10 Şubat 2015 15:35

Grev yasağına karşı ortak mücadele ve dayanışma çağrısı

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, grevlerinin erteleme kararın ardından emek örgütlerinden bekledikleri desteği görmediklerini belirtti. Çaykur ve Cam İş kolunda başlatılan direnişlere sundukları desteği hatırlatan Serdaroğlu, bir kez daha ortak mücadele ve dayanışma çağrısı yaptı.

Paylaş

Deniz NAZLIM

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, grevlerinin erteleme kararın ardından emek örgütlerinden bekledikleri desteği görmediklerini belirtti. Çaykur ve Cam İş kolunda başlatılan direnişlere sundukları desteği hatırlatan Serdaroğlu, bir kez daha ortak mücadele ve dayanışma çağrısı yaptı. 

Birleşik Metal-İş üyesi 15 bin metal işçisinin başlattıkları grevin Bakanlar Kurulu tarafından "milli güvenlik" gerekçesiyle 60 gün süreyle "erteleme" kararına karşı başta emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve öğrenci derneklerine varana kadar bir çok kesimden tepkiler gelirken, Memur-Sen, Hak-İş ve Kamu-İş gibi hükümete yakınlığıyla bilinen sendikalar, yasaklama kararı üzerinden 10 gün geçmesine rağmen sessizliklerini koruyor. Türk-İş ise karara tepki niteliğinde yaptığı bir açıklama ile sınırlı kaldı. Emek örgütü oldukları iddiasıyla çalışmalarını yürütün bu sendikaların, hükümetle olan ilişkisi ve konfederasyonlarına üye iş kollarında başlatılan eylem, direniş ve grevlere ilişkin sergilediği tutum, grevin yasaklanmasına neden sessiz kaldıklarını gösterir nitelikte. 

TÜRK-İŞ'İN TEKEL VE YATAĞAN TUTUMU

Kendisine bağlı iş kollarında işçiler tarafından başlatılan hükümeti zorlayan her direnişte Türk-İş "genel grev" sözcüğünü gündeme bile getirmedi. Öyle ki, Türkiye'nin gündemini aylarca meşgul eden en büyük işçi direnişlerinden biri olan TEKEL direnişinde bile Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu kendisine soru yönelten gazetecilere "Bana genel grev dedirtemezsiniz" sözleri sarf etmişti. Metal işçilerinin ertelenen grevi için DİSK ile birlikte hiçbir ortak eyleme imza atmayan Türk-İş yönetimi, kendi eylemi olan TEKEL direnişinde bile sadece sabah 08.00 akşam 17.00 saatlerinde arasında eylem kararı aldı. TEKEL işçileri bu eyleme katılmazken, işçilerin Türk-İş'e olan tepkisini "işçiyi satını biz de satırız" sloganıyla dile getirmişti. 

Türk-İş'in emeğe karşı yaklaşımını gösteren son eylemlerden biri ise özelleştirmeye karşı Yatağan işçilerinin başlattığı direniş oldu. Türk-İş yönetiminin Yatağan direnişi karşısındaki tutumu TEKEL direnişinden sonra bir kez daha "İşçiyi satanı bizde satırız" sloganının atılmasına sebep oldu. Özelleştirme Daire Başkanlığı önünde nöbet tutan bir Yatağan işçisinin "Ergün Atalay şimdi televizyonlara çıkıyor 1 Mayıs için, 'bayram yapacağız' diyor. Bize bayram demesinler. Biz, çocuğumuz ölmüş gibi hissediyoruz. Bayram kutlayacak hal mi kaldı bize" sözleri ise Türk-İş yönetiminin emekten yana tavrını gözler önüne sermişti. 

MEMUR SEN BEKLENENİ YAPTI

AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen ve şimdiyi kadar hükümetin zorlayacak hiçbir kampanya başlatmayan Memur-Sen ise beklendiği gibi "erteleme" kararına karşı hiçbir tepki vermedi. "Milli irade" gibi AKP hükümetinin başlattığı kampanyalarda yer alıp siyasete angaje olan Memur-Sen, bağıtladığı son toplu sözleşmede ise emekçilerin zammını enflasyon içinde eritti. Memur-Sen'in toplumsal olaylarla ya da emek alanındaki eylemelere ilişkin verdiği bütün tepkiler, Gazze saldırıları, Kobanê saldırıları ve metal işçilerinin grevinde olduğu gibi her zaman AKP hükümetinin politikalarıyla paralel gitti.

HAK-İŞ KENDİ İŞÇİSİNE BİLE SAHİP ÇIKMIYOR

Metal grevine verilen "erteleme" kararına dair yazılı açıklama bile yapmayan Hak-İş, Kayseri'de konfederasyonuna bağlı Öz Ağaç-İş üyesi 2 bin işçinin, 6 Şubat'ta başlattığı iş bırakma eylemine bile destek olmadı. Öyle ki, işçiler sendika yönetimini "satılık sendika istemiyoruz" sloganlarıyla protesto etti.

'BEKLEDİĞİMİZ DESTEĞİ GÖRMEDİK'

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ise 12 Eylül darbesi ürünü olan "erteleme" kararının ardından beklentilerinin olduğu sendikalardan bile gerekli desteği görmediklerini belirterek, emek hareketine yönelik ciddi bir eleştiri yöneltti. Türk-İş'e bağlı sendikaların başlattığı grevlere dair desteklerini hatırlatan Serdaroğlu, "Biz dostu düşmanı ayırmakta biraz daha ustalaştık. Grevi önüne koyan sendikalar bir çok baskıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bunların örneklerini yaşadık. Biz Çaykur'da, Cam İş kolunda başlatılan grevlere sendika olarak destek sunduk, dayanışma içinde olduk. Bize ve diğer sendikalara önümüzdeki günlerde baskılar artacaktır. Bu işin yolu dayanışmadan, ortak mücadeleden geçer" dedi. 

Hükümetin yakınlığıyla bilinen sendikalardan zaten bir beklentilerinin olmadığını söyleyen Serdaroğlu, "Hükümet yandaş olan, sermayenin arka bahçesi olan sendikalar bildikleri yoldan yürüsünler. Elbet gün gelir devran döner, yandaş oldukları hükümetler kalmayınca onlarda tarihin çöplüğüne giderler" diye konuştu. 

Serdaroğlu, iş yerlerinden üretimi durdurma, yavaşlatma eylemelerinin devam ettiğini ve ileriki günleri için eylem planlamalarının yapıldığını söyledi. Serdaroğlu, Danıştay'a verdikleri "yürütmeyi durdurma" talebinin de olumlu sonuçlanacağını düşündüklerini aktardı. (DİHA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Valilikten 13 Şubat boykotuna yasak

SONRAKİ HABER

TTB ve SES: Güvenlik soruşturması mağduriyetleri hemen giderilsin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa