AB fiilen ikiye bölündü

AB fiilen ikiye bölündü

Brüksel’de 27 üyeli Avrupa Birliğinin 17 üyeyle toplanması AB’nin fiilen ikiye bölündüğü bir durumu ortaya çıkardı. Olağanüstü zirvesine üye 10 ülkenin katılmamasıyla birlikte  bundan sonra AB’de iki farklı zirveler şeklinde buluşmalar gerçekleşebileceği belirtiliyor. Merkel ve Sarkozy&rsquo

Yücel Özdemir

Yunanistan’dan başlayan İrlanda, Portekiz, İtalya ve İspanya’yı da içine alan “kamu borcu krizi”, yaygın tanımıyla “avro krizi” süreci Avrupa Birliğini fiili olarak ikiye böldü. Ortak para birimi olan avroyu kullanan 17 ülke Brüksel’de olağanüstü zirvede buluştu. Bu zirve öncesi toplantı, fiili bölünmenin resmiyet kazanması anlamına geliyor. Halen 27 üyesi bulunan ve dönem başkanlığını Polonya’nın yaptığı Birlikteki çatlak, krizin ve rekabetin artmasıyla daha da derinleşiyor. AB’nin “avro kullananlar-kullanmayanlar” olarak ikiye bölündüğü zirveye, avro kullanan 17 ülkenin hükümet ve devlet başkanıyla birlikte, AB Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet ve İMF Başkanı Christine Lagarde katıldı. Almanya’da yayınlanan Bild gazetesi ayrıca, zirve öncesinde bazı ülkelerin büyük bankalarının menajerlerinin de oturuma gözlemci olarak katılacağını duyurdu. Bunların başında Deutsche Bank Başkanı Josef Ackermann da bulunuyor

ASIL KARARI BERLİN VE PARİS VERİYOR

AB’nin geleceğine dair alınan kararların Almanya ve Fransa arasında yapılan zirvede ele alınmasının ardından avro bölgesinde asıl karar verici ülkelerin Almanya ve Fransa olduğunu kanıtlamış oldu. Çarşamba gecesi Berlin’deki Başbakanlık Konutu’nda bir araya gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, yedi saatlik tartışmadan sonra avro krizinin çözülmesi ve Yunanistan’a ikinci yandım paketi konusunda uzlaşmaya vardı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’in de bilgilendirme amacıyla bir bölümüne katıldığı zirvenin sonuçları, daha sonra 17 ülkenin katılacağı zirvede ilan edilmek üzere AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’ye iletildi.

OBAMA’NIN MERKEL’DEN RİCASI

Buluşma öncesinde Merkel’in ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonlaştığı belirtildi. Hafta başında Merkel’i telefonla arayan Obama, avro bölgesindeki borç krizinin genişlemesinden endişe duyduğunu, bunun yayılmasının dünya ekonomisini olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade ederek, Yunanistan’ın ihtiyaç duyduğu paranın verilmesini istedi. Çünkü başta Yunanistan olmak üzere borç krizi halindeki ülkelerden ABD bankalarının ve tekellerinin yüklü alacakları bulunduğu biliniyor.  Bunun zamanında tahsil edememesi durumunda, ABD’nin zaten sallantıda olan ekonomisini önemli ölçüde etkileyecek ve yeniden büyük bir krizin oluşmasını tetikleyebileceği belirtildi. Obama’nın  kendi ülkesinin tekellerinin alacaklarını düşündüğü için Merkel’den böyle bir ricada bulunduğu belirtiliyor.

Bir ölçüde Obama’nın isteklerinin göz önüne alındığı Merkel-Sarkozy Zirvesi’nde alınan kararlar, avro bölgesi’nin asıl karar merkezlerinin Berlin ve Paris olduğu izlenimini uyandırdı. Buna yönelik endişeler konusunda ise bir açıklama yapılmadı. Ne var ki; “avro-AB Zirvesi”nde alınan ve ilan edilen kararlar Sarkozy ve Merkel ikilisinin kararlarından başka bir şey sayılmaz.

YUNANİSTAN’A İKİNCİ PAKET

Sarkozy-Merkel buluşmasında, daha önce AB Zirvesi’nde de karar altına alınan Yunanistan’a ikinci yardım paketinin verilmesine yeşil ışık yakıldı. Bu ikinci paketin 120 milyar avro olması planlanıyordu. Ancak, bu pakete özel bankaların, finans kurumlarının katkı sağlayıp sağlayamayacağı konusunda görüş farklılıkları bulunuyordu. Almanya, ısrarla özel bankaların, yatırımcıların Yunanistan için hazırlanacak ikinci pakete katılmasını istiyordu. Fransa ise özel bankaların ve yatırımcıların katkı sağlaması durumunda Yunanistan’ın kredi notunun düşeceğini savunarak, bunun yerine borçlarını ödemesine kolaylıkların sağlanmasını öneriyordu. Ancak, Alman ve Fransız basınında yer alan haberlere göre aradaki görüş ayrılıkları Berlin’deki zirvede giderildi. (Köln/EVRENSEL)

www.evrensel.net