12 Şubat 2015 05:02

Bütün yollar taşerona çıkıyor

Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle taşeron işçilerin toplusözleşme haklarına sınırlama getiriliyor. Taşeron işçiler, aynı firmada olsa bile iş kollarına göre farklı sendikalara üye olacak. Sözleşme görüşmeleri patronla değil hükümetle sürdürülecek. Sözleşmenin süresi ise ihale süresiyle sınırlı. İhalenin sona ereceği en fazla 3 yıl sonra işçilere ne olacağı ise belirsiz.

Paylaş

İş cinayetleri, ücret, izinler, tazminatlar... Hangi sorun olursa söz dönüp dolaşıp taşerona geliyor. İşçiler verdikleri mücadele ve açtıkları davalarla, taşeron sisteminin kaldırılmasını, kadro verilmesini istiyor. Hükümet ise “taşerona çözüm” adı altında çıkardığı yasa ve yönetmeliklerle, yasal boşlukları da kapatarak, “Taşeron dışında bir seçenek yok” diyor. 

Maliye Bakanlığının, “Kamu Kurumlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesi Hakkında” yönetmeliği 22 Ocak günü Resmi Gazete’de yayımlandı. 6552 sayılı Torba Kanun’da yapılan düzenlemelere bağlı olarak hazırlanan yönetmelik, merkezi yönetim kapsamındaki kamu kurumlarında çalışan taşeron işçileri yakından ilgilendiriyor. Zira eylül ayında yürürlüğe giren torba Kanun’da yapılan değişiklikle kamu kurumlarında faaliyet gösteren alt işverenlerde (taşeron) imzalanacak toplu iş sözleşmelerinde, sözleşmeden kaynaklı doğacak ücret/fiyat farkının kamu tarafından karşılanmasını düzenliyordu.

Torba kanunun bu konuyu düzenleyen 13. maddesi şöyle: “….kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmeleri; alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve sonuçlandırılır. Toplu iş sözleşmesinin kamu işveren sendikası tarafından bu fıkraya göre sonuçlandırılması hâlinde, belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışı kadar idarece fiyat farkı ödenir Kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemez, 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkına hükmedilemez ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemez.” 

Bu düzenlemenin ardından toplusözleşme yetkisinin nasıl verileceği konusu çeşitli belirsizlikler taşıyordu. Yetki çoğunluğunun nasıl hesaplanacağı, yetkinin işyeri düzeyinde mi yoksa işletme düzeyinde mi verileceği, aynı alt işverene bağlı farklı iş kollarına giren işlerde yetkili sendikaların nasıl belirleneceği gibi konular Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle büyük oranda netliğe kavuşmuş oldu. 

AYNI ŞİRKET FARKLI SENDİKALAR

Yönetmeliğin 4. maddesinde “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılacak yetki tespit işlemlerinde, 4734 sayılı Kanunun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale alan alt işverenlere ait her bir ihale sözleşmesi ayrı bir işyeri olarak değerlendirilir. Aynı alt işveren tarafından aynı işkolunda yapılan her bir ihale sözleşmesi için işyeri düzeyinde yetki tespiti verilir” deniyor. Yani, artık her bir ihale ve her bir işyeri için ayrı ayrı işyeri düzeyinde yetki belgesi verilecek. Taşeron şirketler artık farklı illerde ya da farklı işyerlerinde faaliyet gösteriyor olsalar bile toplusözleşme yetki çoğunluğu hesaplanırken, her bir ihale ve işyeri, tek bir işyeri olarak değerlendirilecek. 

Bunun yanı sıra sendikaların yetki işlemlerinde, ihaleye konu olan işler, iş kolları esasına göre değerlendirilecek. Yani bir şirketin ihaleyle aynı işyerinde aldığı temizlik, büro hizmetleri, yemekhane gibi işlerde yetki süreci, iş kolları esasına göre ayrı ayrı işleyecek. Bir başka ifade ile bir işyerinde farklı iş kollarına giren aynı şirkete bağlı işçiler, iş kolları esasına göre farklı sendikalarda örgütlenecek ve bu işçiler için artık ayrı ayrı toplu iş sözleşmesi yapılacak. Bu durum, bir işyerinde çalışan işçilerin onlarca farklı sendikada örgütlenmesi ve işyeri düzeyinde bölünmesi gibi sonuçları beraberinde getirecek.

TAŞERON İŞÇİNİN TİS HAKKI SINIRLANIYOR

Her ne kadar işyeri düzeyinde ve taşeron şirket üzerinden toplusözleşme yetki belgesi alınmış olsa da şirketin ya da şirketin faaliyet yürüttüğü kamu kurumunun toplusözleşme görüşmelerinde ya da sözleşmenin imzalanmasında herhangi bir yetkisi olmayacak. Yönetmelik; Bakanlığın ilgili sendikaya yetki belgesi vermesinin ardından 6 iş günü içerisinde alt işverenin, merkezi yönetim kapsamındaki kamu kuruluşlarının üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisini yetkilendirmesini zorunlu kılıyor. Alt işveren kamu işveren sendikalarından birisini yetkilendirmez ve toplusözleşmeyi kendisi imzalarsa oluşacak ücret/fiyat farkının kamu bütçesi tarafından karşılanmayacağı açıkça belirtiliyor. Böylece kamuda taşeron işçilerle ilgili imzalanacak bütün sözleşmeler tek bir elde merkezileştirilerek işçilerin toplusözleşme talepleri hükümet tarafından baskılanmak ve tek tip bir taşeron sözleşmesi ortaya çıkarılmak isteniyor. Ayrıca toplusözleşme imzalandıktan sonra şirketlerle yetkili sendikalar ek protokol yaparsa, buradan kaynaklanabilecek ücret/fiyat farkının da kamu tarafından ödenmeyeceği belirtiliyor.

TİS’lerin süresi de yönetmelikle sınırlandırılıyor. TİS’in süresinin ilgili ihalenin süresini geçemeyeceği ifade ediliyor. İhale süreci bittikten sonra yeni bir ihalede işçilerin haklarının ne olacağı ise belirsizliğini koruyor.
İmzalanacak sözleşmeden dolayı oluşacak ücret/fiyat farkının ilgili kamu kurumunun bütçesinden karşılanacağı ve alt işverene ihale hak edişlerine ilave olarak aktarılacağı da yönetmelikte yer alıyor. 

TAŞERONDAN UZAK DURANLAR ÖRGÜTLEME YARIŞINA GİRDİ

Yıllardır taşeron işçilerin örgütlenmesine uzak duran Hak-İş ve Türk-İş’e bağlı birçok sendika, son düzenlemelerin ardından taşeron işçileri üye yapmak için faaliyetlerini hızlandırmış durumda. Ancak bu çalışmaların büyük oranda şirket yetkilileri ya da ilgili kamu kurumlarındaki yöneticilerin yönlendirmeleri üzerinden olduğu belirtiliyor. Belediyeler dışında bırakıldığında, yaklaşık 700 bin taşeron işçisini ilgilendiren bu konu, önümüzdeki süreçte sendikal hareketi de etkileyecek bir nitelik barındırıyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Soma maden işçileri: Madeni kamulaştırın

SONRAKİ HABER

Sivas'ta iskeleden düşen işçi yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa