05 Şubat 2015 17:08

Metal Grevi Aynasından Yansıyan; İki Sınıf

İşçilerin kendi örgütlerinden, kendi güçlerinden, halkın ve gençliğin kendi birliğinden, kendi örgütlerinden başka güveneceği bir şey yok! Seçimler yaklaştıkça hükümet bu çizginin belirsizleşmesi için elinden geleni yapacaktır

Paylaş

Metal işçilerinin grevi, düzen partilerinin işçiler içinde yarattığı bölünmeyi bir anda silikleştirdi. Yerine, daha kalın bir çizgiyle; emekten, demokrasiden ve özgürlükten yana olanların tarafıyla patronlardan, sömürü düzeninden, baskı ve antidemokratik uygulamalardan taraf olanları ayrıştırdı.

Metal işçilerinin ortaya çıkardığı tablo bu grevi izleyen her emekçinin, her gencin kafasında da bir tartışma başlattı, her gün hayatlarında bir şekliyle karşı karşıya oldukları çelişkiyi derinleştirdi.
Metal işçileri ekmekleri biraz daha büyüsün diye, uluslararası ekonomi dergilerinin kapaklarında boy göstererek yılın ticaret adamı seçilen, işçilerin ekmeğinden çalarak servet biriktiren patronların sömürü düzenine dur dedi. Greve çıkarken de artık kaybedecek bir şeyleri olmadığını, 5 yıl önceki koşuları bile arar olduklarını haykırdılar. MESS geri adım atmak bir yana grevin yasaklanması için başvuru yaptı. Sermaye hükümeti AKP, kimin hükümeti olduğunu unutmayarak jet hızıyla bir grev yasaklama kararı çıkardı. Her yanı 'ti'ye alınabilecek bir milli güvenlik gerekçesiyle, milli ve uluslararası sermayeye güven verdi! Yoksulların değil patronların hükümeti olduğunu hatırlattı! Yarın seçimlerde bu kararı paralel yapı almıştı deme olma ihtimali varsa da, mesaj açıktı; "Kar düzenime dokunanın canı yana!"

Bir taraftan MESS patronlarına işçi düşmanlığına devam ederseniz size sahip çıkarım diye cevap verdi. Çünkü MESS düşmanını bilmektedir. Ayağa kalkan, örgütlenen, hakkını arayan bir sınıf, bu patron düzeninin sonudur. O zaman işçiler de, emekçiler de, gençler de düşmanını bilmelidir!

YUMRUK FARKI OLSA DA, DÜZEN AYNI DÜZEN!

8 Şubat'ta binlerce alevi, demokrasi ve emek güçleri İstanbul-Kadıköy'de alana çıkacak, laiklik ve demokrasi istediğini haykıracak! Bu laikliğe inançları üzerinden siyaset yapılarak kutuplaştırılan işçi sınıfının ihtiyacı yok mudur? Grev yasaklamalarıyla, antidemokratik sendika barajlarıyla, grev hakkı engellenen, sendika hakları elinden alınan işçi sınıfının mücadelesi demokrasi mücadelesiyle birleşmeden kazanabilir mi? Tersinden metal işçilerinin her kazanımı, kapitalist barbarlığın geriletilmesi demek değil midir? Sermaye düzeniyle, onun örgütlü gücüyle, onun hükümetiyle çarpışmadan, demokrasi mücadelesi kalıcı kazanımlar elde edemez.

Ortada dolaylı bir ilişki bile yoktur. Metal işçisinin yumruğu da, laiklik ve demokrasi için, bilimsel, anadilinde eğitim için sokağa çıkan her inançtan ve milliyetten emekçinin, gencin yumruğu da aynı düzenedir!
Her gün daha kötü koşullarda çalışmaya zorlanan milyonlarca işçi ürettiklerinden hak ettikleri payı almak için bu düzenle hesaplaşmak zorundadır! Bu yüzden demokrasi mücadelesinin de en tutarlı savunucusu işçi sınıfıdır.
Yazımızı bir soruyla bitirmek için teferruatlı bir giriş yapmış bulunduk, şimdi soralım: Patronların referansıyla, tüzüklerini onlara onaylatarak, halkı ve gençliği bölmek için iktidara aday olan AKP, MHP, CHP gibi düzen partilerine güvenebilir mi işçiler? Greve çıkan metal işçileri kime güvenebilirler? Halkın, gençliğin dostları kimlerdir?

İşçilerin kendi örgütlerinden, kendi güçlerinden, halkın ve gençliğin kendi birliğinden, kendi örgütlerinden başka güveneceği bir şey yok! Seçimler yaklaştıkça hükümet bu çizginin belirsizleşmesi için elinden geleni yapacaktır. Bu nedenle metal grevinin çektiği bu çizgiyi berraklaştırmaya uğraşmalıyız. Çizgi kalınlaştıkça AKP ve temsil ettiği düzen gençliğin gözünde silikleşecektir.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Servet Babadan Oğula, Direniş Kuşaktan Kuşağa

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa