14 Şubat 2015 04:55

Ukrayna hâlâ barut fıçısı

Son bir yıldır süren ve çok boyutlu olan 'Ukrayna sorunu'nda, üç ayrı emperyalist mihrak kendi çıkarlarını savunmak için etkili hamleler yapma peşinde...

Paylaş

Yunanistan seçimlerinin doğurduğu tartışmaların yavaş yavaş dinmesiyle birlikte Avrupa’nın yeniden gündemi Ukrayna oldu. Çok boyutlu olan “Ukrayna sorunu”nda, 3 ayrı emperyalist mihrak kendi çıkarlarını savunmak için etkili hamleler yapma peşinde. Bir yandan Rusya emperyalizmi, kendi sınırında olan ve geçmişten devraldığı etkiyi kaybetmemek için Ukrayna yönetimi üzerine baskı tertiplerken, diğer yandan ise Almanya’nın yönlendirdiği Avrupalı emperyalist blok doğuda etki gücünü arttırma peşinde, ABD emperyalizmi ise kendisine rakip olabilecek emperyalistlerin ya güçlenmesini engelleme, olmuyorsa da kendi güdümünde gelişmesini sağlamayabilmek için, Rusya’ya karşı Alman emperyalizmini daha net ve açık tavır belirlemesi için zorluyor.
Putin, Ukrayna’nın AB ve NATO’ya yaklaşarak kendisine karşı piyon rolü oynamasına izin vermeme konusunda kararlı, AB’li emperyalist blok ekonomik önlemlerle Rusya’ya geri adım attıramayacağını fark edince ve artık statükonun devam etmesinin kendisine de zarar vereceğini görünce, masanın bir tarafı olarak aktif bir diplomatik görüşme sürecine girişti. ABD ise, olayın üçüncü mihrakı olarak, Putin’e geri adım attırma konusunda kararlı olduğunu ilan ediyor. Zira, Almanya, Fransa, Rusya ve Ukrayna “barışı sağlamanın son şansı” zirvesinde toplanırken, ABD’de, daha zirvenin sonucu açıklanmadan bile, Ukrayna’ya silah verebileceğini duyurdu.
İngiltere’den çevirdiğimiz yazı, barışı sağlamanın ne kadar zor olacağına ışık tutuyor. Fransa’dan çevirdiğimiz makale, Alman-Fransa devlet başkanlarının tek bir güç gibi ortak hareket etme girişimlerini işliyor. Almanya’dan çevirdiğimiz makale ise, ABD’nin Ukrayna’ya silah verme bahanesini eleştiriyor.


BU UKRAYNA İÇİN ÖNEMLİ BİR AN

Angus ROXBURGU
The Guardian

Minsk’te gerçekleşen barış müzakeresi başlangıcında Vladimir Putin ve Petro Poroşenko zorla bir araya gelerek el sıkıştılar. Müzakere gece yarısına kadar sürdüğüne göre iki tarafın da istemediği ama taviz vermeye zorlandığı anlaşılıyor. Bundan da anlaşılıyor ki yaptıkları anlaşma büyük tehlike altında ve kırılmaya hazır durumda.
İlk acil hedef pazar günü başlayacak ateşkesi uzun ve kalıcı kılmak. Asıl öncelik son bir yıldır doğu Ukrayna’yı kana bulayan korkunç süreci sona erdirmek.
Asıl zor olan, Putin’in de “siyasi anlaşma” olarak tanımladığı Minsk planı. Batının en büyük hedefi Ukrayna’nın geleceğini bağımsız bir devlet, toprak bütünlüğüne kavuşmuş ve güvence altına alınmış şekilde görmek. Eğer mevcut durum kemikleşir ve çatışma olduğu yerde sabitleşirse bölgede tam bir facia olur -yani isyancılar tarafından yönetilen ikiye ayrılmış bir Ukrayna yaratılır Dönestk ve Lugansk etrafında kendi iradeleriyle ilan edilmiş iki ayrı halk cumhuriyeti sonsuza dek sürerse. [...]En nihayetinde, barışın bölgedeki başarı şansı Putin’in muhalefeti güçlü bir şekilde kontrol altına almasına bağlı. İlk bakışta güçlü bir kontrolün olduğu düşünülüyor ama durum her zaman böyle değil. Mesela 2014’te Putin bağımsızlık için yürütülen referandumun yapılmasına karşıydı ama kendi devletlerini kurmakla kararlıydılar ve bu süreç onları daha da güçlendirdi.
Putin’in dışarıya yansıttığı tutum ayrılıkçılarla hiç bir zaman aynı olmadı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediği ama ülkenin doğu ve batısındaki Rusların haklarını güvence altına alan reformlarda istediğini sürekli dillendirdi. Minsk anlaşması buna olanak sağlıyor ve Batı Kiev’in bu sözünü kısa sürede uygulaması için baskı yapması gerek.
Batı Putin’in sözüne ve alacağı tutum ile ilgili attığı imzaya sadık kalmasını dayatmalı. Putin’in muhalif grupları tutamadığı bahanesine izin verilmemesi gerek çünkü silah ihtiyaçlarını keserek kolayca kontrol edebilir. Ama gerçekten bunu yapması pek mümkün değil özellikle de Batı tarafından desteklenen Ukrayna askeri saldırganlığını onlara karşı sürdürmeye devam ederse. Batının Ukrayna’ya yönelik silahlı desteği yüzünden Putin silah vermeye devam etme hissini gidermeli ve Putin’in muhaliflere verdiği askeri desteği bırakma konusunda teşvik edilmeli.
Dolayısıyla ABD, önümüzdeki ayda Ukrayna güçlerine eğitim için yığınla asker gönderme konusunu yeninden gözden geçirmeli diye umut ediliyor.  Durum fazla hassas ve kolayca yanlış anlaşılacak hamleler sonucunda olası riskler çok yüksek. Kiev için düşünülen silah yardımları, buna savunma silahları dahil, aynı riskleri taşıyor.
Uluslararası Stratejik Araştırma Enstitüsünün (International Institute for Strategic Studies) bu hafta yaptığı uyarıda olduğu gibi Batı’nın Ukrayna’ya silah sağlaması Rusya’nın doğuda hükümetle çatışan ayrılıkçı güçlere desteğini hızlı bir şekilde sunmasını ve gerginliğe yol açmasını sağlayabilir. Bu yüzden Amerikalılar durumu daha da zorlaştırmadan, Merkel geçen hafta anlaşma sağlayabilmek için hemen harekete geçti. Merkel’in durumu, bütün Batılı liderlerden daha iyi anladığı belli ve bunun önemli bir an olduğunu görüyor. Eğer sakinlik bütün taraflarca üstün gelmezse Avrupa için sonuç dehşet verici olabilir.

(Çeviren Çağdaş Canbolat)


MERKEL VE HOLLANDE BİRLEŞEREK ARABULUCULUK YAPIYORLAR

Frédéric LEMAÎTRE
David Revault D’ALLONNES
Le Monde

Alman ve Fransız yöneticiler Putin’le baş edebilmek için anlaşmazlıklarını bir tarafa bıraktılar. 12 Şubat’ta Minsk’de imzalanan anlaşma [...] AB’nin Fransız-Alman motoru açısından önemli sonuçları olacaktır kuşkusuz. Belli bir zamandır, aralarında bir uzaklaşma görülüyordu, ama Angela Merkel ile François Hollande arasında son dönemlerle Rusya’nın Ukranya’ya karşı saldırısını göğüsleyebilmek için bir yakınlaşma yaşandı. Ortak ve eşi görülmemiş bir şekilde bir diplomasi yürüterek, Alman Şansölye ve Fransız Cumhurbaşkanı son 10 gün içinde birlikte Kiev, Moskova ve ardından da Minsk’e gittiler. [...] 3 haftadır Şansölye ve Cumhurbaşkanı Ukrayna dosyasındaki gelişmeleri değerlendirmek için neredeyse her gün telefonlaştılar. Krizin başından bu yana Angela Merkel’in Vladimir Putin’le görüşmelerinde, Fransız Cumhurbaşkanını da katmak için iki önemli nedeni vardı. Bunlardan birincisi, Alman Sosyal Demokrat Dış İşleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Fransız meslektaşı Laurent Fabius ile birlikte bu konuya dair yolculuklar yaparken, Şansölye Paris’le iş birliğine soğuk bakamazdı. Ama daha da önemlisi, Almanya Rusya ile baş başa kalarak iki güç arasında kalan ülkelerin kaderini konuşmak istemiyordu, zira Rusya kaçınılmaz olarak kimi tarihsel olayları onun yüzüne vururdu. Nihayetinde, Avrupa ekonomik kalkınması ve bütçe açıklarına dair iki ülke arasında görüş ayrılıklarını kapatacak bir ortak zemin bulunmuştu. Hatta, son aylarda Angela Merkel, Fransa ve François Hollande lehine kimi küçük sinyaller veriyordu. [...] Bu arada Paris katliamları iki liderin yakınlaşmalarını güçlendirdi.[...] Charlie Hebdo katliamdan sonra ilk telefon açanlardan birisi Merkel olmuş, ve “Ne yapmaya karar verirsen ver, kesin orada olurum” diye söylemiş. 15 Ocak perşembe günü Bundestag’da yaptığı konuşmada Şansölye şunları ifade etti : “Global dünyamızda, Almanya ile Fransa’nın kaderlerinin kopmaz bir şekilde birbirine bağlı olduğunun bilincindeyiz”. Putin ile sorunlar ve Fransa’daki katliamların yanı sıra, Aleksis Çipras’ın Yunanistan’da seçilmesi de sanıldığının tersine Paris ve Berlin’i birbirlerine daha da yakınlaştırdı. SYRIZA’nın seçilmesinden sonra [...] Almanlar önce kendilerine karşı bir sol ittifakın oluşacağından çekindiler. [...] Almanya açısından zor bir durumdu, zira Atina’da iktidara gelen iki parti Alman karşıtlığı üzerinden kampanya yürütmüş ve Almanya’nın Yunanistan’a savaştan dolayı tazminat ödemesi gerektiği üzerine bir tartışma başlatmıştı. Tüm bunlar Berlin’in en ön safhada rol üstlenmesine engelliyordu. Ama François Hollande, Yunan Başbakanı Elize’ye davet ettiyse de, ona Avrupa sözleşmelerine uyması gerektiğini hatırlattı, yani Angela Merkel’le görüşmenin onun çıkarına olduğunu belirtti.
Kuşkusuz Şansölye ile Cumhurbaşkanı Perşembe günkü Brüksel zirvesinde de her zamankinden daha fazla birlik içinde olduklarını sergileyeceklerdir. Ama bu daha ne kadar sürer? Sayıştay Başkanı Sosyalist Didier Migaud’nun geçenlerde sunduğu Fransa’nın 2015 bütçe açığına dair rapora bakılırsa, iki ülke arasında çelişkilerin tekrar su üzerine çıkması çok fazla sürmeyecek gibi görünüyor.
(Çeviren Deniz Uztopal)


İYİ SİLAHLAR KÖTÜ SİLAHLAR

Joachim KAPPNER
Süddeutsche Zeitung

1941 yılında Alman ordusu Sovyetler Birliği’ne saldırdığında Almanlar zafer kazanılacağından emindi. Bu hayalin paramparça olmasının ana nedenlerinden biri Rus T-34 tankları oldu. Kızıl Ordu’nun doktrini dev tankların gölgesinde savunma savaşıydı.  Zaman içinde saldırganları durdurdular ve anavatanlarını yok olmaktan kurtardılar.
T-34’leri savunma silahı olarak mı yoksa saldırı silahı olarak mı niteleyeceğiz? Şimdilerde silahları savunma ve saldırı silahı olarak sınıflandırmak yanlış olur. Silah silahtır, önemli olan onun kimin tarafından ve ne amaçla kullanıldığıdır. Modern çağda surlarının ardına saklanıp ülkelerini savunan ordulardan eser kalmadı. 1941’de de  T-34’ler savunma, işgal edilen yerleri geri almak için saldırma ve düşmanı püskürtme amaçlı kullanılmışlardı. Hem savunma hem saldırı silahlarıydı kısacası.
ABD, Avrupa’yı uzlaşma yerine savaşa çağırıp Ukrayna ordusunu güçlü silahlarla donatmayı esas aldığında ahlaki olarak, iyi silahlar savunmaya, kötü silahlar saldırmaya yarar saçmalığını ortaya atıyor. Evet saçmalık çünkü droneler de hava savunma roketleri de tanksavarlar da hem savunma hem de saldırı için kullanılır, kullanılıyor.  
Politikada atılan herhangi bir adımı meşrulaştırmak amacıyla kavramların savaşı sürdürülüyor. [...] Putin, Doğu Ukrayna’daki Rus ayrılıkçılara yardımını bölgedeki Rusların hayatının kurtarılmasıyla nedenlendiriyor. Ukrayna hükümeti ise “Rus saldırganlarına karşı” savunma savaşından söz ediyor.
‘Savunma silahları’ kavramının ardına saklanıp Ukrayna’ya silah vermek, Putin’in de söylediği gibi savaşan taraflardan birinin yanında yer almak, yani Rusya’ya karşı olmak demektir. Bunu çekinmeden, gizlemeden açıkça söyleyen de olabilecek kötü sonuçlara hazır olmalıdır.
Batılı devletlerin Ukrayna’ya silah vermesi ile Irak Kürtlerine silah vermesi arasında  çok büyük fark var. Irak Kürtlerine silah IŞİD’e karşı, yani köleleştirme ve katliamlara karşı mücadelede başarılı olsunlar diye verildi. Almanya da Milan roketleri vererek Kürtlerin IŞİD’in tanklarını yok etmesine yardımcı oldu. [...] Ukrayna krizinde ise IŞİD’i yok etmek gibi rasyonel bir hedef yok. Rusya’nın silah gücü karşısında Ukrayna ordusuna verilen silahlar pek bir şey değiştirmez ama silah veren ülkelerin çatışmanın derinliklerine dalmasına, savaşın parçası olmasına neden olur. Silahların ardından silahların nasıl kullanılacağını öğreten askerler, danışmanlar ve çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesi tehlikesi gelecektir. Gönderdiğiniz silahlar ‘iyi’’ de olsa ‘kötü’ de olsa Ukrayna’da olacak budur...

(Çeviren Semra Çelik)


UKRAYNA’DA ÇOK SORU İŞARETLİ BİR ATEŞKES

Peter SEIDEL
KSTA

Minsk’teki Ukrayna zirvesi başarılı şekilde sona erdi. Ancak alınan ateşkes kararı gerçekten sağlam mı bunu zaman gösterecek. Ağır silahların geri çekilmesi nasıl sağlanacak? Sınırlar nasıl kontrol edilecek?
Ukrayna Zirvesi’nde taraflar 15 Şubat’tan itibaren geçerli olacak ateşkeste anlaştı. Pazar gününden itibaren silahlar susacak. Bunun savaşın kalıcı bir şekilde sona ermesi anlamına gelip gelmediği ise meçhul.
Rusya devlet başkanı Putin, önemli konularda anlaşıldığını söyledi. Angela Merkel, Françoiş Hollande ve Petro Poroschenko’nun çabaları işe yaradı demek ki.   Aynı süre içinde ABD’den mali yardım sözünün de gelmesi bekleniyor. Gelecek dört yıl içinde Ukrayna’ya ekonomik reform planı için 15.5 milyar avro verilecek.
Bunlar iyi haberler ama ateşkesin kalıcı olması Doğu Ukrayna’dan ağır silahların çekilip çekilemeyeceğine bağlı. Ayrılıkçı güçler, Ukrayna ordusu ve kontrol dışı milisler gerçekten silahlarını susturacaklar mı? Rusya, sınırların uluslararası güçler tarafından kontrolüne izin verecek mi? Moskova’daki hükümet ayrılıkçı güçlere asker göndermeye son verecek mi?
Gelecek haftalarda tarafların barışı nasıl biçimlendirmek istediklerini göreceğiz. Minsk 2, çatışmanın kapsamlı politik çözümünün başlangıcı da olabilir sürmekte olan küçük savaşın sadece bir aşaması da...
(Çeviren Semra Çelik)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Güvenlik paketi OHAL demektir

SONRAKİ HABER

Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul hakkında tahliye kararı verildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa