12 Şubat 2015 04:56

‘Bu ülke nereye götürülmek isteniyor?’

Güvenlik güçlerine cezaevinde biber gazı, basınçlı su kullanımı ve silah kullanma yetkisi getiren Cezaevi tasarısına ilişkin konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, tasarının iç güvenlik paketinin cezaevine uyarlanmış modeli olduğuna dikkat çekti. Cezaevlerinde yaşanan başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere hak ihlallerinin yasal zemine kavuşacağını belirten Bakkalcı, şiddetin sınırsız hale geleceğini vurguladı.

Paylaş

Güvenlik güçlerine cezaevinde biber gazı, basınçlı su kullanımı ve  silah kullanma yetkisi getiren Cezaevi tasarısına ilişkin konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, tasarının iç güvenlik paketinin cezaevine uyarlanmış modeli olduğuna dikkat çekti. Cezaevlerinde yaşanan başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere hak ihlallerinin yasal zemine kavuşacağını belirten Bakkalcı, şiddetin sınırsız hale geleceğini vurguladı. 

2013’te hazırlanan, 2014’te TBMM komisyonlarından geçerek TBMM Genel Kuruluna gelen  “Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı” cezaevlerinde kapalı alanda kullanılması yasak olan biber gazının yanı sıra basınçlı su ve silah temel müdahale aracı olarak kullanılmasını, “Pasif direniş gösterilmesi halinde” veya “asayişi bozan olayları önlemek” gibi sınırı olmayan bir tanımlamayla güvenlik görevlilerine silah kullanma yetkisi tanıyor. Tasarıda şiddet uygulayan güvenlik görevlilerinin soruşturulması ve kovuşturulmasında personelin kimlikleri gizli tutulması maddesi de yer alıyor. 

Tasarıya ilişkin gazetemize konuşan TİHV Genel Sekreteri Bakkalcı, tasarının İç Güvenlik Paketiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bakkalcı, “Bu ülke nereye götürülmek isteniyor” diye sordu. 

‘HESAP VERİLEBİLİRLİK ORTADAN KALKIYOR’

Cezaevlerinde esas olarak tutuklu ve hükümlülerin güvenliklerinin tehdit altında olduğuna dikkat çeken Bakkalcı, yaşam hakkı başta olmak üzere cezaevlerinde çok sayıda hak ihlalinin yaşandığını söyledi. TİHV verilerine göre 2014 yılında 46 insanın cezaevinde yaşamını yitirdiğini söyleyen Bakkalcı, “Ancak bizim verilerimizde  2014 yılında herhangi bir cezaevi görevlisinin yaşamını yitirdiği gözükmüyor” dedi. Tasarıyla birlikte şiddetin sınırsız ve yasal hale geleceğini kaydeden Bakkalcı, tasarıda geçen “pasif direniş göstermeleri” ibaresinin oldukça geniş bir ifade olduğunu, bu ifadenin keyfi şekilde kullanılacağına dikkat çekti. Bir kişinin çıplak aramaya direndiği için “pasif direniş gösterdiği” gerekçesiyle öldürülebileceğini ya da “acil durum” adı altında insan yaşamının yok edilebileceğini söyledi. 

Şiddet araçlarının keyfi olarak kullanılacağının altını çizen Bakkalcı, faillerin kimliklerinin gizlenmesiyle de hesap verilebilirliğin ortadan kalkacağını kaydetti. 

‘RASLANTISAL DEĞİL’

Hem “iç güvenlik paketi”nin hem de cezaevi tasarısının çıkmasının raslantısal olmadığına vurgu yapan Bakkalcı, her iki tasarının da derhal geri çekilmesini istediklerini söyledi. Yine devletin cezaevlerinde kalanların haklarını korumakla yükümlü olduğunu söyleyen Bakkalcı, yeni cezaevleri, yeni cezaevlerinde güvenlik adı altında daha da vahim olaylara yol açacak tasarılar yerine hak ihlallerini önleyecek mekanizmaların oluşturulması gerektiğini belirtti.

HAYALLERİ DAHA ÇOK CEZAEVİ

2005 yılında Türkiye cezaevlerinde yaklaşık 55 bin kişinin cezaevlerinde olduğunu ancak bu sayının bugün itibariyle 158 bine çıkarak 3 misli arttığını kaydeden Bakkalcı, Adalet Bakanlığı tarafından  2017 yılına kadar 207 yeni cezaevi inşasının planlandığını ve kapasitenin 245 bine yükseleceğini söylediğini hatırlattı. Bu rakamla cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısını attırmanın hayalini kurduğunu söyleyen Bakkalcı, “Bu bakımdan çok tehlikeli bir durumdur” yorumunu yaptı. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

ABD’li petrol işçileri güvenli çalışma istiyor

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa