31 Ocak 2015 04:58

Futbolda ara transfer dönemi

Futbolda umudun yeşil sahaların dışına çıktığı zamanların başında transfer sezonları gelir. Yaz transfer dönemi yeni bir başlangıçtır.

Paylaş

Emre GÜRKAYNAK

Futbolda umudun yeşil sahaların dışına çıktığı zamanların başında transfer sezonları gelir. Yaz transfer dönemi yeni bir başlangıçtır. Yorucu geçen sezonda oyuncular bekledikleri kariyer zıplaması için gereken performansı göstermiştir. Ya da bir dahaki yıla bırakılır hedefler. Yaz transfer dönemi, spekülasyondur, bombadır, transfer rekorudur. Devre arası ise stratejidir daha çok, takımınızın eksik parçasının tamamlanmasıdır. Devre arasında takımını değiştiren birçok sönük formlu oyuncunun, geceden gündüze evrildiği sıkça görülür şeydir. Avrupa’da 1, Türkiye’de 6 Ocak’ta başlayan ve pazartesi sonlanacak transfer dönemi bir yandan bu olumlu evrimin son adaylarını belirlerken; diğer yandan ilk yarıdaki oyunuyla büyüleyenleri ödüllendirdi. Bize de ara transfer döneminin öne çıkan isimlere bir bakış atmak kaldı.

Wilfried Bony (Swansea City’den Manchester City’ye)
2011’de Fernando Torres’i, Liverpool’dan almak için 50 milyon sterlin ödeyen ve bu harcamayla o sezonun lig liderliğini alan Chelsea, daha sonra bu hususta ilk sıraya çıkmadı. Ancak üç yıllık oruç Bony’nin gelişiyle bozulacağa benziyor. Swansea’den 26 milyona alınan oyuncunun, bonservis bedelinin altından kalkıp kalkamayacağı merak konusu. Ancak bu merakın giderilmesi beklenenden uzun sürebilir. Zira Fildişi Sahilli Bony, City’nin son üç resmi maçında galip gelememe sebebi olarak gösterilen Yaya Toure ile birlikte Afrika Kupası’nda. Kupanın bir an önce bitmesini dileyen City taraftarının daha sonraki isteği, muhtemelen Bony’nin gollerine başlaması olacak. Manchester’ın mavi yakası ancak o zaman şampiyonluk için yeniden güven kazanacaktır. 

Lukas Podolski ve Xherdan Shaqiri (Arsenal/Bayern Münih’ten Inter’e)
Podolski ve Shaqiri, benzer yollardan geçerek Mancini’nin kurtarma timi olarak Milano’ya vardı. Ufak takımdan kariyer zıplamasını Podolski, Köln’den Arsenal’e yaparken; Basel forması giyen Shaqiri’yi Bayern Münih kaptı. Aynı senenin transferi olan ikili neredeyse aynı sayıda maça çıktı ve ‘yeni takımda çok şans bulamama’ sütununun yanına beraber artı koydu. Şimdi onlardan beklenen Inter’i düzlüğe çıkarmaları. Henüz ilk maçında kendisine pas vermediği için Icardi’ye kızacak kadar konsantre olan Poldi, takıma yavaştan alışsa da gol açısından siftah yapmış değil. Shaqiri ise kupa maçında fileleri bulmayı başardı. İki isim de kariyerinin zirvesinde olmayabilir ama Serie A’nın 10. sırasında yer alan Inter’e, yukarı tırmanma yolunda gereken umudu vereceklerdir.

Manolo Gabbiadini (Sampdoria’dan, Napoli’ye)
Inter her ne kadar Podolski ve Shaqiri’yi almış olsa da devre arasının en öne çıkan işinde Napoli imzası var İtalya’da. 13 maçta attığı 7 gol ve yaptığı 2 asistle Sampdoria’nın Avrupa potasına çıkmasında başrol oynayan Gabbiadini; Higuain, Callejon ve Hamsik gibi isimlerle bezeli Napoli hücumunda forma şansı arayacak artık. Bu durum son zamanlarda alışık olduğu bir şey olmasa, realist olmalı 23 yaşındaki golcü. Kendini bulduğunda zaten durdurulması pek kolay olmayacaktır.  Avrupa Ligi’nde Trabzonspor’la başlayacak yolun kupaya çıkması için de Gabbiadini’nin ayrıca kritik bir adam olduğunu söylemek lazım.

Fernando Torres (Milan’dan Atletico Madrid’e)
Bekleneni veremediği Chelsea’den, Milan’a kiralanan Fernando Torres, aradığını bulamadığı Milan’dan yuvası Atletico’ya döndü. Bir zamanlar kaptanlığını yaptığı Diego Simeone’nin şefliğini yaptığı orkestraya -memleket havasından, suyundan mıdır bilinmez- hızlıca alışan Torres, Real Madrid ağlarına 2, Barça’nınkilere ise 1 gol bıraktı. Son zamanlarda Agüero, Falcao, Costa gibi isimler sayesinde gol sıkıntısı çekmeyen Atletico, bu sezon bittiğinde Torres’e bir teşekkür borçlanabilir. Ancak İspanyol golcünün hâlâ biraz zamana ihtiyacı var.

Martin Ødegaard (Strømsgodset’ten Real Madrid’e)
Dünya Kupası’nın yıldızları James Rodriguez ve Toni Kroos’u yaz aylarında kadroya katan Real Madrid, kış döneminde geleceğe yatırımı tercih etmiş gözüküyor. 30 takımın takip ettiği söylenen Martin Ødegaard’ı kapan Real, 16 yaşındaki Norveçliyi, ilk sezon Zinedine Zidane’ın çalıştırdığı Castilla’da kullanmayı planlıyor. Kendini kanıtlayabilirse, Ødegaard için ikinci adres A takım olacak. Lionel Messi’den çok çekmiş bir takımın ‘Yeni Messi’ ifadesiyle lanse edilen sol ayaklı Ødegaard’ı geleceğinde düşünmesi bizi şaşırttı mı? Pek sayılmaz.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

2015, Zeytin ajandası

SONRAKİ HABER

Urfa’da sağanak yağış hayatı felç etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa