11 Şubat 2015 04:57

Belçika'da genel grev korkusu geri adım attırdı

Belçika Emek Partisi Sendikal İlişkiler Bürosu Üyesi Alice Bernard, ülke emekçilerinin gerçekleştirdiği ülke tarihinin en büyük genel grevine dair sorularımızı yanıtladı.

Paylaş

Elif GÖRGÜ
Hüseyin SAYGILI

İspanya’da kemer sıkma politikalarına isyan..Fransa’da 100 bin kişi kemer sıkma politikalarına karşı sokakta..İtalya’da hükümetin tasarruf önlemlerine karşı protesto.. Norveç’te 1.5 milyon işçinin 2 saatlik grevi..Belçikalı işçi ve emekçilerin ülke tarihinin en büyük genel grevini gerçekleştirmesi...
Avrupa’da emek hareketi, hükümetlerin neoliberal kemerlerle emekçilerin boğazını sıkma politikalarına karşı sınıf isyanlarıyla kapadı 2014 yılını. 2015 ise Yunanistan’da bu kez aynı politikalara karşı bir siyasi örgütün hükümete gelmesiyle yeni bir adım atılmış oldu, ya da en azından öyle olacağına dair umutlar yüksek. Avrupalı liderlerin kemer sıkma politikalarına karar verdikleri Avrupa Birliğinin başkenti olan Brüksel’e ev sahipliği yapması nedeniyle Belçika eylemleri ayrıca ilgi çekti.
Belçika Emek Partisi Sendikal İlişkiler Bürosu Üyesi Alice Bernard, konuyla ilgili sorularımızı internet üzerinden yanıtladı. Bernard, 15 Ocak’ta sendikalarla bir araya gelerek bir görüşme takvimi oluşturduğunu belirterek, “Hükümetin ve patronların attığı her adım ve verdiği taviz, işte bu korkunun eseri olarak ortaya çıktı”

15 Aralık’ta Belçika’da son 30 yılın en etkili genel grevi gerçekleştirildi. İşçileri bu greve yönelten süreci hatırlatır mısınız?
Bütün sektörler grevden etkilendiler. Ülkede hayat durdu. Ülkenin güneyinden kuzeyine kadar makinistler, hemşireler, öğretmenler, metal işçileri, ebeler, liman işçileri, gardiyanlar, sanatçılar, öğrenciler vs. sendikaların arkasında hükümet politikalarına karşı öfkelerini ifade ettiler. Bu genel grev, sendika militanlarının geçen 23 Eylül’de Brüksel’de başlattıkları sendikal mücadelenin taçlanması olarak ortaya çıktı. 6 Kasım’da Brüksel’de 120 bin işçinin katıldığı gösteri, 1980’li yılların başından bu yana yapılan en büyük gösteri olmuştu. Kasım sonu ile aralık ayı başında başkent dışındaki bölgelerde dönüşümlü grevler yapılmıştı.
Ülkede 1000’den fazla derneğin dahil olduğu yurttaş inisiyatifleri emekçileri desteklemek için bisikletli gösteriler ya da kültürel etkinlikler düzenlediler. Birçok üniversite, yüksekokul ve lisede öğrenciler de greve katıldılar. Hatta hakim ve savcılar, esnaflar, doktor birlikleri desteklerini bildirdiler.
Geçen baharda iktidara oturan sağcı koalisyon AB direktifleri doğrultusunda ücretlerin dondurulması, kamu hizmetlerinin ortadan kaldırılması, patronlara vergi kolaylıkları, emeklilik yaşının 65’den 67’ye yükseltilmesi, sosyal ve kültürel bütçelerin kuşa çevrilmesi, okul giderlerinin arttırılması, grev hakkının sınırlandırılması vs. kararlarını aldı. Hükümet, 11 milyar avro tutarındaki bütçe kısıntılarının yükünü sadece emekçilerin sırtına yüklemek isterken patronlara ise herhangi bir yükümlülük getirmiyordu. Bu nedenle sağlam talepler ve bir eylem planı etrafında bütün sendikaların, ekonominin tüm sektörlerinin dahil olduğu emekçilerin en geniş çaplı ulusal birliği sağlandı.
Sosyalist Partinin de dahil olduğu bir önceki koalisyon hükümeti döneminde olduğu gibi bu yeni koalisyon hükümetinin göreve gelmesinden sonra da partimiz her türlü toplumsal direnişi destekledi. Hükümetin hayata geçirmek istediği politikalar hakkında yaptığımız detaylı incelemeyi yayımladığımız broşürde de ifade ettiğimiz gibi emeklilik yaşının uzatılmasının mantık dışı, gereksiz ve hayata geçirilmesinin imkansız bir girişim olduğunu gösterdik. İmkansızdır çünkü 67 yaşında birinin çalışma temposuna dayanması imkansızdır. Mantıksızdır çünkü 600 bin işsiz varken ve gençler işsizken insanları daha uzun süre çalıştırmak mantıksızdır. Gereksizdir, çünkü emekli maaşlarını ödemek için gerekli kaynak zaten mevcut.

Grevden sonra neler yaşandı? İşçiler taleplerinde kazanım sağladı mı?
Büyük bir gösteri, başkent dışındaki kentlerde üç günlük bir grev ve ardından ülke çapında yapılan bir günlük genel grev neticesinde hükümet ve patronlar tutum değiştirmeye başladılar. Grevlerin ulaştığı boyut ve halkın direniş konusundaki kararlılığından korkuya kapıldılar ve grevlerin yeniden başlamasından çekindiler. Zira bu durumda. hükümet ya politikalarını ciddi bir şekilde değiştirmek zorunda kalacak ya da tamamen vazgeçmek zorunda kalacaktı.
Bugün artık hükümet ve patronlar yeni bir mücadele dalgası ile karşı karşıya kalmamak için büyük çaba harcıyorlar. 15 Ocak’ta sendikalarla bir araya gelerek bir görüşme takvimi oluşturdular. Hükümetin ve patronların attığı her adım ve verdiği taviz, işte bu korkunun eseri olarak ortaya çıktı.
2014 yılı sonunda ortaya çıkan mücadeleler sayesinde, Almanya, Hollanda ve Fransa’da uygulanamayan reçetelerin ülkemizde de uygulanamayacağı insanların bilincine yerleşti. Partimizin de 5 yıldan bu yana yürüttüğü milyonerlerin vergilendirilmesine ilişkin kampanya, yapılan son anketlere göre halkın yüzde 85’inin desteğini kazanmış durumdadır. Giderek derinleşen eşitsizliği gerçekten hafifletecek tek önlem, gerçek bir varlık vergisidir.

BELÇİKA’DA SENDİKALARIN DURUMU

Belçİka’daki genel politik durum hakkında bizi genel olarak bilgilendirebilir misiniz? Öte yandan emek hareketinin durumu ve sendikaların politik pozisyonları nedir?
İşbaşındaki mevcut hükümet, krizin faturasının emekçilere ödetilmesi ve sermaye sahiplerinin azami kâr arayışı yarışında geride kalmamalarına olanak sağlayan AB kararlarını harfiyen uygulayan sağcı bir hükümettir.
Belçika’da 11 milyonluk toplam nüfusun 4.5 milyonunu emekçiler oluşturuyor. Bunların 3.4 milyonu üç büyük sendika konfederasyonlarında örgütlü. 1.6 milyonu Hıristiyan Sendikalar Konfederasyonunda (CSC), 1.4 milyonu sosyal demokrat eğilimli Genel Emek Sendikasında (FGTB) ve 400 bini Belçika Hür Sendikalar Konfederasyonunda (CGSLB) bulunuyor.
Emekçiler arasındaki sendikalaşma oranı burjuvazi ile güç dengesinde önemli bir avantaj teşkil ediyor.Emekçilerin çoğunluğu hizmet sektöründe çalışıyor. Fabrikaların kapanması kapatılması ve yeniden yapılandırılması neticesinde sanayide çalışan işçi sayısında azalma oldu. İşsiz sayısının 600 bini bulması patronların emekçiler üzerindeki baskısını arttırmasına ve giderek daha düşük ücretler ve olumsuz çalışma koşulları dayatmasına olanak sundu. Özellikle gençlere geçici ve düşük ücretli işler dayatılıyor.
Her türlü ideolojik ve politik akım sendikalarda kendine yer buluyor. Antikapitalist güçlerin varlığıyla birlikte sistem ile barış yapılmasını savunan güçler de mevcut. Bu karşıtlıklara sendikaların en alt kademesinden en üst kademelerine kadar rastlanıyor.

FATURAYI ZENGİNLERE ÖDETME TALEBİ YAYILIYOR

Hareketin geleceği hakkında ne söylerdiniz? İşçi hareketinin sağcı hükümete alternatif yaratması mümkün görünüyor mu?
Belçika’daki sendikalar pazar ekonomisinin kurallara bağlanması ve bir yandan “çevreci kapitalizme” karşı uyanık olunurken öte yandan çevreye duyarlı bir ekonomiye yönelinmesini savunmaktadırlar. Kemer sıkma politikalarına karşı mücadelelerin başlangıcından bu yana, “Faturayı zenginlere ödetme” talebi komünistlerin fabrikalarda ve sendikalardaki çalışmaları sayesinde kitleler arasında giderek yayıldı. Bazı üst düzey sendika yöneticilerinin emekçilerin talepleri ve beklentilerine karşıt tutumlarına rağmen sendikalar, burjuvazinin saldırılarına karşı durabilir, yeni sosyal ve demokratik kazanımlar elde edebilirler. Bu uğurda verilecek mücadelelerde emekçilere, sömürüsüz bir toplum için mücadele eğitimi kazanma olanağı sunar. Bir işçi partisi olarak sendikaları daha da güçlendirmek hepimizin görevidir.

CHARLIE HEBDO SALDIRISI

Son olarak Paris’teki Charlie Hebdo saldırılarının Avrupa’da emek hareketini etkileyeceğini, emekçiler arasında bir bölünme yaratacağını düşünüyor musunuz?
Emekçilerin birliğe ve dayanışmaya ihtiyacı varken faşizm ayrımcılık ve nefret tohumları ekmektedir. Paris’te ölüm saçan Selefi faşistlerinin yaptığı eylem hiçbir gerekçeyle mazur gösterilemez. Kararlı bir şekilde buna karşı mücadele edilmelidir. Ancak bu teröristlerin kriz karşısında umutsuzluğa kapılan gençler arasından yeni militanlar kazanmasını engellemek için de çalışılmalıdır. Toplumsal dokuya yatırım yapılmasına ihtiyacımız var. Her türlü nefret tutumuna karşı birlik ve dayanışma politikası için insanlara yatırım yapılmasına ihtiyacımız var.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Hesaplar sil baştan mı?

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa