05 Şubat 2015 16:53

PEGIDA*

Demokratik kamuyonun motor gücü ise gençler oldu. Antifaşist hareket denilince şimdiye kadar daha çok otonom, anarşist gruplar veya sol örgütlerin gençliği akla gelirken; bu eylemlerde liseli, üniversiteli, işçi veya işssiz çok daha geniş kesimlerden gençler eylemlere damgasını vurdu.

Paylaş

Yusuf AS
DİDF Gençlik MYK

Almanya'da PEGIDA (Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar) adıyla ortaya çıkan ırkçı hareket iki aydır ülkede büyük tartışma ve yankı yarattı.  Yaptıkları ırkçı eylemlere karşı Almanya'da halkın son yıllardaki en kitlesel anti-faşist eylem ve tepkileri ortaya çıktı.

Doğu Almanya kentlerinden Dresden'de 15-20 bin kişiyi her pazartesi yaptığı eylemlerle harekete geçiren PEGİDA, diğer kentlere de yayılmak istedi ancak bunda başarılı olamadı. Köln, Berlin, Hamburg, Münih gibi birçok kentte birkaç yüz kişiyi anca harekete geçirdi. Ama bu ırkçı eylemlere katılım sınırlı olsa da, bu kentlerde yapılan eylemler geniş tepki ve tartışma konusu oldu.
'Biz halkız' sloganı kullanan PEGİDA'cılar, eylemlerinde hükümet ve siyasi partileri, basın organlarını eleştiriyorlar; onları İslam ve mülteci tehlikesini görmemekle suçluyorlar. Kendilerinin sözde Neonazilerden farklı olduklarını söyleseler de, eylemlerine katılanların birçoğu daha önce farklı ırkçı ve yabancı düşmanı gruplarda yer almış inanlardan oluşuyor. Hareketin liderliğini yapan kişi, kendini Hitler'e benzeterek poz verdiği fotoğrafların ortaya çıkması üzerine görevinden istifa etti ve hareket içinde başlayan tartışmalar, lider kadrosunun ikiye bölünmesiyle sonuçlandı.

Kamuoyunda görünür mesaj olarak İslam karşıtlığı öne çıksa da, PEGİDA'nın temel derdi, ırkçı-milliyetçi veya Neonazi grupların yıllardır değişik biçimlerde konu ettiği yabancı düşmanlığına odaklı. Hareketin başladığı ve tek kitlesel karakter taşıdığı Dresden'de Müslümanların oranının sadece yüzde 2 olması da bunu ortaya koyuyor zaten!

PEGIDA BİR FENOMEN Mİ?

Siyaset ve medya dünyasında bir fenomen olarak görülen PEGIDA, birden bire ortaya çıkmış yeni bir hareket değil, tersine yıllardır izlenen milliyetçi politikaların bir ürünü. 11 Eylül'den bu yana dini ve etnik köken farklılıklarını siyasi malzeme olarak kullanan; İslam üzerinden toplumda korku ve önyargıları körükleyen hükümetler ve milliyetçi çevreler kendi elleriyle yarattılar bu atmosferi. "Göçmenlerin, mültecilerin ülkeye zarar verdiği, sınırlanması gerektiği" vb. konuları sadece Neonaziler değil örneğin Merkel'in partisi de uzun yıllar işledi. Ya da Spiegel, Bild vb. gibi büyük basın organları,  geçtiğimiz yıllarda defalarca ırkçı, yabancı düşmanı söylemlere yer verdi; ırkçı politikaların toplumda karşılık bulması için halkta yabancılara, İslam inancına karşı kuşku ve önyargı yaratacak biçimde sistematik bir çaba içinde oldu. Yani PEGİDA'yı el birliğiyle kendileri yarattı. Yani PEGİDA olarak ortaya çıkan hareket bu nedenle ne yenidir ne de ilktir. Geçtiğimiz yıl kurulan ve birçok eyalette girdiği seçimlerde hatırı sayılır bir oy oranı elde eden (yüzde 5-6 dolaylarında) 

Almanya İçin Alternatif (AFD) adlı parti de PEGİDA'dan çok da farklı değil. Onlar da Euro bölgesindeki ekonomik sorunları, halktaki gelecek kaygısını vb. kullanarak milliyetçi, göçmen karşıtı bir çalışma yürütüyorlar.
PEGIDA veya AFD gibi oluşumlar sadece Almanya'ya özgü değildir. İşsizlik, yoksullaşma, gelecek korkusunun artması vb. gibi ekonomik-sosyal sorunlar birçok Avrupa ülkesinde ırkçı ve milliyetçi hareketlere zemin hazırladı. Sosyal sorunların üstünü örtmek üzere İslam karşıtlığı, milliyetçilik, mülteci sorunu vb. konular öne çıkarıldı.

GENÇLİK VE ANTİ FAŞİST HAREKET

Almanya dışında PEGİDA üzerine çıkan haberler ve yapılan tartışmalarda genellikle işin şu tarafı görülmüyor. Ülkede PEGIDA'ya ve ırkçılığa-milliyetçiliğe karşı son yılların en güçlü antifaşist tepkisi ortaya kondu.  Onlarca şehirde on binlerce insan sokaklara çıkarak 'NO PEGİDA' dedi; ırkçılık, ayrımcılık kınandı; hangi dinden veya ırktan olursa olsun kardeşlik ve birlik mesajı verildi. Paris'teki kanlı saldırıdan sonra da bu mesaj daha da güçlendirilerek devam etti.
Demokratik kamuyonun motor gücü ise gençler oldu. Antifaşist hareket denilince şimdiye kadar daha çok otonom, anarşist gruplar veya sol örgütlerin gençliği akla gelirken; bu eylemlerde liseli, üniversiteli, işçi veya işssiz çok daha geniş kesimlerden gençler eylemlere damgasını vurdu.

*(Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ejot Tezmak İşçileri Kazanacak!

SONRAKİ HABER

Batman’da işçilerin sendikalı oldukları için işten atılması Meclis gündemine taşındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa