Tabandan yükselen hareket

Tabandan yükselen hareket

Türk-İş yönetimine muhalif Petrol-İş, Tek Gıda-İş, Hava-İş, Belediye-İş, Basın-İş, Deri-İş, Kristal-İş, Tez Koop-İş, TÜMTİS ve TGS’nin çalışmaları sürüyor. 1 Temmuzda düzenledikleri eylemle kendilerini kamuoyuna açıklayan sendika merkezleri, önceki gün de gazetecilere bir yemek vererek, amaçlarını ve h

Gökhan Durmuş

Bu buluşmaların eylül ayından itibaren işçiler, işyeri temsilcileri ve şube yöneticileriyle devam edeceğini söyleyen sendika başkanları, sadece Türk-İş kongresini amaçlamadıklarını, uzun soluklu bir mücadeleye başladıklarını söylediler.

Türk-İş’i hükümetin arka bahçesi olmakla, işçi sınıfına sırtını dönmekle suçlayan sendikacılar, Türk-İş’i kimsenin arka bahçesi olmadığı, yüzünü sınıfa dönen, haklarını koruyan yeni kazanımlar elde eden, örgütlenen, dayanışmayı en yüksek seviyede gerçekleştirecek demokratikleşme konusunda konuşabilen bir konfederasyon yapmayı amaçladıklarını açıkladılar.  “10 sendika mı, 10 sendikacı mı?” eleştirilerine de yanıt veren sendikacılar, 10 sendikanın yetkili organlarından onay alarak bu mücadelenin içine girdiğini, ayrıca eylül ayından itibaren 7 bölgede işçiler, temsilciler ve şube yöneticileri ile toplantılar düzenleyeceklerini söylediler.  Buluşmada ilk olarak konuşan TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, bu 10 sendikanın yeni bir araya gelmediğini uzun yıllardır birlikte hareket eden sendikalar olduğunu söyledi.  Kıdem tazminatı tartışmalarına değinen İpekçi, kıdem tazminatının fona aktarılması durumunda en çok gazetecilerin etkileneceğini söyledi.

KIDEM TAZMİNATI KIRILMA NOKTASI OLACAK

Kıdem tazminatının işçi sınıfı mücadelesinde, Türkiye emek hareketinde yeni bir kırılma noktası olacağını belirten Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, bu kırılmanın ya işçi hareketini tersine çevrip yükselteceğini ya da daha da zayıflatacağını dile getirdi.

Bu nedenle kıdem tazminatı konusunun 10 sendikanın önündeki en önemli günden maddesi olacağını vurgulayan Öztaşkın, “Ancak kıdem tazminatı her ne kadar şu an hükümet programında yer alsa da hemen kısa vadede gündeme geleceğini tahmin etmiyoruz. Özellikle Türk-İş genel kurulunu düşünerek hükümetin bunu gündeme getireceğini düşünmüyoruz. Kıdem tazminatı tartışması açılarak acaba başka bir hak gaspına mı gidilecek? Bu konuya daha fazla dikkatimizi veriyoruz” diye konuştu.

Hükümetin asıl amacının kıdem tazminatını fona devretmek değil gün sayısını azaltmak olduğuna dikkat çeken Öztaşkın, fona işverenlerin de karşı çıktığını söyledi.

ANKARA’DA UMUT YOK

Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, güçlü bir AKP iktidarı döneminde iyice zayıflayan bir işçi sınıfı olduğunu belirterek, “Uzlaşıyoruz’ deniyor ama teslim olmuş bir işçi sınıfı hareketi içerisinde olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor” dedi. Türk-İş’in partiler üstü politikasını eleştiren ve bu söylemle yıllardır Türk-İş’in emperyalist siyasetin önünü açtığını dile getiren Türkel, herhangi siyasi bir partiye teslim olmayacaklarını ancak emek ve işçi sınıfı kaygısı olan partilerle iş birliği yapacaklarını söyledi.

Türk-İş içinde yıllardır “Kol kırılır yen içinde kalır” denerek hep susturulduklarını söyleyen Türkel, “Bunun bir çıkış noktası olması gerekiyordu o yüzden bir araya geldik. Sınıf eksenli, önüne mücadeleyi koymuş, şeffaflığı, demokrasiyi, dayanışmayı vazgeçilmez temel unsunlar olarak kabul etmiş bir mücadeleyi önümüze koyuyoruz” diye konuştu.
Artık Ankara’dan bağımsız yeni bir emek mücadelesini örgütlemek zorunda olduklarını dile getiren Türkel, Ankara’da sendikal yapının siyaset ve bürokrasiden bağımsız hareket etme olanağı olmadığını, siyaset, bürokrasi ve sendikacı ilişkilerinin bir birine girdiğini ve sistemin tamamlayıcı unsurları haline geldiklerini dile getirdi.  Türkel, “Artık Ankara’da umut yoktur” diye konuştu.

YÖNETİM İÇİN PAZARLIK YAPMAYACAĞIZ

“Biz ısrarla Türk-İş işçi sınıfınındır işçi sınıfına hizmet etmek durumundadır anlayışından yola çıkarak hareket ettik. Türk-İş içinde vücut bulmamız zaman aldı. Artık kertiğin sonuna geldik. Eğer kıdem tazminatını da teslim edecek olursak, yeni istihdam biçimlerini, bölgesel asgari ücrete, deneme süresinin 4 aya çıkartılmasına sesiz kalacaksak, hükümetin ucuz emek cenneti yapma girişimlerini seyredeceksek, sonra da söyledik ama gücümüz yetmedi diyeceksek bizim artık kendimizi ifade etmemizin bir anlamı yok” diyen Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin, önlerindeki sürecin mevcut Türk-İş yönetimi ile aşılamayacağını gördükleri için harekete geçtiklerini söyledi.

Bu 10 sendikanın Türk-İş yönetimi ile pazarlık yapma gibi bir durumlarının olmadığını vurgulayan Ayçin, “Onların listesine içimizden birilerini sokmak gibi bir derdimiz de yok. Kendi listemizle çıkacağız. Bizim karşı çıktığımız bir nokta da, Türk-İş içinde yapılan muhalefet hareketinin sakatlığıydı. Kongreye iki gün kala Ankara’ya gidip otel odalarında kulis yaparak kendimize yakın listelere bir iki adam sokmaya uğraştık. Artık böyle yapmayacağız. İçinde en küçük bir kişisel hesabı olmayan herkese bu hareket açıktır. Bu çağrıyı bir kez daha Türk-İş içindeki sendikalara yapıyoruz” diye konuştu.  Deri-İş Başkanı Musa Servi ise Kürt işçilerin linç edilme girişimleri konusunda yeterli tepkiyi gösteremediklerini, bunun eksiklikleri olduğunu ifade etti.

Servi, demokrasinin yerleşmesi açısından tabanın söz sahibi olmasını hedeflediklerini, eksikliklerini gidereceklerini söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)


10 SENDİKACININ DEĞİL TABANIN HAREKETİ  

Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın: Biz kimiz gücümüz nedir? Bunun bilincindeyiz. Gücümüzü abartmıyoruz ama gücümüzün 10 sendikanın ötesinde bir potansiyel yarattığını da biliyoruz. Bizlere yapabileceklerimizin ötesinde bir misyon yüklemeyin. Bu sendikaların anlayış, mücadele birliği var. Sendikal anlayışları; sendika içi demokrasi konusunda, dayanışma, mücadele konusunda anlayış birliği olan sendikalar bunlar. Bu birliği olan sendikaların her şeyinin tıpa tıp uyuşan bir anlayışta tabii ki söz konusu değil. Her sendikanın geleneksel uygulamaları, tüzüğü var. Her konuda birden bire ortak bir uygulama olacak diye bir şey yok. Sendika içi demokrasi konusunda 10 sendikanın ortak tavrının olması gerekir. Birbirimizden etkileneceğiz, etkileyeceğiz. Bu konuda çabamız var.

Demokratikleşme konusunda sendikaların anlayışı bellidir. Özellikle Kürt sorunun çözümü konusunda. Burada tabii yine her sendikanın kendi bağımsız politikaları vardır. 10 sendikanın politikasının tam olarak örtüşmesi de mümkün olmaz. Elbette bu sorun ülke bütünlüğünden taviz vermeden demokrasi, barış, insan hakları temelinde çözülmesi konusunda tavrımız olacak. Bu konunun kendi sendikalarımızda bile ayrı düşünceler ortaya çıkan hassas bir konu. Bu konudaki söylemlerimizi ve tavırlarımızı günü geldikçe, tabanımızdaki tepkileri de göz önüne alarak somut şekilde söylemlerimizi sürdüreceğiz.  “10 sendika mı 10 sendikacı mı?” Kendi örgütüm açısından söylüyorum Petrol-İş’in bütün yetkili kurullarında tartışılmıştır. Genel Kuruldan da bu irade oy birliği ile çıkacaktır. Bütün sendikalarımız açısından durum böyledir. Dolayısıyla bu 10 sendikacının hareketi değil 10 sendikanın hareketidir. Kendi sendikalarımız içinde de farklı düşüncede olan arkadaşlarımız var. Onları da doğal karşılıyoruz.  Burada 10 sendika başkanın siyasi firkirlerinin tam olarak örtüştüğü söylenemez böyle bir beklenti de olmaz. Kendi siyasi düşüncemizin sendikanın kurumsal kimliğinin önüne konmaması gerekiyor. Temel bir ortak yaklaşımımız var. Dolayısıyla biz farklı siyasi eğilimlerde de olsak genel anlamda dünyaya bakış açımızdaki ortaklık bizi bir arada tutan en önemli unsur.

www.evrensel.net