07 Şubat 2015 05:06

Patronların hükümeti bizim birliğimiz var

Bölge illerinde hak mücadelesine hiç de yabancı olmayan işçiler ve sendikacılar, metal grevinin tüm işçi sınıfının mücadelesi olduğunu belirterek, hükümetin işçi düşmanı politikalarına karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yapıyor.

Paylaş

Birleşik Metal-İş üyesi 15 bin işçinin Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanan grevine dair tartışmalar sürüyor. Grev iki gün sürse de işçi sınıfı mücadelesine önemli bir deneyim olarak yazılmış durumda. Birçok yerde olduğu gibi bölgedeki işçi ve emekçiler de bu deneyimi tartışıyor, sonuçlar çıkarıyor. Diyarbakır, Batman, Van, Antep ve Adıyaman’dan gazetemize konuşan işçiler ve sendikacılar, AKP hükümetinin bu grev yasağıyla bir kez daha patronların emrinde olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Her iş kolundan işçilerin, birlikte, ortak mücadelesinin önemine dikkat çeken işçiler, “Grev için izin alınmaz. Mücadeleyi birleştirmeliyiz” diyor.

SENDİKA GÖREVİNİ YAPMALI İŞÇİ BİRLİK OLMALI

Öncelikle Diyarbakır’da belediyeye bağlı çalışan taşeron işçilerin yanındayız. İşçiler Sanat Sokağı’ndaki barakaların yıkımına devam ediyor. Genel-İş Diyarbakır 2 No’lu Şube’de örgütlü olan işçiler grevi yakından takip ettiklerini söylüyorlar. İş arasında görüştüğümüz Ömer Ekinci, işçiler olarak grev yasağını kabul etmediklerini belirterek, “Hükümet daha önce başka grevleri de yasakladı. AKP bu yasaklarla kendi iktidarını korumaya çalışıyor. Hükümet bugüne kadar tamamen sermayenin çıkarlarına göre hareket etti. İşçiyi taşerona mahkum etti. Taşeronu yasal bir kurum haline getirdiler. Bu bile işçiye bakış açılarını gösteriyor. Bunun karşısında sendikalar görevlerini yerine getirmeli, işçiler de birlik olmalı” diyor.

Bir diğer İşçi Muharrem Ayverdi ise grevin işçilerin en önemli hakkı olduğunu belirterek, “Grev hakları gasbedilen metal işçilerine selam gönderiyorum” diyor. Metal işçilerinin mücadelesinin tüm işçi sınıfının mücadelesi olduğunu söyleyen Ayverdi, “Hayatı yaratan biz işçileriz ama insanca yaşayamıyoruz. Metal grevinde de görüldüğü gibi AKP işçiler için hiçbir şey yapmıyor. Kendilerine milyon dolarlara kaçak saray yaptılar. Sadece ısınması bile kaç işçinin maaşı. Ama öte yandan asgari ücret açlık sınırının altında. Üstelik işçilerin demokratik hakları da elinden alınıyor, grev Bakanlar Kurulu kararıyla engelleniyor” diyor. Ayverdi de işçilerin birliğinin önemine dikkat çekerek, “İşçiler sınıf olarak bu saldırılar karşısında durmalı, örgütlenmeli. Ancak o zaman kazanım elde edebiliriz. Bu saldırılar sadece Türk işçiye, Kürt işçiye ya da sadece DİSK’e, Türk-İş’e yönelik değil, tüm işçi sınıfına yönelik” diyor.

ORTAK MÜCADELE HATTI ÖRÜLMELİ

Tes-İş Diyarbakır 2 No’lu Şube Başkanı Şükrü Kaçmaz işçinin en önemli mücadele aracı olan grevin AKP eliyle ortadan kaldırıldığını belirterek, “Metal işçilerinin grev kararı önemli bir süreçti. Bunun önüne Bakanlar Kurulu kararıyla bir yasaklama çıkmasaydı işçi sınıfı için önemli sonuçları olan bir eylem olacaktı. Ancak AKP birçok kez olduğu gibi bu greve de yasak getirdi” diyor. Sınıf bilincinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaçmaz, “Üretimden gelen gücün kullanılabilmesi için bütün emekçilerin birleşmesi gerekiyor. Örgütlü işçiler Türk-İş, DİSK, Hak-İş arasında bölünmüş. Memurlar ise daha parçalı bir halde. Bu durumda ‘böl, parçala, yönet’ anlayışı hayat buluyor. Buna karşın tüm emekçilerin tek çatı altında bütünleşmesi ve yeni bir yapılanmaya gidilmesi gerek” diyor. Kamuda üretimden gelen gücü kullanmak bir yana kadrolu işçilerin üretimden koparıldığına dikkat çeken Kaçmaz, “Taşeronlaştırma anlayışıyla çalışanları pasifize ettiler. Taşeron işçiye ise güvencesiz, esnek çalışma dayattılar. Bu anlayışa karşı da ortak mücadele hattı örülmeli” diyor. (Diyarbakır/EVRENSEL)


YASA, HAK, HUKUK; HEPSİ HİKAYE!

Antepli işçiler de metal grevinin hükümet tarafından ertelenmesine tepkili. 

Bir Naksan Plastik işçisi şunları söylüyor: “Anayasada grev hakkı var ama kullanamıyorsun, sendikalı olma hakkı var ama olunca işten atılıyorsun. Yasa, hak, hukuk, hepsi hikaye! Varsa yoksa patronların, zenginlerin çıkarı. Hükümet de, devlet de patronlar için, zenginler için var. Adamlar emretti, hükümet anında grevi yasakladı.”

2012’de Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tekstil işçilerinin grevinde yer alan bir tekstil işçisi ise karara hiç şaşırmadığını şu sözlerle ifade ediyor: “Bize yapılan haksızlığa karşı ekmeğimiz için, hakkımızı istemek için grev yaptık. Polisin de, valinin de, hükümetin de, oy verdiğimiz partinin de hepsinin patrondan yana olduğunu yaşayarak öğrendik.” 

Sendikalı çalışan işçi sayısının yok denecek seviyelerde olduğu Başpınar OSB’de işçilerin birçoğu, metal greviyle işçinin elde ettiği her kazanımın, kendileri için de önemli olacağı görüşünde. İşçiler, “Bizim burada en çok yaşadığımız sorun işçinin sendikalara olan güvensizliği. Yasaların ve hükümetlerin zaten hep patrondan yana olduğunu biliyoruz. Merak ettiğimiz sendikanın dik durup duramayacağıydı.  Maalesef bunu göremedik” diyorlar. 

“Peki, ne yapmalı?” diyoruz. Cevap net; “İşçiler birlik olup karar almalı, gerisi boş. İşçiler birlik olsaydı, isteyen yasak desin, grev olmaz desin. Kimi çalıştıracak? Başpınar’da bugüne kadar gördüğümüz grevlerin çoğu zaten yasal değildi. İşçiler ne kadar çok birlik olup bir işe çıktılarsa, o kadar kazandılar.” (Antep/EVRENSEL)


GREV İZİN ALARAK YAPILMAZ

Metal grevine ilişkin Adıyaman’da konuştuğumuz sendikacılar Bakanlar Kurulu kararının işçilere ‘grev yapamazsınız’ demek anlamına geldiğini belirtiyor. İşçiler ise “Grev izin alarak yapılmaz” diyor. 

Orhan Maraş (Petrol İşçisi): Metal grevi bütün işçi sınıfının grevi olmalıydı. Bu böyle olmadığı için bugün hükümet grevi yasaklayacak cesareti ve cüreti göstermiştir. Bizim iş kolumuzda hâlâ grev yasak. Ama zaten grev izin alınarak yapılmaz ki. Çünkü sana izin veren, yasak koyma hakkını da kendisinde görür. Zaten grev, grev yapılarak kazanılmış bir haktır. 

METAL İŞÇİSİ BİZİM İÇİN DE GREVE ÇIKTI

Müzeyyen Güneş (Taşeron İşçisi): Türkiye’de işçiler hep ezilmiştir, hâlâ da eziliyor. Biz bırakın grev yapmayı, ağzımızı açıp hakkımızı savunamıyoruz. ‘Sendikalı olun’ diyorlar, sendikaya üye olmaya çalışan işçilerin hali ortada. Biz de birleşemiyoruz. İşimizden ekmeğimizden olmaktan korkuyoruz. Hiçbir güvencemiz yok. Biz taşeron işçisiyiz. Aslında metalde çalışan işçiler bizim için de greve gitmiştir. Ama biz bunu arkadaşlarımıza anlatamıyoruz. 

BU SALDIRI HERKESE

Hasan Tanrıverdi (Yol-İş İşyeri Baştemsilcisi): Hükümet metal işçilerinin grevini yasaklamakla aslında bütün işçilere ‘Grev yapamazsınız’ demek istiyor. Bunun için metal grevinin yasaklanmasına Türkiye’den sadece işçiler, sendikalar değil her kesimin karşı çıkması, bu uygulamayı protesto etmesi gerek. Buna karşı çıkmayan sendikalar, kendi üyelerine karşı görevlerini yerine getirmemiş olur. 
GENEL GREV LAZIM

Ramazan Gökay (TÜM KÖY SEN Adıyaman İl Temsilcisi): AKP hükümeti darbelere karşı olduğunu söylüyor. Ama darbe ürünü olan grev yasağını uyguluyor. 12 Eylül darbecileri bile bu kadar grev yasaklamamışlardır. Hükümet metal grevini yasaklayarak bir kez daha halkın değil patronların, sermayedarların emrinde olduğunu göstermiştir. Hükümetin bu uygulamalarını geri püskürtecek tek şey birleşik bir genel grevden geçiyor. (Adıyaman/EVRENSEL)


BU HEPİMİZİN MÜCADELESİ

İşlerine son verildikten sonraki mücadeleleriyle önemli bir deneyim yaşamış olan Van İŞKUR işçileri de metal grevini yakından takip etmiş. AKP’nin iktidarı boyunca sürekli ‘millet iradesine’ vurgu yaptığını söyleyen İŞKUR işçilerinden Adnan Aşkan, “Ama işçinin iradesine tahammül edemediler” diyor. Metal grevinin ertenmesinin AKP’nin patronlarla ittifakını gösterdiğini söyleyen Aşkan, “Kendi kasalarını işçilerin alın teriyle dolduruyorlar. Sömürüye karşı çıkan işçilerin grevi mi milli güvenlik tehdidi, yoksa çıkarmayı planladıkları iç güvenlik paketi mi” diye soruyor. Aşkan, “Metal işçilerinin grevi sadece kendilerini değil tüm işçileri ilgilendiriyor. Onların kazanması hepimizin kazanımı” diyor. Grevin ertelenmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen İŞKUR işçisi Mehmet Furkan ise “Bu bizlerin de mücadelesidir. AKP nasıl patronlarla ittifak yapıp grevi yasaklayabiliyorsa bizler de yaklaşan seçimlerde birlikte hareket etmeliyiz. Ülkeyi bin odalı saraya sahip padişahın elinden kurtarabilmek için emeğimizi savunanlar olarak birleşmeliyiz” diyor. (Van/EVRENSEL)


BİR SAAT İŞ BIRAKSAK ASKER, POLİS TEPEMİZDE

Batman'da TPAO bünyesindeki TPIC şirketinde işçi olarak çalışan Alican Beğde ise “Sözleşmelerimiz feshedilmişti. Batman’da yaptığımız eylemden sonra asgari ücret üzerinden sözleşmemiz 6 ay uzatıldı. Şimdi bekletiyorlar. Petrol alanında da grev yasak. İşçinin silahını elinden alıyorlar. Bir saat iş bıraksak asker, polis başımıza geliyor. Sınıf olarak ortak bir mücadele geliştirmeliyiz.” (Batman/EVRENSEL)

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Aç yaşamaktan bıktık!

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa