30 Ocak 2015 15:38

Cizre için verilen gizlilik kararları dosyada yok!

Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan ve 5’i çocuk 6 kişinin yaşamını yitirdiği olaylara ilişkin incelemeler yapan hukukçular, gizlilik kararı olan dosyaları ısrarları üzerine inceleme fırsatı bulduklarını ancak, dosyada, ileri sürülen ‘gizlilik’ kararları ile karşılaşmadıklarını söylediler.

Paylaş

Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan ve 5’i çocuk 6 kişinin yaşamını yitirdiği olaylara ilişkin incelemeler yapan hukukçular, gizlilik kararı olan dosyaları ısrarları üzerine inceleme fırsatı bulduklarını ancak, dosyada, ileri sürülen ‘gizlilik’ kararları ile karşılaşmadıklarını söylediler. Hukukçular dosyalarda ‘ölü muayene tutanağı’ dışında hiçbir delil ya da belge de olmadığını belirtti. Cizre’nin hükümet tarafından ‘iç güvenlik paketi’nin pilot kenti olarak belirlendiği dile getirilen raporda, etkin ve şeffaf bir soruşturmayla, sorumluların açığa çıkarılması istendi.

Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Hukukçuklar Derneği (MHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ( TOHAV) ve Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezinden bir heyet 19 Ocak’ta bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu. Konuya ilişkin gözlemlerinin ardından bir rapor hazırlayan hukukçular Diyarbakır Barosunda bir basın toplantısı düzenledi. Cizre Kaymakamı M. Şamil Horasanlı, Cizre Belediyesi Eş Başkanı Leyla İmret, soruşturmaları yürüten cumhuriyet savcıları, Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, soruşturma dosyalarını takip eden avukatlar, mağdur ve maktul aileleri ve tanıklarla görüştüklerini söyledi.

SORUŞTURMA DOSYALARINDA ‘GİZLİLİK KARARI’ YOK

Görüştükleri savcıların, önce dosyalar üzerinde ‘gizlilik’ kararları olduğu gerekçesiyle kendilerine bilgi veremeyeceklerini söylediklerini aktaran Diyarbakır Çocuk Hakları Merkezi Genel Sekreteri Avukat Mehmet Öner, ısrarcı olmaları üzerine dosyalara bakmalarına izin verdiğini söyledi. Öner, dosyalara baktıklarında ‘gizlilik kararı’ alındığına dair bir karar ile karşılaşmadıklarını, dosyaların içerisinde sadece hayatını kaybedenlere dair ‘ölü muayene tutanağı’ olduğunu ifade etti.

OLAY YERİ BİLE İNCELENMEMİŞ

Olaylar sırasında yaralanan ve 8 gün Dicle Üniversitesi Hastanesinde tedavi gördükten sonra 4 Ocak’ta yaşamını yitiren Zeki Alar’ın ‘ölü muayene tutanağı’nda, ‘Hastaneye getirildiğinde bilincinin açık olduğu, ölümün sonradan meydana geldiği, hangi mesafeden atışın açıldığının tespiti için ayrı bir inceleme gerektiği’ değerlendirilmesi ile karşılaşıldığını söyleyen Öner, olay günü yaralanan Hakim Budak ve Hekim Kasırga adlı kişilerin de tanık sıfatıyla verdikleri ifadelerinde, “Olayların içinde değilken nereden geldiği belli olmayan merminin isabet etmesi ile yaralandıkları”nı söylediklerini dile getirdi. Öner, dosyada Zeki Alar’ın katledilmesinin ardından olay yeri incelemesinin yapılmaması nedeniyle olay yeri inceleme tutanakları olmadığını, kamera kayıtlarının tespitine ilişkin araştırılmaların yapılmadığını, tanık beyanlarının bulunmadığını ve herhangi kriminal incelemenin de yapılmadığını aktardı. Öner, eksikliklerin neden giderilmediği, neden etkin soruşturma yapılmadığı sorularına savcılar tarafından ‘Olayların kesintisiz devam etmesi nedeniyle, can güvenliği riski nedeniyle kolluğun olay yerine gidememesi nedeniyle etkin bir soruşturma yapılamadığı” yanıtı verildiğini dile getirdi.

ÜMİT KURT OLAYI DA SÜMEN ALTI OLMUŞ!

Öner, polisler tarafından katledilen 14 yaşındaki Ümit Kurt’un soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı ile yapılan görüşmede de, herhangi bir gizlilik kararı olmamasına rağmen, dosyanın incelenmesine izin verilmediğini söyledi. “Başsavcı ile yapılan görüşme ve talebimizi yazılı olarak sunmamız üzerine dosyayı incelememize izin verilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde soruşturma dosyasında adli ölü muayene tutanağı dışında herhangi bir belgenin olmadığı görülmüştür. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının; olay tarihinde olay yerinde bulunan polis zırhlı aracında sabit bulunan kayıt cihazının incelenmesi talebi Cizre Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiğine dair karar olduğu, bu konu ile ilgili kolluğa veya başkaca bir kuruma yazılı talimatın dosyada olmadığı görülmüştür. Bu hususun dosya savcısına sorulması üzerine cevaben Emniyet Müdürlüğüne sözlü talimatta bulundukları belirtilmiştir. Soruşturma dosyasında olay yeri inceleme, otopsi raporu, olay yeri kamera görüntüleri, inceleme tutanağı vb. esaslı hiçbir delilin toplanmadığı ya da dosya içerisinde bulunmadığı görülmüştür” dedi.

AKREPLERDE İMKANSIZLIK YÜZÜNDEN PLAKA YOKMUŞ!

Heyet, incelemeler sırasında ilçede kişi ve kurumlarla yapılan görüşmelerin içeriğine de raporlarında yer verdi. Görüştükleri Cizre Kaymakamı M. Şamil Horasanlı’ya ilçede plakasız halde dolaşan zırhlı araçları soran heyet üyelerine Horosanlı’dan ilginç bir cevap gelmiş. Horasanlı, hukukçulara “Zırhlı araçların plakalarının ancak 3 gün dayanabildiği, araçların plakasız olması gibi kasti bir davranışın bulunmadığı, yeni takılan kağıt plakaların da teknik imkansızlıktan kaynaklandığı” yanıtını verdi.

CİZRE, ‘GÜVENLİK PAKETİ’NİN PİLOT KENTİ

Raporda, Cizre’deki olayların tüm yönleriyle açığa çıkarılması, kamuoyunun aydınlatılması, faillerin yargılanması ve tüm aşamalarda şeffaflığın sağlanması istenerek şu talepler sıralandı; “Olaylara ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın içeriği bir an önce kamuoyuna açıklanmalıdır. Cizre olayları, ‘iç güvenlik paketi’nin pilot olarak uygulandığı olaylardır. Bu nedenle hiçbir tartışmaya yer bırakmadan bu paketin meclis gündeminden çıkarılması, güvenlik adı altında devlet terörüne yol açacak bu paket yerine yaşam hakkı, toplantı, gösteri, ifade özgürlüğü, işkence kötü muamele, kişi hürriyeti ve özgürlüğü başta olmak üzere temel insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan TMK ve TCK’deki ilgili hükümler değiştirilmelidir. Kasıt veya ihmali olan tüm kamu görevlileri soruşturmalar boyunca görevden uzaklaştırılmalı, haklarında derhal soruşturma izni verilerek yargılamalarının önü açılmalıdır”

POLİS HEDEF GÖZETEREK HALKA ATEŞ AÇTI

Raporda, heyetin yaptığı gözlem, inceleme ve görüşmeler sonrasında ulaşılan tespitler şu şekilde sıraladı:
- Cizre’de 6-7 Ekim 2014 tarihinden bugüne kadar yoğun çatışmaların yaşandığı, halkın ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının kolluk güçleri tarafından ilk andan itibaren engellenerek ulusal ve uluslararası hukuk normlarının ihlal edildiği, kolluğun yasal hakların kullanımını engellemek üzere orantısız güç kullandığı, tüm halkın geneli etkilendiği gibi bu olaylardan en çok çocukların etkilendiği, kolluğun hedef gözeterek ateş açtığı ve yaşam hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir.
- Yaşanan ölüm olaylarına ilişkin adli birimlerce yürütülen soruşturmaların, olması gereken özen ve titizlikle yürütülmediği, Kolluk görevlilerinin bazı tutum ve davranışlarıyla olayların daha da büyümesine sebep oldukları gözlemlenmiştir.
- Olaylara kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı ve hükümetin açıklamaları Kürt toplumunda ve özellikle de Cizre halkında başlatılan çözüm sürecine yönelik samimiyette dair inancı zedelediği gözlemlenmiştir.
- Hükümet çözüm süreci ile bağdaşmayan olaylara ve can kayıplarına ilişkin toplumu tatmin edici, durumu bütün gerçekliğiyle ortaya koyucu açıklamalar yapmak yerine, yaşananları YDG-H ve HÜDA-PAR çatışması olarak yansıtması rahatsızlık uyandırmaktadır. (Diyarbakır/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

TÜBİTAK yoğunluktan işkence görüntülerini incelemedi

SONRAKİ HABER

CHP'li Gürsel Tekin: Her gün 28 bin kişinin kapısına haciz ya da icra emri gidiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa