02 Şubat 2015 04:53

Yemen’de kriz nereye gidiyor?

33 yıllık Ali Salih iktidarından bunalmış Yemen halkı, Husilerin 2014 yılındaki ilerleyişine, Salih’in devrildiği 2011 sürecinde gösterdikleri tutarlı duruş nedeniyle destek vermişti.

Paylaş

Ferhat SARI

Yemen’de geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Abdül Mansur Hadi’nin istifa etmesiyle, ülkede yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu.
Husilerin başkent Sana’da Ağustos ayı ortalarında başlayıp Eylül ayının son haftasına kadar süren protestoları sonucu, mevcut hükümet istifa etmişti. 21 Eylül 2014 tarihinde Birleşmiş Milletlerin gözetiminde Husiler ile Cumhurbaşkanı Hadi yönetimi arasında Barış ve Ulusal Ortaklık Anlaşması imzalanmıştı. Anlaşmaya göre; ülkede yeni bir hükümet kurulacak, Husiler hem bu hükümette hem de güvenlik dahil çeşitli devlet kurumlarında temsil edilecekler, buna karşılık Husiler silahlı güçlerini Sana’dan çekecekti.
Böylece, 2011 yılında gerçekleşen devrimden sonra Körfez İşbirliği Örgütü’nün müdahalesiyle kurulan ve içinde devrik lider Ali Salih’in Genel Halk Kongresi Partisi ile Husiler’in en büyük siyasi rakibi Islah Partisi’nin öncülük ettiği Ortak Buluşmalar Partisi’nden oluşan hükümet dağılmış oldu.

YENİ HÜKÜMET SANCISI

Fakat yeni hükümetin kurulması bir türlü gerçekleşmedi. Cumhurbaşkanı Hadi’nin başbakan olarak atadığı isimler Husiler’in itirazıyla karşılaştı. Husiler, Güney Hareketi dahil ülkedeki tüm siyasi akımların adil bir şekilde temsil edilmesi gerektiğini savundu. Öte yandan, Ortak Buluşmalar Partisi, Husiler’in hükümet içinde güçlü bir şekilde temsil edilmesine karşı çıktı.
Hükümet kurma çalışmaları bakanlıkların sayısal dağılımı ve kimin hangi bakanlığı alacağı noktasında sürekli aksadı. Teklifler birbirini izlerken, Ekim ayı sonunda Hadi yönetimi tarafından yeni bir öneri sunuldu. Buna göre, 35 üyeli kabinede Husiler 6, Güney Hareketi 6, Genel Halk Kongresi 9, Ortak Buluşmalar Partisi 9 bakanlık elde edecekti. İçişleri, Dışişleri, Savunma ve Maliye Bakanlığı gibi kritik bakanlıklar ise Cmhurbaşkanı Hadi tarafından kontrol edilecekti. Husiler bu teklif karşısında hükümette yer almayacağını ve kabinede kendileri için ayrılmış koltukları Güney Hareketi’ne bırakabileceğini açıkladı.

HUSİ İLERLEYİŞİ SÜRÜYOR

Müzakere masasında bunlar olurken, Husiler’in sahadaki ilerleyişi devam etti. Husiler batıda Kızıl Deniz kıyısındaki stratejik eyalet Hudeyde’ye, ülkenin petrol kuyusu eyaleti Marib’e, orta kesimde ise El Beyda, Taiz, Ibb, Damar ve Ed Dali eyaletlerine yöneldi. Husiler, devrik diktatör Ali Salih’in ve Yemen ordusundan bazı kesimlerin desteğiyle Taiz ve El Beyda eyaletlerine ulaşana kadar ciddi bir engelle karşılaşmazken, özellikle El Beyda eyaletinin Rada kentinde Yemen El Kaidesi, Islah Partisi ve Selefilerin kuvvetli direnişiyle karşılaştı. El Kaide, Ocak ayına kadar başkent Sana dahil pek çok yerde Husiler’e intihar saldırıları düzenledi. Yüzlerce Husi yandaşının hayatını kaybettiği saldırılar sonrasında, Husiler, Cumhurbaşkanı Hadi’yi El Kaide’nin gelişmesine izin vermek ve Yemen Ordusu’nun örgüt ile mücadelesini engellemekle suçladı.

TAM BİR SİYASİ ÇIKMAZA DOĞRU

Ülkenin önemli siyasi güçlerinden birisi olan Güney Hareketi ise, Husiler’in başkent Sana’yı kontrol eder hale gelmesinden sonra bağımsızlık taleplerini daha güçlü bir şekilde ifade etmeye başladı. 14 Ekim 2014 tarihinde Güney Yemen’in İngiliz işgalinden kurtuluşunun 52. yıldönümünde, Güney Yemen’in eski başkenti Aden’de, Güney Hareketi tarafından büyük bir gösteri düzenlendi. Cumhurbaşkanı Hadi’yi istifaya götüren süreçte, Yemen’in 1990 yılında birleşmesinden önce Güney Yemen’i temsil eden bayraklar resmi kurumlara çekilmeye başladı. Hadi’nin istifasıyla birlikte, Güneyli yetkililer tarafından artık başkentten gelen talimatlara uyulmayacağı açıklandı.
Gelinen noktada ülke tam bir çıkmazda bulunurken, Husi temsilcisi ile devrik diktatör Ali Salih arasında El Cezire’ye yansıyan telefon konuşmalarının da gösterdiği üzere, ülkede tam bir siyasi pragmatizm örneği yaşanıyor.

HUSİLER MAĞDURLUKTAN MUKTEDİRLİĞE GEÇİYOR

Husilerin ülkedeki ilerleyişi sınırına gelmiş bulunuyor. 33 yıllık Ali Salih iktidarından bunalmış Yemen halkı, Husiler’in 2014 yılındaki ilerleyişine, Salih’in devrildiği 2011 devrimi sürecinde gösterdikleri tutarlı duruş nedeniyle destek vermişti. Husiler ayrıca, devrim sürecinde ve sonrasında Islah Partisi’nin takındığı uzlaşmacı ve baskıcı tutum sebebiyle de destek bulmuştu.
Husiler’in Sana kentinden silahlı birliklerini geri çekmemesi ve ülke içinde ilerlemeye devam etmesi, merkezi siyaseti belirleme çabaları, kendisine yönelen protesto gösterilerine karşı takındığı sert tutum, hareketin imajını mağdurluktan muktedirliğe doğru çevirdi. Özellikle Güney Hareketi ile 2011-2014 arasında kurulan olumlu ilişkiler, Husiler’in Ekim ayından bu yana Güneye doğru ilerlemesinin ve son olarak da Hadi yönetiminin devrilmesinin ardından tersine dönmüş görünüyor. Pek çok Güneyli, Husiler’i topraklarını işgale niyetlenmiş Kuzeyli bir hareket olarak değerlendiriyor.

BAĞIMSIZLIK, YENİDEN

Güney Hareketi içerisinde bağımsızlık fikri hiç olmadığı kadar güçlenmişken, Husiler’in anayasa taslağı tartışmalarında Kuzey ve Güney olarak iki bölgeye ayrılmış birleşik bir Yemen fikrinde ısrar etmesi Güneyliler’i rahatsız ediyor.  
Yemen’in siyasi geleceğinde Güney Hareketi’nin öneminin farkında olan Husiler’in lideri Abdülmelik el Husi’nin, Hadi’nin devrilmesinden önce “ Güney Hareketi içerisindeki devrimci güçler” dediği kesimlere yaptığı birlikte hareket etme çağrısı, bundan sonra ne kadar dikkate alınır bilinmez.
Husiler’in ülkenin orta kesimlerinde de zorlanacağı aşikar.
Husiler bu bölgelerdeki askeri varlığını devam ettirdiği sürece, hareketin Şii kimliğinin El Kaide, Islah Partisi ve Selefi gruplar tarafından daha fazla öne çıkarılacağı ve Sünni kabilelerin mezhep savaşı söylemiyle Husiler’e karşı savaşa çağrılacağı pek çok Yemen uzmanı tarafından düşünülüyor. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türkiye lodosla baş edemedi: 6 ölü

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa