06 Şubat 2015 04:50

Şiirle açılan 40 kapı

Yazar ve Fotoğrafçı Adil Okay, 3 kıtadan çektiği kapı fotoğraflarından bir seçki yapmış. Ve ülkenin dört bir tarafından 40 şaire sormuş kapının onlardaki anlamını. Onlar da kapı fotoğraflarının altına yazmışlar dizelerini.

Paylaş

Nazife YAŞAR
İstanbul

Nedir kapı? Bir mekana girişi ya da çıkışı sağlayan düzenek mi?  Ya insanın içine açılan kapıya ne demeli... Ya da sevgiliye açık bırakılana... El kapısına... Yağlı kapıya...Zarın gelişine kalmış kapıya... Mevla’nın açtığı kapıya... Çaresizce aranan kapıya... Kapı ağzı konuşmalara... Kapı komşulara... Açılmayan duvar kapıya... 
Ya çat kapı gelmeler... Kapı dinlemeler... Kapı arkaları...
Ya her zaman açık olan baba kapısı... 
Dış kapının mandalı... Kapı gibi... Kapı dışarı... Kapı ağası, Kapı baca açık... Kapı vizesi... Açık kapı politikası... Ya dört kapı kırk mekan... 
Kapıya dair ilk elden hatırlayabildiklarim bunlar.  Yazar ve  Fotoğrafçı Adil Okay, 3 kıtadan çektiği kapı fotoğraflarından bir seçki yapmış. Ve ülkenin dört bir tarafından 40 şaire sormuş kapının onlardaki anlamını. Onlar da kapı fotoğraflarının altına yazmışlar dizelerini. Adil Okay da onları ‘Şair Kapıları’ adlı sergisinde sergilemiş.  Şiirler eski değil. Büyük çoğunluğu özel olarak sergide yer alan fotoğraf okumalarından oluşuyor. Şair Ahmet Ada, serginin önemine şöyle dikkat çekiyor: “Şair Kapıları sergisiyle fotoğrafı ve şiiri buluşturup sanata ve edebiyata bakışımızı değiştiren Adil Okay, aynı zamanda bu sergiyle barışı ve kardeşliği kadim topraklarda pekiştiren bir işlevi üstlendi. Özlenen bir şeydi bu. ‘Şair Kapıları’ sergisinin insanlığa açılan bir kapı olması sevincimizi arttıracaktır.”
Kulağınızı dayayıp 40 kapıya, her birinin şiirini dinlemek isterseniz Hasan Ali Yücel Kültür Merkezindeki sergiyi gezebilirsiniz. Sergi 10 Şubat’a kadar açık. 

Baba Evinin Kapısında

Seslendim kimse duymadı. Baba evi boş sanki. Çitten atladım. 
Bahçe bozulmuş, böğürtlen çalıları örtmüş kapıyı. Ne gelen var, ne kapıyı açan.
Bu kapı eski günlere kapalı sanki. Annemin gençliğine, vefasızlığına babamın.
Çocukluğumun bitişine.
 Bahçe bozulmuş. Böğürtlen çalıları örtmüş kapıyı. Geçmişe açılırdı çalsak.
Parmağımın ucunda bir diken.
Kanayan yer göğsümde.

SENNUR SEZER

 

 

önündeyim ve ardındayım;
boşluğunu yitirmiş kapı…
önü, arkası sobe !

giden ne yandadır ?
kalan nerededir ?
örülmüş taşta suskun Aşk!

bir infaz fotoğrafı:
boşluğunu yitirmiş kapı…

içerisi siyah;
dışarısı kara…
boşluğunu inler kapı!

CELÂL SOYCAN 

 

 

 

 

 

 

 

Mor sümbüllü kapı önü istiyorum.
Leylaklardan labirent, 
kucak dolusu karanfil, 
vazoda mimoza istiyorum.

YAPRAK ÖZ

HER DAİM AÇIK KAPILAR

Yazar ve Fotoğrafçı Adil Okay, “Neden kapı?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Her şairin bir kapısı var. Her kapının bir açanı kapayanı. Ne kadar çok insan geçer gider “kendilerinin olmayan” kapıların önünden. Kaçımız o kapıların sesini duyarız. Ayıp örten, korku savan, yaşamı kamudan özele geçiren. Her daim açık kapılar da var elbette. Gar ve otogar kapıları gibi. Gidip gelenleri usulca selamladıkları fark edilmeyen kapılar. Bir zamanlar özel olan ama modernizmle birlikte kamuya göreceli olarak açılan kapılar. İnşası uğruna binlerce işçinin can verdiği saray kapıları. Şato kapıları. İşte bu kapılar asıl sahiplerine gecikmeli olarak teslim edilmiştir. Yani kamuya. Ama o kamuya açık kapılardan geçmek için yeni engeller çıkmıştır karşımıza”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Alevi Kültür Dernekleri Şubesi'nden Ereğli Belediyesi'ne cemevi tepkisi

SONRAKİ HABER

Bizimkisi de bir Makine Mühendisliği hikayesi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa