31 Ocak 2015 05:03

'Yeni bir 4. Murat dönemi başlamaması için HDP Mecliste olmalı'

Türkiye'nin demokrat güçlerinin artık bazı şeyleri bırakmasının ve birlikte hareket etmelerinin gereği ortada. Hatta CHP’yi de buna katabiliriz. ‘Buradan bir şey çıkmaz’ denilmeden mutlaka o kapının da zorlanması gerektiğine inanıyorum. 'Gittik de olmadı'dan ziyade müzakerelere açık çağrılar yapmak lazım.

Paylaş

DOSYA: SEÇİME DOĞRU NASIL BİR BİRLİK?

Sultan ÖZER

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, 2015 seçimlerinde    HDP, EMEP, ÖDP, Birleşik Haziran Hareketi, hatta CHP’nin de içinde yer alacağı bir ittifakın, AKP’nin diktatörlüğüne karşı Alevilerin oyunu alacak bir seçenek olduğunu söyledi. Geçmez, HDP’nin barajı aşamaması halinde AKP’nin diktatörlüğünün, faşizminin daha da güçleneceği uyarısı yaptı. Bedelini de ülkenin demokratlarının, laiklerinin, ilericilerinin ödeyeceğini belirten Geçmez, ikide bir ‘HDP, AKP ile anlaştı’ söyleminin de AKP’nin ekmeğine yağ sürdüğünü söyledi. AKP’nin seçimlerden iktidarını daha da güçlendirerek çıkması halinde 4. Murat döneminin başlayacağı uyarısı da yapan Geçmez, “Bu aslında İzmir’deki laiklerin de en büyük sorunu. Diyarbakır’daki seküler laik bir grubun Meclise girememesi, İzmir’deki seküler laikçilerin de Mecliste, Türkiye’de mevzi kaybetmeleridir. Yaşam alanlarının gittikçe daralması demektir” dedi. 

Ercan Geçmez, 2015 seçimlerine, ittifaklara ve Alevilerin tercihlerine yönelik sorularımızı yanıtladı:

Türkiye nasıl bir tablo ile 2015 seçimlerine gidecek?
Türkiye 2015 seçimlerine her şeyden önce adaletsiz girecek. Bir kere 12 Eylül Anayasasıyla girecek, 12 Eylül ‘80 biteli yıllar olmasına ve 12 Eylül ile hesaplaşacağını, özgürlüklerin önünü açacağını ve bu anayasayı değiştireceğini söyleyen bir siyasi partinin, 12 Eylül’den daha beter yasalarıyla giriyor. Hem seçim, hem siyasi partiler kanun.
Korkum o ki Meclis sadece iki bloklu bir meclis olsun. O da Türkiye için çok büyük bir sıkıntı, Sorunlar çözülmediği gibi daha antidemokratik bir Meclis ve daha antidemokratik bir Türkiye’nin önünü açacak gibi görünüyor. 
İkincisi 12 Eylül’ün kafalarda yarattığı yüzde 10 barajını Türkiye’nin artık yenmesi gerekiyor. Türkiye halkına, sivil toplum örgütlerine, Türkiye demokratlarına düşen büyük bir görev. Şayet kafalarda yüzde on barajı aşılmazsa Türkiye çok sıkıntılı, sancılı bir döneme girecek.

Meclisteki bu siyasi tablonun değişmesi, dediğiniz yüzde 10 barajının kafalarda da aşılması için ne yapmak gerekir.?
Herkesin hazirandan sonraki ayı çok iyi analiz etmesi gerektiğine inanıyorum. Görünen köy kılavuz istemez misali gibi, şayet yüzde 10 barajını üç parti dışındaki parti aşamazsa AKP’nin ne kadar faşizan ve ne kadar diktatör bir oluşumun içinde olacağı belli. Daha da ileri gideceği de belli. AKP’nin ana hedeflerinden biri de başkanlık sistemi ve bunun içinde de tektipleştirme. 
Yani Türkiye diktatörlüğe doğru gidecek. Bu da Türkiye için iç savaşın gerekçelerinden biri olur kesinlikle. Türkiye’nin en önemli sorunlarından Kürt sorunu, Alevi sorunu, demokrasi sorunu hiçbiri çözülmemiş olur. Büyük bir kaos ortamı olur. Buna müsaade edip etmemenin Türkiye halkının elinde olacağını düşünüyorum. 

Bir yandan da HDP, EMEP, BHH seçimlerde ittifak çağrıları yapılıyor. Ne düşünüyorsunuz?
Bu kaçınılmaz bir şey. Türkiye’nin demokrat güçlerinin, biraz önce söylediğim şeyleri düşünerek artık bazı şeyleri bırakması ve birlikte hareket etmelerinin gereği ortada. Hatta CHP’yi de buna katabiliriz. ‘Buradan bir şey çıkmaz’ denilmeden mutlaka o kapının da zorlanması gerektiğine inanıyorum. Görüşme kapısını kapatmadan, zorlamak gerekiyor. Ondan sonra halka bir şeyler anlatmak gerekiyor. Gittik de olmadıdan ziyade müzakerelere açık bir şekilde çağrılar yapmak lazım. 

Bu çağrılar yapıldı ama CHP’den çok olumlu yanıtlar gelmedi?
Daha zorlamak gerektiğine inanıyorum. CHP’nin yöneticileri ne düşünür bilmiyorum ama ben daha çok tabana yönelik bunları düşünüyorum. O tabanı tanıdığım için söylüyorum. O tabanı etkileyebilecek şeyler söylemek, tabanının bu partiyi ittifaka zorlamasını sağlamak gerektiğine inanıyorum. Tabanın büyük bölümü bunun farkında, daha fazlasının farkına varmasını sağlamak gerekiyor.

Yunanistan’ın seçim sonuçları böylesi bir ittifakı, güç birliğini öne çıkarır mı, ya da olumlu etkisi olur mu?
Kesinlikle olur. Emek üzerine bir söylem geliştirdiler. Kapitalizmin, emperyalizmin insanları nasıl sömürdüğü üzerine bir söylem geliştirdiler. Ve aslında insanların gittikçe daha çok yoksullaşmasının gerekçelerini çok net anlattılar. Türkiye’de de bunu söylemek lazım. Türkiye halkı dindardır, yok öbürü değildir. Hayır, Yunan halkı da çoğunluk olarak dindardır. Meseleye o gözle bakmamak lazım. Bir sınıf meselesi üzerinden, doğru analiz etmek ve bu doğru analizleri de sokağa iyi yansıtmak lazım. Sokağın anlayabileceği bir dille...

Alevilerin 2015 seçimlerinde tutumları ne yönde olur?
Kesinlikle demokrasiden yana olacağını düşünüyorum. Daha ileri bir demokrasiden yana olacak. Alevi tabanı Türkiye’nin daha kötü bir yola gittiğini, sorunlar çözülmedikçe sırasının kendilerine geleceğini, birlikte hareket etmezsek daha çok güçsüz kalacağımızı görüyorlar. 
Alevilerin istemleri eşit yurttaşlık istemi, zorunlu din derslerinin kaldırılması... Tüm tersi bir muamele ile karşı karşıyalar. 12 yıldır Türkiye’yi yönetenlerin geçmiştekilerden farkları yok, aksine daha katmerleşerek, Alevilerin haklarını daha geriye götürmek istedikleri aşikar. 
Durum böyle iken AKP’nin 2015’te daha güçlü iktidara gelmesiyle Alevilerin sorunlarının daha artacağı, haklarının daha budanacağı bir gerçek. 
Sürekli şikayet etmektense ortaklarını doğru belirlemeleri gerekiyor. Özellikle CHP’den de bahsetmek istiyorum. Çünkü ciddi bir Alevi tabanı bu partiye oy veriyor ve Alevi tabanın bu partiyi böyle bir ittifaka zorlaması gerektiğine inanıyorum. Merkez sağdan devşirme insanlarla değil, tam tersine sol ittifakla seçime girdiklerinde Türkiye’nin kaderinin nasıl değişeceğini... 
Alevilerin oylarını belirleyecek şey biraz da onların kaygılarına doğru yönde yanıt verebilecek, onları tatmin edecek bir söylem. 

İTTİFAK OLMAZSA ALEVİLER İKİLEM YAŞAR
HDP, EMEP, Birleşik Haziran Hareketi gibi geniş bir ittifak olması ve CHP’nin de içinde olması halinde Alevilerin oy tercihleri nasıl olur. Böyle bir ittifakta CHP’nin yer almaması halinde Aleviler nasıl bir tercih yapar?İki yönden değerlendirsek?

Genel olarak bir açılım yaptığımızda, Alevi tabanın yüzde 80’i hatta daha fazlası biraz önce bahsettiğimiz bir sol ittifak olmasından büyük mutluluk duyar ve rahat bir şekilde sandık başına gidip oy kullanır. Şayet böyle bir ittifak olmazsa Alevi tabanı bir ikilem yaşar. “Acaba oylarım boşa mı gider, yoksa öbür tarafa mı vereyim?” diye bir ikilem yaşar. Yüzde 40-50 civarında bir taban bu ikilemi yaşar. Bu oranı etkileyebilecek davranış, partilerin milletvekili adayları ve seçim kampanyaları olur. Hangisi doğru yaparsa Alevi tabanın oraya yöneleceğini düşünüyorum. 
Alevi seçmenlerin bu seçimlerde daha kaygan olduğunu gördüm. Kayganlığın sola doğru olduğunu gördüm. Merkez sağda elbette bir kısım Alevi var, yok demiyorum ama.... 
Bahsettiğiniz ittifak Aleviler için önemli, bunu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de gösterdiler aslında. Yıllardır oy verdikleri partinin gösterdiği adaya direkt yüz çevirdi, ciddi bir şekilde Selahattin Demirtaş’ın söylemlerinden etkilenerek oy verdiler. Demirtaş Alevilerden ciddi bir oy 
aldı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde.

Peki seçim kampanyası derken, Alevileri ne etkiler? Sadece kendilerinin olması mı?..
Yok sadece kendileri değil. Birlikte yaşanabilecek bir Türkiye. Eşit, birlikte yaşanabilecek bir Türkiye Aleviler için önemli. Aleviler  bölünmüş bir Türkiye’den ziyade laik, demokratik, sosyal bir Türkiye’de yaşamak isterler. İnkarcı olmayan, herkesin kendini ifade edebileceği demokratik bir Türkiye’de yaşamak isterler. 
Elbetteki bir grup Alevi buna kesinlikle karşıdır, devlet bölünüyor, ülke bölünüyor, ana dilde eğitim gibi söylemler. Daha çok AKP’nin yarattığı korkudan ötürü bunu söylüyor Aleviler. Yaşam tarzlarına, hayatlarına müdahale ediyor çünkü. Bu korkudan ötürü, seküler laiklik anlayışını benimseyen,  onu dile getiren bir parti Alevilerden oy alır gibi geliyor.

ÖNEMLİ  OLAN TABANDAN GELEN ADAY 
Adaylık dediniz? Aleviler Alevi aday mı ister?

Alevi adaydan ziyade adayın yapısı önemli. Elbette Aleviler kendi örgütlerinden, liderlerinden birilerini bir yerlerde görmek isterler. Bu arzu her grupta var. Sağdan devşirme adaylarla bu işin olmayacağını bilirler. Merkez ataması yerine, tabanın belirleyeceği adaylar sanırım Alevilerin oylarını çok etkileyecektir. Bunun Alevi olması, Türk, Kürt olması değil, hayata bakış açısı, eşitlik, laiklik, Alevilerin sorunları ve Türkiye’nin genel sorunlarıyla illgili sol bir bakış açısıyla bakan adaylar ve tabandan gelen birisinin Aleviler içinde etkili olacağını düşünüyorum.
Alevi tabanın çok büyük kısmı CHP’ye oy veriyor. Ama Aleviler kendi sorunlarının, taleplerinin ittifakın siyaset beyannamesinde olmasından çok hoşlanacaklar. Örneğin Selahattin Demirtaş’ın söylemleri ciddi biçimde Aleviler üzerinde etki yapıyor, sempati topluyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yürüttükleri siyasi propaganda benzeri bir propagandayı HDP kanadı yürütürse, ikilemde yaşayan Aleviler üzerinde çok etkili olacağını ve Alevilerin oylarının o yöne kayacağını düşünüyorum. 
Aday belirleme yöntemleri, seçim beyannameleri, adayların kökenleri, yani fikri tabanlarına yabancı mı değil mi ona bakarlar.

HDP’Lİ BİR MECLİS AKP’Yİ DAĞITABİLİR

Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’yi nasıl bir atmosfer bekliyor? Neler öngörüyorsunuz?
Türkiye’yi bekleyen iki şey var. Bir HDP’li, iki HDP’siz Meclis. HDP’li Meclis olursa Türkiye’nin, Türkiye solunun önünün açıldığını, hatta AKP’nin hızla dağılma noktasına geleceği bir gerçek olur. Şayet HDP barajı aşamazsa Türkiye’yi büyük bir sıkıntı, kaos bekliyor. Türkiye’nin en büyük sorunları çözülmemiş olacak, hatta korkarak söylüyorum çok ciddi sokak eylemlerinin olacağı... Hatta Kürt hareketinin kendi bölgesinde parlamento kurabileceğini, ‘Madem ki siz bu yolu kapattınız, biz de kendi yolumuzu kendimiz çizeriz’ diyeceğini, söyleyeceğini... 
Bunu Kürtlerden ziyade Türkiye’nin diğer gruplarının düşünmesi lazım. Samimi bir şekilde, Kürtlerin parlamentoda, yasal zeminde siyaset yapmalarını istemiyorlarsa haliyle onlar da daha önce kendi haklarını nasıl savundularsa savunmaya devam edecekler.
Türkiye demokratlarının bunu çok iyi analiz etmesi lazım. İkide bir ‘HDP AKP ile anlaştı’ deyip tam da AKP’nin ekmeğine yağ sürmek yerine, HDP’nin Mecliste olmasıyla ilgili çok ciddi çaba sarf etmeleri gerekiyor. Yoksa AKP çok ciddi şekilde faşizmi, diktatörlüğü herkesin önüne koyacaktır ve bunun bedelini de ülkenin ilericileri, demokratları, laikleri ödeyecektir. 
Bu aslında İzmir’deki laiklerin de en büyük sorunu. Diyarbakır’daki seküler laik bir grubun Meclise girememesi, İzmir’deki seküler laikçilerin de Mecliste, Türkiye’de mevzi kaybetmeleridir. Yaşam alanlarının gittikçe daralması demektir. Yarın tek başına daha güçlü iktidara geldiğinde ve başkanlık sınırını geçtiğinde Türkiye’nin birçok yerinde rastlanmadık manzalarla karşı karşıya kalacağız. İnsanların direkt evlerine girip nasıl giyindiklerini, ne yiyip içtiklerini, ne konuştuklarını denetleyen bir 4. Murat döneminin başlayacağı aşikar. Bu 4. Murat döneminin başlamaması için, ister beğensin, ister beğenmesinler Kürt hareketinin Mecliste yasal zeminde siyasetinin önünün açılması... Bu siyaset zeminin arka tarafı da Türkiye’nin laiklerinin güvencesi anlamına geliyor. Bu bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekiyor. İkide bir Kürtlerin doğuştan gelen hakları üzerinden, inkarcı bir siyasetle onları suçlayarak, başkalarının onları yok saydıklarını görmemeleri, yaşam alanlarının daralması yanında kendi çocuklarının bu ülkede yaşam alanlarının daralması anlamına geldiğini görmeleri gerekiyor. Yani HDP’nin Mecliste olması bugüne kadar Kürtleri suçlayan, onların haklarını görmezden gelenlerin de çocuklarının da güvencesi olacaktır.  

İLGİLİ HABERLER

31 Ocak 2015 05:03
Türkiye'nin demokrat güçlerinin artık bazı şeyleri bırakmasının ve birlikte hareket etmelerinin gereği ortada. Hatta CHP’yi de buna katabiliriz. ‘Buradan bir şey çıkmaz’ denilmeden mutlaka o kapının da zorlanması gerektiğine inanıyorum. 'Gittik de olmadı'dan ziyade müzakerelere açık çağrılar yapmak lazım.
Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Futbolda ara transfer dönemi

SONRAKİ HABER

Mersin'de AKP'li meclis üyelerine göre prezervatif dağıtmak örf ve adetlere aykırı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa