09 Şubat 2015 04:43

Katil müfettiş

Farkındayım çarpıcı bir başlık oldu. Ben her zaman sorularımı sorar cevapları sizlere bırakırım yazılarımda. Ama bu sefer öyle değil. Cevapla başlıyorum. Beni bu cevaba götüren olaylar silsilesini anlatırken…

Paylaş

Uzm. Dr. Gökmen ÖZCEYLAN*

Farkındayım çarpıcı bir başlık oldu. Ben her zaman sorularımı sorar cevapları sizlere bırakırım yazılarımda. Ama bu sefer öyle değil. Cevapla başlıyorum. Beni bu cevaba götüren olaylar silsilesini anlatırken…
Yine önce rakamlara bakalım. Rakamlar doğru okunuyorsa, her zaman anlamları bir önemi gözler önüne serer. Geçen yılın işçi ölümlerini hatırlıyoruz değil mi?* Rakamları burada yeniden vermeyeceğim ama işçi ölümlerinin ortalaması yaklaşık günde üç ile beş arasındaydı. Resmi kayıtlara göre. Bu ölümlerin madendeki toplu katliamı saymazsak belki de yüzde 50’si inşaat sektöründeydi. Koca bir yıl güvenlik önlemlerini arttırmak söylemleri ve bu söylemlere eşlik eden İsmail ölümleriyle geçti. Yeni yıla hepimiz bir umutla baktık. Yeni yasalar arka arkaya çıkıyor. Medya her gün haber yapıyor. Gazetelerde birbiri ardına işçi ölümleri cinayet olarak tanımlanıp suçlular havada uçuşuyordu.
Sonra ne oldu dersiniz? Bizim gibi unutma eğilimi yüksek toplumlardaki alışkanlık. Her şey unutuldu. Bu hayati mesele boyalı basında üçüncü, dördüncü sayfalarda en küçük puntolarla üzerinde durulmayan kazalarla beraber verilir oldu. Sonuç 2015’in ilk bir ayında resmi rakam olmayıp -benim bu gazetelerden toplayabildiğim rakama göre- 123 İsmail’i daha iş cinayetlerine kurban verdik. Bu rakam resmi değil ama iddiamı not edebilirsiniz bu rakam üstünde olacak altında değil. Sonra daha da ileri gittim bunun kaç tanesi inşaatta ölen İsmailler diye bir ayrıştırma yaptım. Bunların en az yüzde 30’u inşaat ve yol çalışmalarında hayatını kaybetmiş. Bu rakamlar İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine de çok yakın. Yani bu veriler, ocak ayında yaklaşık ortalama günde 4 İsmail’i kaybettiğimizi gösteriyor. Burada bir parantez açmadan geçemeyeceğim. Hep İsmail diyorum ama bu iş cinayetlerinde ölen arkadaşlarımızdan altı tanesi de kadın.
Sonra medyada, toplumda ve çalıştığım sahalarda yaptığım gözlem sonucunda en çok ölümlerin İSKELE kaynaklı olduğunu gördüm. Tahtadan ve dayanıksız iskelelerin çökmesi sonucu yüksekten düşmeler. Yani ekonomide suçlu nasıl ENFLASYON ise, trafikte suçlu nasıl CANAVAR ise İnşaat ölümlerinde suçlu da bulunmuş; İSKELE. Basın artık bu cinayetleri İskele aşağıya iskele yukarıya diye verir oldu. Bunun adına birçoklarınız kolaycılık diyebilir. Ama ben öyle yorumlamıyorum. Bence bu gerçek suçluyu saklamanın, insanların bu tip istenmeyen durumlarda aradığı suçlu kim sorusuna sistemin uyutmak üzerine verdiği ciddi düşünülmüş ve kurgulanmış cevabı bence “Suçluyu bulduk; enflasyon canavarı-, trafik canavarı, iskele canavarı” olursa hiç şaşmayın.
Ben tabi ki yine itiraz ediyorum. Hem de yaşanan iki olayla size.

UYARILARA RAĞMEN...

Olayın olduğu yer Çorlu'da bir rezidans inşaatı. Büyük bir inşaat belki de Bu bölgenin en şatafatlı inşaatı. Tahmin ettiğiniz gibi oranın işyeri hekimiyim. Ocak 2014’ten beri. Görevlendirildiğim ilk günden itibaren o inşaata her gittiğimde işverenle tartışmaya başladık. Önceleri bu inşaattaki tartışmalarımız sözlü düello şeklindeyken sonraları bu kavgalarımız çok daha ciddi boyutlara ulaştı. Çünkü ben revir istiyordum. Yaralanan olursa müdahale edebilecek bir acil seti istiyordum. İşe giriş muayenelerini sağlıklı yapabileceğim bir ortam istiyordum. Meslektaşım iş güvenliği uzmanı arkadaşım kadındı. O da korkuluk diyordu şu boşluklara. İskeleler güvenli değil diyordu. Bu tespitlerimizi hem öneri defterine yazıyor. Hem her gittiğimizde işverene gösteriyorduk. Alt taşeron iş güvenliği hizmetini bizden almaya başladı. Ana işi o yapıyordu. Aynı tartışmalar onunla da sürüp gidiyordu. Bir gün öğleden sonra gelen bir telefonla hepimiz gazetelerde karşılaştığımız o haberin kendisiyle karşılaştık. Korkuluk olmayan merdiven boşluğuna yapılan küçük bir iskele çökmüş. Bir İsmail kardeşimiz dördüncü kattan düşerek hayatını kaybetmişti. Ölen İsmail kardeşimiz alt taşeronda çalışan bir sıvacıydı. Adli kolluk kuvvetleri geldi. Olay yeri inceleme geldi. Savcılar, fotoğraflar adli süreç başladı. Biz tüm ikazlarımızı zamanında ve yerinde yaptığımız için ne iş güvenlik uzmanına ne de bana bir dava açılmadı. İşverene ve taşerona asli kusurlu şüphesiyle dava açıldı. Biliyorum birçoğunuz olması gerektiği gibi diyorsunuz. Ama hiç öyle devam etmedi süreç. Bu sırada ölümlü kazadan yaklaşık 20 gün sonra rutin teftiş için bu inşaata müfettişler geldi, Çalışma bakanlığından. Ölümlü kazayı incelemek için değil gerçekten rutin kontrol sırasında geldiler. Ve bu inşaatın hâlâ reviri yoktu. Hâlâ korkuluk yapılmamış, hala iskeleler tahtadandı. Bu denetlemeden hiçbir cezai işlem yapmadan ve her şey tamdır raporu tutularak ayrıldılar. Şimdi size soruyorum.
Benim artık bu işverene bir şey yaptırmaya gücüm yetebilir mi?

OSGB İLE ANLAŞTILAR

Ama durun hikaye burada bitmedi. Bu firma benim çalıştığım OSGB ile sözleşmesine devam ederek süreci aynı şekilde götürmeye karar verdi. Alt taşeronu ise ben herhangi düzeltme yapmadıkları için güvenlik açısından bıraktım. Başka bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) ile anlaşıp inşaata devam ettiler. Bu sırada haklarında açılan dava da sürüyordu. Yaklaşık üç ay geçti hala revir yoktu. Ben sadece ana firmanın ofisinde çalışan işçilerine işyeri hekimliği hizmeti veriyordum ki, aynı alt taşeronun bir İsmail’i daha bu kez üçüncü kattaki iskeleden düşerek hayatını kaybetti.
Sözün bittiği yerdeyiz değil mi hep beraber. Şimdi size cevabını başında haykırarak verdiğim soruyu sormayacağım.
Sizi sorularınız ve cevaplarınızla baş başa bırakmayacağım
Sizi rakamlarımızın anlamlarıyla düşünmeye zorlamayacağım.
Size sadece şunu soracağım Başlığımı yazının değiştirmeli miyim ?
SUÇLU İSKELE CANAVARI….
İNŞAATTA ÖLÜMLER DEVAM EDİYOR …
Siz hangi başlığı isterseniz onu okuyunuz .
Saygılar...

*İşyeri Hekimi

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bu paketin kazanım sağlaması mümkün değil

SONRAKİ HABER

Kısa film iyi gider

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa