiniz? Futbolsuzluktan, renksizlikten kırılan bu lige; dolu tribünler ve güzel bir zeminde oynanacak bir maçı, bir futbol şölenini fazla mı gördünüz? Fanatizme mi yenildiniz hocam? Önemli olan niyettir, “Ben bu maçın başka bir şehirde, dolu tribünler ve güzel bir zeminde oynanmasını tercih ederdim, kulübümü de bu kararından dolayı eleştiriyorum” deseniz de kafidir... Sabaha kadar centilmenlikten, sportmenlikten bahsedebilirsiniz. Oysa mesele; atacağınız nutuktan öte, sahada göstereceğiniz ufak bir tavır değil midir? Biz bunu sizden bekleriz.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ceylanpınar'da saldırı: 1 ölü

SONRAKİ HABER

Balıkesir'de 4.6, 4.3 ve 4.0 büyüklüğünde peş peşe üç deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa