03 Şubat 2015 05:29

Grev yasağı emekçilere vurulmak istenen prangadır

Paylaş

Aylin AKÇAY
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi 

Metal grevi, ikinci gününde Bakanlar Kurulu tarafından yasaklandı. Bakanlar Kurulu daha önce de kağıt, cam, hava ve lastik iş kolunda yapılan grevleri yasaklamış sonra da utanmadan sıkılmadan bizlere tuvalet kağıdı üretiminin düşmesinin nasıl milli güvenliği tehdit ettiğini anlatmıştı. Şimdi metal işçilerinin grev yasağı da önümüzde dururken, “Bu grev hepimizin grevi” diyerek selamladığız metal işçilerinin mücadelesini gerçekten nasıl kendi mücadelemiz haline getireceğimiz ve grevin yasağını bertaraf etmek için nasıl bir tutum alacağımız çok daha önemli bir noktaya gelmiştir. 
Metal sektörünün ülke sanayisindeki önemi, metal iş kolunun emek-sermaye çatışmasının en kritik alanlarından biri olmasını da beraberinde getiriyor. Metal iş kolunda imzalan toplusözleşme de asgari ücretin ne olacağından kamu emekçilerinin toplusözleşme sürecine, emekçilerin tümünün çalışma ve yaşam koşullarını belirleyici bir öneme sahip. Bu nedenlerle iktidarlar ve patronlar metal işçilerini en aza razı etmek için yıllardır her türlü yöntemi iş birliği halinde kullanıyorlar. Metal işçilerinin mücadelesi, patronlar, yandaş sendikalar, iktidarlar eliyle kurulmuş olan bu düzene karşı bir mücadele. Bu düzeni biz kamu emekçileri kendi alanımızdan çok iyi biliyoruz. İktidar ve Memur Sen iş birliğinde nasıl sözleşmeler imzalandığını, sözleşme masalarında hükümetle el ele kamu emekçilerinin haklarının nasıl budandığını biliyoruz. Her yıl yapılan toplu görüşmelerin nasıl iki yıla çıkartıldığını, Memur Sen’in hükümetle el ele haklarımıza nasıl el koyduğunu biliyoruz. Kamu emekçileri bu düzen sonucunda doğru düzgün zam alamadı, enflasyon altında ezildi, çalışma koşullarımız gittikçe ağırlaştı. Önümüzde yine bir toplusözleşme dönemi var. Metal işçilerinin bu mücadeleden kazanarak çıkması demek, kamu emekçileri için tiyatro oyununa dönüştürülmüş toplusözleşme sürecinin de ters yüz edilmesinin imkanlarının güçlenmesi demek. 
Bununla birlikte metal grevinin yasaklanması bir metal işçisinin yorumuyla “işçi ve emekçi hareketine vurulmak istenen bir prangadır.” Grev hakkı bir yana örgütlenme özgürlüğümüzün olmadığı, üye olduğumuz sendikalarda her türlü baskı ve şiddete maruz bırakıldığımız koşullarda, grev yasağının ortadan kaldırılması, örgütlenme özgürlüğümüzün ve diğer haklarımızı kazanmamızın önünü açacaktır. Tersi durumda ise her türlü hak arama mücadelemizin önü daha da pervasızlıkla kapatılmak istenecektir. 1994 senesinde Selüloz-İş üyesi işçiler toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarını aramada yalnız bırakılınca o tarihten sonra belediyelerde, metal sanayinde, tekstil sektöründe bir çok toplu iş sözleşmesinin protokol ile değiştirildiğini biliyoruz. Ne o zaman kağıt işçilerinin direnişi sadece kağıt işçilerinin direnişiydi, ne de şimdi metal işçilerinin direnişi sadece metal işçilerinin. Tam da bu nedenle bu süreçte sadece “Metal işçileriyle dayanışma göstermekle” yetinemeyiz. Bu mücadelenin kazanması için mücadelemizi birleştirmek zorundayız. 
KESK yasaklara rağmen sokakta mücadele ederek kuruldu. En temel taleplerimizden birisi ise grevli toplusözleşmeli sendika. Sadece bu nedenle bile grev yasağının ortadan kaldırılması için en ileriden sorumluluk almak bir zorunluluk. İleriden ‘sorumluluktan’ kasıt ise salt bir şey söylemek için bir şey söylemek ya da olağan eylemlilikler değil, iktidara aldığı karar üzerinden baskı kurdurtabilecek eylemlilikler.
İşyerlerimizdeki bütün emekçilere ulaşarak metal işçilerinin mücadelesini, bu mücadelenin önemini, iktidarın patronlardan yana aldığı tavrı anlatmalı, metal işçilerinin mücadelesine herkesi katmak için dünden daha çok sorumluluk almalıyız. Metal işçilerini destek ziyaretleri, ayrıca destek açıklamaları yapmak önemli ama yeterli değil; bununla beraber bulunduğumuz her işyerini metal işçilerinin mücadelesinin sürdüğü, birleştiği yerler haline getirmek, her işyerinden grev yasağına karşı cevaplar verilmesini örgütlemek, ve yasağa karşı iş bırakmaları örgütlemek çok önemli hale gelmiştir. Önümüzdeki aylarda yapılacak toplusözleşme süreci ile ilgili mücadelemizi şimdiden “grev yasağına karşı grev hakkı” mücadelesi ile başlatabiliriz. Kendi örgütlülüğümüzü de güçlendirerek, taleplerimizi kazanmak, grev yasağını yırtıp atmak için...

ÖNCEKİ HABER

OSTİM-İvedik katliamının 4. yılında adalet arayışı sürüyor

SONRAKİ HABER

CHP Milletvekili Polat: Menderes’in doğası mermer ocaklarına teslim

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa