03 Şubat 2015 11:33

Kulp davasında 'Başbuğ dinlensin' talebi

Kulp davasında sanık avukatları, yargılanan Bolu Tugay Komutanı Yavuz Ertürk'ün üstleri oldukları gerekçesiyle dönemin komutanlarından olan Hasan Kundakçı ile daha sonra Genelkurmay Başkanlığı yapan İlker Başbuğ'un tanık olarak dinlenmesini talep ederken, müşteki avukatları da Yavuz Ertürk'ün tutuklanmasını istedi. Dün akşam değiştirilen heyet, dosyayı incelemek ve talepleri karara bağlamak için duruşmayı 6 Nisan tarihine erteledi. (Kolaj: Diyarınsesi.org)

Paylaş

Diyarbakır'ın Kulp ilçesi Alaca köyünde, 1993 yılında 11 yurttaşın katledilmesi ile ilgili dönemin Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün yargılandığı dava Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuksuz yargılanan sanık Yavuz Ertürk, sanık ve müşteki avukatları, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu katıldı.

AİHM EN BÜYÜK İHLAL KARARINI BU DAVA İLE İLGİLİ VERDİ

Dün akşam geç saatlerde mahkeme heyetinin değiştirilmesi nedeniyle, duruşmaya yeni heyet katıldı. Avukat Erkan Şenses söz alarak, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine yazı yazılarak o dönem Bolu 2. Tugay Komutanlığında görev yapan kişilerin, olay sırasında Diyarbakır ve Bingöl kırsalında operasyon yapıp yapmadığının tespit edilmesini ve bu durumun tespit edilmesi halinde operasyona katılan söz konusu kişilerin tanık olarak dinlenmesini tilap etti. Şenses ayrıca delillerin karartılması şüphesine karşılık sanık Yavuz Ertürk'ün tutuklanmasını talep etti. Avukatlardan Hasan Anlı, delillerin toplanmasında eksiklik olduğunu ve delillerin karartılmak istendiğini belirtti. Anlı, "Mahkeme 3 duruşmadır AİHM kararlarından bi haber hareket ediyor. Bu kararların gözden geçirilmesini talep ediyoruz" dedi.

'BAŞBUĞ DİNLENSİN' TALEBİ

Sanık avukatı Ali Rıza Büyüktemiz, Hasan Kundakçı, İlker Başbuğ gibi dönemin komutanlarının da olayla ilgili dinlenmesini isteyerek, "Çünkü bunlar o dönem Yavuz Ertürk'ün üstleriydi" diye konuştu.

ESKİ POLİS MÜDAHİL OLMAK İSTEDİ

Bu arada Kulp'ta aynı dönemlerde katledilen Mehmet Sıddık, Mehmet Salim, Ayşe, Mafis Toktaş'ın ailesinden olan ve aynı zamanda bir dönem polislik yapan Dilaver Toktaş ise dava kapsamına alınmayan katliamların da dava kapsamına alınması ve dosyaya müdahil olmak istedi.

Ardından yeni atandığı için dosyayı inceleme fırsatı bulmadığını belirten mahkeme heyeti, taleplerin ele alınması için duruşmayı 6 Nisan 2015 tarihine erteledi.

TANRIKULU: DAVA SÜMEN ALTI EDİLMEK İSTENİYOR

Duruşma sonrası DİHA'ya konuştu CHP'li Sezgin Tanrıkulu, Bolu ve Kayseri Tugaylarının Lice, Kulp ve Bingöl üçgeninde yakmadık köy bırakmadıklarını belirterek, "O dönemde birçok zorla kaybettirilme vakası yaşandı. AİHM şimdiye dek kendi tarihinin en ağır insan hakları ihlali kararını bu dava ile ilgili verdi" diye konuştu. Tanrıkulu, davanın zaman aşımı ihtimaline dikkat çekerek, mahkeme heyetinin dün akşam değiştirilmesinin tam bir trajedi olduğunu söyledi. Mahkemenin daha önce Bolu Tugay Komutanlığından istenen belgelerin, "depremde kayboldu" gerekçesiyle gönderilmemesini de Tanrıkulu eleştirerek, davanın sümen altı edilmek istendiğine dikkat çekti.

Ailesi katledilen eski polis Dilaver Toktaş ise, 20 yıldır adalet aradıklarını belirtti ve "ancak bugüne kadar bu devlette adalet olmadığını, bunun yerine getirilmediğine şahit olduk" diye konuştu. Toktaş mevcut hükümetin de faili meçhul cinayetlerin açığa çıkmasını istmediğini dile getirdi.

NE OLMUŞTU?

8 Ekim -25 Ekim 1993 arasında Kulp ilçesinin dağınık mezralardan oluşan (Gurnik, Mezire, Pireş, Kepir ve Şuşan) Alaca köyü ve Muş'a bağlı Kayalısü köyünün (Licik mezrası) civarında, General Yavuz Ertürk Komutasındaki Bolu Tugayı tarafından yürütülen askeri operasyonda köy ve mezralarından toplanarak gözaltına alınan; Mehmet Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Behçet Tutuş, Mehmet Şerif Avar, Hasan Avar, Bahri Şimşek, Mehmet Şah Atala, Turan Demir, Abdo Yamuk, Nusreddin Yerlikaya, Ümit Taş (16 yaşında) kişilerden bir daha haber alınamadı.

Gözaltında kaybedilenlerin aileleri 1993'te ilgili savcılıklara başvurmuşlarsa da bir sonuç alamadılar ve 1994'te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdular.

AİHM 31 Mayıs 2001'de davayı sonlandırarak Türkiye'yi, 11 kayıp kişinin ölümünden sorumlu olduğu ve etkili bir soruşturma yürütmediği için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. Maddesinin, 3. Maddesinin ve 5(1). Maddesini ihlalden mahkum etti.

Kulp'taki 11 köylünün katledilmesi olayını 2004 yılında araştıran Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, olayın Tuğgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki operasyon sırasında gerçekleştiğinin anlaşıldığını belirtti.

Olaydan 10 yıl sonra, 2 Kasım 2003'te bir çobanın Alaca Köyüne 500-600 metre mesafedeki bir dere yatağında toprak yüzeyine çıkan bazı kemik ve bez parçalarını bulması ve İHD Diyarbakır şubesine başvurması sonucunda Kulp Cumhuriyet Savcısı ile kemikler toplandı, bulunan kemiklerin kime ait olduğunun belirlenmesi için bazı aileler doku örneği verdi ve Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nce gönderilen 30 Aralık 2005 tarih ve 915-61097 sayılı raporda, olay yerinde bulunan kemiklerin en az dokuz kişiye ait olduğu ve bunlardan ikisinin Mizbah Akdeniz'in babası Mehmet Salih Akdeniz ile Ahmet Tutuş'un babası Behçet Tutuş'a yüzde 99,99 oranında ait olabileceği tespit edildi.

Bunun üzerine açılan soruşturmada Savcılık görevsizlik kararı verdi ve dosyayı, "Suç tarihinde Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığı'nda görevli asker şahısların işlediği askeri suçlarıyla ilgili soruşturma yapmak görev ve yetkisinin" askeri savcılığa ait olduğu gerekçesiyle, askeri savcılığa gönderdi.

ZAMANAŞIMI DURDURULDU

Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığında bulunan ve herhangi bir işlem yapılmayan dosyaya ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü ayrı bir soruşturmada, dönemin Bolu Dağ Komando Tugayı Komutanı Yavuz Ertürk'ün 7 Ekim 2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesinin alınmasının ardından Soruşturma Savcısı, Yavuz Ertürk hakkında yakalama kararı çıkartarak zaman aşımı süresini durdurdu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından hazırlanan 19 sayfalık iddianame, 2013 yılı Ekim ayında Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında 11 kez müebbet ve 25 yıla kadar hapis cezası istendi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanık eski Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün "güvenlik" gerekçesiyle yargılamanın başka ilde görülmesi yönündeki talebini değerlendirerek davanın Ankara'da görülmesini kararlaştırdı.

SUÇLAMALARI REDDETTİ

7 Temmuz'da görülen duruşmaya sanık Yavuz Ertürk katıldı. Ertürk, görevini kanunlara ve Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı'nın ve dolayısıyla OHAL valiliğinin emirlerine göre yaptığını söyledi, suçlamaları reddetti: "1993 yılı Ekim ayında Şenyayla bölgesi diye nitelendirilen ve terör örgütünün eğitim ve örgüte personel ve erzak temin etmek amacıyla kullandığı yayla bölgesinde OHAL valiliğinin verdiği operasyon emri gereğince tugayımla operasyon icra ettim."

Davanın 21 Ekim 2014 tarihinde görülen duruşmasında sanık Ertürk "Ben o vatansever Mehmetçiklere sadece görevlerini yapmaları konusunda komutanlık yaptım" demişti. (Diyarbakır/DİHA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Depremzedelerin barınma hakkı için direnişi sürüyor

SONRAKİ HABER

Eser ve Topaloğu'nun tutuklanmasına tepki: Türkiye, gazeteci hapishanesine dönüştü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa