09 Şubat 2015 04:55

Yemen’de ‘Ensarallah’ dönemi

Yemen'de Ensarallah olarak bilinen Husilerin yönetime el koyması Arap coğrafyasında geniş yankı buldu. Husilerin eylemi kimileri tarafından ‘darbe’ kimileri tarafından ‘yönetime el koyma’ olarak değerlendirildi. 21 Eylülde başkent Sana’yı işgal eden Husilerin iktidar yürüyüşü geçen Cuma günü parlamentonun feshedildiğinin açıklanmasıyla yeni bir aşamaya girdi.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Yemen’de Ensarallah olarak bilinen Husilerin yönetime el koyması Arap coğrafyasında geniş yankı buldu. Husilerin eylemi kimileri tarafından ‘darbe’ kimileri tarafından ‘yönetime el koyma’ olarak değerlendirildi. 21 Eylülde başkent Sana’yı ele geçiren Husilerin iktidar yürüyüşü geçen Cuma parlamentonun feshedildiğinin açıklanmasıyla yeni bir aşamaya girdi.

Ensarallah gurubuna bağlı ‘Devrimci Komite’nin yayınladığı 16 maddelik anayasa manifestosuna göre, cumhuriyete bağlı tüm il ve ilçelerde  ‘devrimci komitenin’ alt kolları olarak ‘devrimci komiteler’ oluşturulacak. Kuzeybatı Afrika ülkesi Moritanya’dan yayın yapan Al Badil haber sitesi bu durumu ‘Husiler devrimci komiteler deneyini Yemen yönetiminde yaygınlaştırıyor’ şeklinde aktardı.

5 ÜYELİ BAŞKANLI KONSEYİ

Devrimci komitelerden seçilen 551 üye,  parlamentonun görevini yapacak olan yeni Ulusal Geçiş Konseyini oluşturacak. Bu aşamada cumhurbaşkanlığı görevini Ulusal Geçiş Konseyi tarafından seçilen ve ‘Devrimci Komite’ tarafından onaylanan 5 üyeli Başkanlık Konseyi iki yıl süreyle yürütecek. Yeni hükümeti de Başkanlık Konseyi oluşturacak.  

Assafir Husilerin iktidarı ele geçirmesini ‘bir anayasa bildirgesinden daha fazla, bir devrimden daha az’ olarak değerlendirirken, Al Arab gazetesi ise ‘Yemen iki yıl devrim komitelerinin yönetimi altında’ yorumunu yaptı. El Cezire gelişmeleri ‘Yemenli Husiler Sana’da kendi hükümetlerini oluşturdular’ manşetiyle verdi. Lübnan’dan yayın yapan Al Ahbar Husilerin Yemen’de iktidarı devralmasını ‘Hüküm Husilerin yetki herkesin’ şeklinde yorumladı.

KONTROL HUSİLERDE DEĞİL

Al Araby sitesi, Husi milislerin Sana’da ve kuzeydeki diğer alanlarda mevcut olmasına rağmen ülke genelinde tam kontrolü ele geçirmiş durumda olmadıklarına dikkat çekti. Sayfamızda Middle East haber sitesinden aktardığımız yazıda yeni anaysa manifestosunun ilan edildiği törende geçtiğimiz günlerde istifa eden hükümetin Savunma ve İçişleri bakanlarının olmasına dikkat çekti. Haber sitesi, Devrim Gençleri Meclisi adlı grubun, Husiler tarafından ilan edilen yeni anayasa manifestosunu reddettiklerini açıklayarak, bunu ‘yönetimi ve halkın iradesini çalmak’ olarak nitelendirdiklerini aktardı.

Husiler, Yemen devletine karşı 2004 ve 2010 yılları arasında 6 yıl savaşlarını yürüten Zeydi Şii hareket mensuplarından oluşuyor. 2011’de eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salah’a karşı halk ayaklanmasına katıldılar ve kuzey Yemen’de kendi merkezleri Sadah’tan giderek genişlediler.


HUSİLER İKTİDARI ELE GEÇİRDİ

Middle East Eye

Şii milisler, parlamentoyu feshederek ve yeni bir başkanlık meclisi oluşturarak, çoğunluğu Sünni olan Yemen’de hâkimiyetlerini güçlendirmiş oldu. Bu durum, Şii Ensarallah örgütü destekçileri ve yayınladıkları anayasa manifestosuna karşı çıkan Yemenliler arasında yeni bir çatışmanın işaretlerini veriyor. Husilerin (Ensarallah örgütü) yayınladıkları 16 maddelik anayasa manifestosu parlamentonun feshini ve yerine 551 üyeden oluşan yeni bir ulusal meclisin oluşturulmasını öngörüyor.
Manifesto ayrıca yeni bir başkanlık meclisinin oluşturulmasını ve bu
başkanlık meclisinin ileride bir hükümet kurmasını da içeriyor. Başkanlık Meclisinin ise ulusal meclis tarafından seçilmesini ve 5 üyeden meydana gelmesi öngörülüyor.
Yeni anayasa bildirisi, cumhurbaşkanlığı sarayında bir törenle ilan edildi. Törende geçtiğimiz günlerde istifa eden hükümetin Savunma ve İçişleri bakanlarının olması da dikkat çekti. Törende ayrıca, eski devlet başkanı Ali Abdullah Salih’e yakın isimler de hazır bulundu.
Husiler, yeni anayasa bildirisinden sonra halkı bu durumu kutlamaya davet ederken, bazı kesimler de yaşananları reddetme çağrısında bulundu. Devrim Gençleri Meclisi adlı grup, yeni anayasa manifestosunu reddettiğini açıklayarak, bunu ‘’yönetimi ve halkın iradesini çalmak’’ olarak nitelendirdi.  Devrim Gençleri Meclisi yayınladığı beyanda, darbeye karşı direnişe çağrı yaparak, başkent Sana’nın, mezhepçi milisler tarafından işgal edilmiş olarak kabul edildiğini vurguladı. Husilerin yeni anayasa bildirisinden sonra ülkenin çeşitli kentlerinde tepki gösterileri düzenlenmeye başlandı.


İSRAİL SURİYE SAVAŞINDA DOĞRUDAN MÜDAHİL

Semih SAAB
Al Sabah

İsrail’in geçtiğimiz ayın 18’inde Suriye’nin Kuneytra kentinde Hizbullah kadrolarına düzenlediği saldırı, Netenyahu’nun Suriye savaşına doğrudan müdahil olmaya başladığını gösteriyor. Daha önce sadece Nusra Cephesi’ne lojistik destek sağlayan İsrail’in bu saldırılarla beraber Esad rejimine karşı Güney Cephesi’nin doğrudan bir parçası olması, belli riskleri de beraberinde getiriyor.
Hizbullah’ın işgal altındaki Şebaa çiftliklerinde İsrail’e karşı verdiği cevap da bunu açıkça gösteriyor. İsrail böylece kendini hiç hesaba katmadığı yeni bir denklemle karşı karşıya buldu.  Bu denklem ise, Lübnan Cephesi’ni Suriye’nin güneyindeki Golan Cephesi’ne bağlayan direniş ekseninin İsrail’e cevabı oldu. Bu da İsrail’in bölgede rahat bir şekilde hareket etmesinin önüne geçmektedir.
Kuneytra saldırılarıyla Suriye savaşında artık İsrail döneminin başladığını gösterse de, Şebaa Çiftlikleri’nde İsrail’e verilen cevap, güney cephesinden hareketle Şam’a ulaşmaya çalışan İsrail’in bedel ödeyeceğini ve bunun bütün bölgeyi savaşa sürükleyeceğini göstermektedir.
Ancak burada şöyle bir soru yerinde olur: İsrail’in bölgedeki çıkarlarına hizmet eden el Kaide mevcut iken, İsrail neden Suriye savaşına doğrudan müdahil olmayı seçti? Bunun cevabı, Suriye ordusunun dört yıldır süren savaşa rağmen halen savaşıyor olması, Hizbullah’ın Suriye cephesinde yeni savaş deneyimleri kazanması ve İran’ın bölgede ve uluslar arası alanda güçlü bir konuma gelmesi. ABD’nin Esad rejimiyle yeniden irtibata geçebileceğine dair haberler, Moskova’da yapılan Suriyeli muhalifler toplantısı, İran ve Batı arasındaki nükleer görüşmeler İsrail’i Suriye’de doğrudan savaşa müdahil olmaya itmiştir. İsrail bu hamlesiyle direniş ekseninde yer alan Esad yönetiminin toparlanmasını engellemek istemektedir. Ancak Netenyahu, bununla beraber, İsrail’in tek başına altından kalkamayacağı bir bölge savaşının da ipuçlarını vermektedir.


YENİ TUNUS HÜKÜMETİ’NDE ANLATILMAYANLAR

Al Kuds Al Arabi

Tunus’ta yeni kurulan hükümet Halk Meclisi’nin 166 evet oyuyla güvenoyu aldı. Yeni Hükümet, şu an sosyal adalet ve kalkınma alanlarında önemli meselelerle karşı karşıya. Tunus’ta göç, radikal dinci örgütlere katılma, gençler arasında işsizlik oranının yüksek olması ve fakirlik gibi meseleler yeni hükümetin önündeki en önemli konular arasında yer alıyor. Çünkü fakirlik ve fiyatlardaki sürekli artışlar, Tunus’taki devrimin fitilini ateşleyen en önemli faktörlerdir. İşsizlik ülkede yüzde 17’lere ulaşmış, gençler arasında ise yüzde 30’lardadır.
Ancak yeni hükümetin başardığı en önemli şey, dışarıdan gelen baskılara rağmen Laiklerle İslamcılar arasında bir köprü kurması olmuştur.  Zira bazı uluslar arası güçler, Tunus’ta yaşananların bir karşı devrim niteliğini taşımasını istiyordu ve bunun için baskı yapmaktaydı.  Ancak Nida Tunus ve Nahda hareketlerinin takındığı tutum, ülkenin egemenliğini korumuştur. Bu da büyük bir Arap Projesi olarak görülmelidir.
Yeni hükümet bize gösteriyor ki Tunus gemisi, Irak, Suriye ve Yemen’i mahveden fırtınalı denizde yol alamaz.  Tunus, hacim olarak küçük olmasına rağmen şu an Arap dünyasında önemli bir konuma gelmiştir ve yaşam için, kalkınma için, Arap Dünyası’nda önemli bir örnek oluşturmaktadır.


IŞİD GÖZDAĞI VERMEK İSTİYOR

Abdülbari ATWAN
Rai Al Youm

İŞİD’in, Ürdünlü pilot Muaz El Kesasbe’nin yakılarak idamıyla ilgili yayınlanan video, daha önce eşine rastlanmamış görüntüler içermektedir. Ürdün Hükümeti’nin bir ay önce gerçekleştiğini iddia ettiği ancak birkaç gün önce yayınlanan infaz görüntüleriyle IŞİD bazı mesajlar vermeyi ve birkaç hedefini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.
Birincisi, Kesasbe’nin aşireti ve diğer aşiretler ile halkı hükümet aleyhine kışkırtmak ve yönetimin pilotu kurtarmak için çaba sarf etmediği izlenimi uyandırmak.
İkilicisi, IŞİD’e karşı kurulan ve ABD’nin başını çektiği uluslar arası koalisyonda yer alan Arap devletlerine, kendi pilotlarının da aynı muameleye maruz kalacakları konusunda sert bir mesaj içermektedir.
Üçüncüsü, şunu açıkça söyleniliriz ki, Ürdün kamuoyu IŞİD’in hiç de umurunda değil. Örgütü tek ilgilendiren nokta, vahşi uygulamalarıyla halkların ve hükümetlerin gözünü korkutmaktır.
Ürdün, pilot Muaz El Kesasbe’nin yakılarak infaz edilmesinden sonra ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunların başında Ürdün halkının konuyla ilgili iki kutba bölünmüş olmasıdır. Bir kesim IŞİD’e karşı verilen savaşı desteklerken ve IŞİD’in bitirilmesi gerektiğini düşünürken, diğer kesim, bu savaşın Ürdünlülerin savaşı olmadığını ve Ürdün’ün bu savaşa dâhil olmaması gerektiğini düşünmektedir.


25 OCAK DEVRİMİ’NİN İNTİKAMI

Mısır yönetimi uluslar arası kamuoyunun kendisine yönelttiği eleştirileri hiçe sayarak kendi bildiğini okumaya devam ediyor. Son olarak 2013 yılının Kasım ayında Kerdase olayları olarak bilinen ve 16 polisin öldüğü olaylarla ilgili olarak 183 kişiyi idama mahkûm etti. Karar dünya kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Mısır yargısının, çok fazla eleştiri alan son kararlarından biri de, 2011 yılında Mübarek’in istifasından sonra ülke yönetimini devralan ve devrimi çalmakla suçlanan Askeri Konsey’e karşı yapılan eylemlerle ilgili.
2011 yılında Askeri Konseyin yönetimi sivillere devretmesi istemiyle yapılan ve medyada ‘’Başbakanlık binası olayları’’ olarak bilinen eylemlerle ilgili görülen davada 230 kişi müebbet hapse mahkûm edildi. Müebbet hapis cezası alanların arasında 6 Nisan gençlik hareketinin kurucularından Ahmet Duma da yer alıyor. Ahmet Duma, Temmuz askeri darbesine karşı çıkışıyla da biliniyor.
Askeri Konsey’e karşı yapılmış eylemlerle ilgili yargının böyle bir kara vermesi gözlemciler tarafından, darbeden sonra başa geçen yönetimin 25 Ocak Devrimi’nin intikamını almak istemesi’’ olarak yorumlanıyor.


COĞRAFYA’DAN KISA KISA…

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİĞİ: Ürdünlü pilot Maaz El Kesasbe’nin öldürülmesinden sonra IŞİD’e karşı hava saldırılarına katılmaktan çekildi.
SURİYE: Dışişleri Bakanlığı IŞİD’in pilot Maaz El Kesasbe’yi katletmesini kınadı ve Ürdün’ü teröre karşı mücadele etmeye çağırdı.
IRAK: IŞİD ile yaşanan çatışmalarda yaklaşık 999 peşmerge öldü, 4596 peşmerge de yaralandı
NİJERYA: Nijerya resmi televizyonu Nijerya kuvvetlerinin Cuma günü Nijerya sınırları yakınlarında ülkenin güneydoğusundaki Poso kentine yönelik saldırıların püskürtülmesi esnasında Boko Harram savaşçılarından 109’unu öldürdüğünü duyurdu.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mülteci işçilik değil köle ticareti!

SONRAKİ HABER

Deliller yok sayıldı, Kocaeli’deki IŞİD davasında tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa