Gazeteciler ‘ileri demokrasiyi’ cezaevlerinde yaşıyor

Gazeteciler ‘ileri demokrasiyi’ cezaevlerinde yaşıyor

Sultan Abdülhamit’in üzerlerine kurmak istediği baskıya karşı Babıali gazetecilerinin, baskı kalıplarını sansürcülerine vermeyerek direnmesi nedeniyle 24 Temmuz takvim sayfalarına ‘sansürün kaldırılışı’ olarak kaydedildi. ‘24 Temmuz Basın Bayramı’ olarak da kutlanan bu günle ilgili gazeteci örgütleri a&c

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, aradan geçen 103 yılda basına dönük baskı, denetim ve kontrol mekanizmalarının işletilmeye devam edilmesi nedeniyle 24 Temmuzun, “Sansürünün kaldırışının değil, ona karşı gösterilen ilk direnişin yıldönümü” olduğunu söyledi.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili 2005 yılında TCK’da yapılan topluca değişikliğin ardından 2006 yılında TMK’da yine yapılan değişiklikle gittikçe geriye giden bir tablonun içerisine hapsolduklarını aktaran İpekçi, bu konuda yaptıkları uyarıların hükümet tarafından dikkate alınmadığına dikkat çekti. İpekçi, hükümetin her fırsatta yargı kararlarının beklenmesini salık vermesine rağmen, aradan geçen 6 yıl içerisinde gördükleri mahkeme kararları ve içtihatların gazetecilerle ilgili vahim bir tabloyu görmelerine olanak tanıdığını belirtti. 2009 yılından bu yana takip ettikleri kadarı ile 70 gazetecinin halen cezaevinde bulunduğunu, bu süre zarfında 41 gazetecinin de tahliye olduğunu aktaran İpekçi, “Yani toplamda 2.5 sene içerisinde 101 gazeteci ileri demokrasinin cezaevi koşullarını yaşadı” dedi.
İpekçi, gerçek rakamların ellerindeki bu verilerden çok yüksek olmasının muhtemel olduğunu, çünkü Adalet Bakanlığının gerçek verileri saklamakta oldukça yetenekli olduğunu ifade etti.

TUTUKLU GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN

Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Sözcüsü ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını isteyerek, ulusal ve yerel düzeyde 94 basın meslek kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu GÖP’ün, medya, düşünce, ifade özgürlüğü alanının içinde bulunduğu olumsuz koşullardan rahatsız olduğuna dikkat çekti. “Sayıları artık binlerle ifade edilen gazeteci-yazar yargılanmak üzere mahkeme koridorlarında sıraya giriyorsa, henüz basılmayan kitaplar ‘bomba imal malzemesi’ kabul edilip toplatılıyorsa, iktidarı eleştiren, muhalif, birçok gazete, derginin yayını durduruluyorsa, yasaklanıyorsa, dağıtımı yasaklanıyorsa, çalışanları sudan gerekçelerle göz atına alınıp, tutuklanıyorsa, medya patronları, iktidara muhalif görülenlerin susturulması için baskı altında tutuluyorsa, bu baskı sürecinin doğal sonucu olarak, halkın bilgi ve haber alma hakkı, düşünce, basın ve ifade özgürlüğü, kültür ve sanat yaşamı ağır bir otosansür iklimi altındaysa, o ülkede demokrasiden, insan haklarından , özgürlüklerden, asla söz edilemez” diyen Abakay, Türkiye’nin, böylesine çağ dışı bir yaşama layık olmadığını dile getirdi.

Haksız, adaletsiz ve hukuksuz şekilde cezaevlerinde bulunan gazetecilerin serbest bırakılmasını ve tutuksuz yargılanmalarının sağlanmasını isteyen GÖP’ün taleplerini sıralayan Abakay, Terörle Mücadele Yasası başta olmak üzere, Türk Ceza Kanunu ve Basın Yasası’nın uluslararası basın özgürlüğü ölçütleri temelinde derhal değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

BASIN SANSÜR VE OTOSANSÜR KISKACINDA

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, sansürün ve otosansürün Türkiye basını üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nun bazı maddelerinin ifade ve basın özgürlüğü önünde engel oluşturduğunu ve medya çalışanlarını otosansüre ittiğini belirten Sertel, “Basın özgürlüğü üzerinde artan baskılar, yapılan gizli ve açık sansürlerin, tehditlerin en büyük getirisi ne yazık ki ‘otosansür’ olmuştur. Sansürün yanında asıl büyük tehlike otosansürdür” dedi.

Türkiye’de basın özgürlüğünün ‘kanunlar’ ve ‘beyinler’ arasında sıkışıp kaldığına dikkat çeken Sertel, “Sansürün en açık örneği; bugün ülkemizde 70’e yakın gazetecinin düşündükleri, söyledikleri ve yazdıkları nedeniyle haksız, hukuksuz şekilde cezaevinde tutuklu olmasıdır. Gazetecilere yönelik bilinçli bir şekilde korku, sindirme, tehdit senaryoları üretilmekte ve oynanmaktadır. Gazetecilerin sendikal ve sosyal haklar açısından kendini güvencede hissedememesi, işten atılma korkusu, hapis tehdidi gibi nedenlerle basın çalışanlarının birçoğu yazarken artık ‘Suya sabuna dokunmama’ kaygısı taşımaya başlamıştır” dedi.

Sertel, bütün olumsuzluklara rağmen gazeteci meslek örgütleri olarak ‘Sansüre Direnişe’ devam edeceklerini dile getirdi. (MEDYA SERVİSİ)


3 AYDA 13 KİŞİYE HAPİS

Bağımsız İletişim Ağı (BİA) tarafından geçtiğimiz ocak-şubat-mart aylarını kapsayan “Medya Gözlem Raporu”na göre; 3 ayda 13 kişi, Kürt sorununa dair görüşlerinden dolayı 21 yıl 10 ay hapis ve 66 bin 946 lira para cezasına çarptırılırken, 5 gazeteci yazdıkları, 42 gazeteci de “KCK”, “Devrimci Karargâh”, “Balyoz” ve “Ergenekon” gibi davalar gerekçesiyle 31 Mart 2011 itibariyle tutuklu bulunuyor.

www.evrensel.net