07 Şubat 2015 09:40

Atatürk Üniversitesi kendini mahkeme yerine koydu!

Erzurum’da sürekli tutuklama ve gözaltı tehdidi altında tutulan, polis ve ülkücü grupların saldırılarına maruz kalan DİHA muhabirleri Mensur Küçükkarga ve Selman Keleş hakkında, okudukları Atatürk Üniversitesi tarafından da savcı ve polislerin aynı iddiaları ile soruşturma açıldı. Sadece haber takibi yaptıkları için sürekli tehdit altında olan muhabirler hakkında istinat edilen iddialar ise "Örgüt propagandası yapmak", "Örgüt üyesi olmak", "Mala zarara vermek" ve "yaralama" gibi herhangi bir dayanağı olmayan suçlamalar.

Paylaş

Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde okuyan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabirleri Mensur Küçükkarga ve Selman Keleş hakkında, farklı tarihlerde haber takibindeyken gözaltına alınmalarına ilişkin Rektörlük tarafından soruşturma açıldı. 

Kobanê eylemleri sırasında Hınıs'ta haber takibi yapan Küçükkarga, 21 Ekim tarihinde evine yapılan baskınla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak 2 ay cezaevinde tutuldu. 19 aralık tarihinde ise bir diğer DİHA muhabiri Keleş, üniversite yerleşkesinde ülkücü grubun bir Kürt öğrenciyi alıkoyması üzerine çıkan olayları takıp ederken basın kartını göstermesine rağmen gözaltına alınmış ve aynı gece serbest bırakılmıştı. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede "Örgüt propagandası yapmak", "Kamu malına zarar vermek", "Örgüt üyesi olmak" iddiaları ile itham edilen Küçükkarga ile "Mala zarara verme" ve "Adam yaralama" iddiaları ile suçlanan Keleş hakkında, üniversite yönetimi de aynı iddialarla soruşturma başlattı. Keleş, açılan soruşturma kapsamında ifadesi Kürtçe ve yazılı olarak verdi.

'İDDİANAMELER POLİSTEN ALINMA'

Haklarında açılan soruşturmadaki bilgilerin TEM Şube'ye bağlı polisler tarafından üniversite yönetimine verildiğine dikkat çeken Keleş, soruşturma ile pasifize edilmeye çalışıldıklarını dile getirdi. Keleş, "Siyasi şubeye bağlı polisler tarafından iddianamelere dayandırılarak hazırlanmış ve aynı iddianameler savcılıkta bir şey çıkmayınca üniversiteye gönderilmiştir. Bu iddianamelerin gerçeği yansıtacak bir yönü yoktur. Burada elde etmek istedikleri, bizleri pasifize etmek, yaptığımız işimizden geri adım atmamızı sağlamaktır. Üniversite yönetimi de noter görevini üstlenerek polislerin getirdiği tüm asılsız fezlekeleri sorgusuz sualsiz direk soruşturma açmaktadır. Olayın gerçek dışı olduğunu bilmelerine rağmen. Fakülte yönetiminde bulunan yetkililer 'Biz de her şeyi biliyoruz ama bunu rektörlük talimat veriyor' diyorlar" dedi. 

'POLİSLER TARAFINDAN HEDEF GÖSTERİLİYORUZ'

DİHA'da çalıştıkları için polisler tarafından sürekli ırkçı gruplara hedef gösterildiklerini anlatan Keleş, her haberde polislerin tehdit, darp ve hakaretlerine maruz kaldıklarının altını çizdi. Keleş, "Her defasında siyasi şubeye bağlı polisler DİHA'da çalıştığımız için ırkçı gruplara parmakla göstererek hedef haline getiriliyoruz. Bunu her yerde yaşıyoruz.. Her habere gittiğimizde küfürlere maruz kalıyoruz, darp ediliyoruz. Basın kartlarımız olmasına rağmen her defasında göz altına alındığımızda 'Basın kartlarınızı göremedik' diye dalga geçiyorlar. Ve her haberde diğer kurumlarda çalışan basın mensuplarının hiç birine müdahale edilmezken, sadece DİHA'da çalışanlara bu saldırılar var. Artık habere giderken bizim can güvenliğimiz kalmıyor. Çarşı merkezinde dolaşırken ya da farklı bir yerde siyasi şubeye bağlı polislerce karşılaştığımızda başlarını tehditkar bir şekilde salıyorlar" diye konuştu.

'SAVCILIK, İDDİANAMESİNİ ÜNİVERSİTEYE GÖNDERDİ '

6-7 Ekim Kobanê eylemleri sırasında Hınıs'ta haber takibi esnasında eylemci diye gösterilerek tutuklatıldığını belirten Küçükkarga ise skandalın bununla sınırlı kalınmadığını belirterek, yargılandığı Hınıs Ağır Ceza Mahkemesi'nin hakkında hazırladığı iddianamenin aynısını üniversiteye gönderdiğini ve hakkında soruşturmanın açıldığını söyledi. Küçükkarga, "Haber takibinde iken bir şahsın 'eylemciydi' diye ifade vermesi üzerine boş yere 2 ay tutuklu bulundum. Hukuksuzluklar bununla da sınırlı kalmadı. Hınıs Ağır Ceza Mahkemesi yargılandığım dosyayı Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü'ne gönderdi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı'ndan bana telefon ederek hakkımda soruşturma açıldığı ve savunma vermem gerektiği söylendi. Hukukla bağdaşmayan uygulamalara maruz kalıyoruz" diye tepki gösterdi. "Eğitim öğretim hakkı engellenemez'' gibi sözlerin Kürt öğrenciler için geçerliliği olmadığına vurgu yapan Küçükkarga, "Kürt öğrencilerin eğitim öğretim hakkını nasıl engelleriz diye adeta rektörlük, polis ve yargı işbirliği içerisinde" dedi. (Erzurum/DİHA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ölümüne neden oldukları hasta için ‘doğal ölüm’ dediler!

SONRAKİ HABER

Bağdat'taki eylemler sırasında açılan ateş sonucu ölenlerin sayısı 16'ya yükseldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa