29 Ocak 2015 04:50

Bu seçimin kaybedeni çok

Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) tarafından düzenlenen “zafer mitingi”nde bir döviz dikkat çekiyordu: “Das ist eine wirklich gute Nacht Frau Merkel” (Bu gerçekten çok güzel bir gece Bayan Merkel). Atina’da bir genç kadının elinde tuttuğu dövizle Almanya Başbakanı Angela Merkel’e bu mesajı vermesinin bir anlamı var.

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) tarafından düzenlenen “zafer mitingi”nde bir döviz dikkat çekiyordu: “Das ist eine wirklich gute Nacht Frau Merkel” (Bu gerçekten çok güzel bir gece Bayan Merkel). Atina’da bir genç kadının elinde tuttuğu dövizle Almanya Başbakanı Angela Merkel’e bu mesajı vermesinin bir anlamı var. Zira, 2010’dan beri Yunanistan halkına ağır kısıtlama programları dayatan AB Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) üçlüsünün oluşturduğu “Troyka”nın arkasında asıl olarak Almanya ve Başbakanı Angela Merkel’in olduğunu bilmeyen yok.

Yunanistan’daki seçimlerin kaybedeni sadece troyka iş birlikçisi Yeni Demokrasi, PASOK ve bilumum AB yanlısı parti değil, aynı zamanda yıllardır Yunanistan’da kemer sıkma politikaları dayatan Merkel, Gabriel, Hollande, Cameron... gibi karar verici ülkelerin siyasetçileridir de. Çünkü bu siyasetçiler Yunan emekçilerine yoksulluk ve sefaletten başka bir anlam taşımayan kısıtlama paketleri dayatmakla kalmamış, açıktan seçimlerden önce Yeni Demokrasi Partisi ve Lideri Antonio Samaras’ın sandıktan birinci çıkması için ellerinden geleni yapmış, ancak buna rağmen açık arayla yenilgiye uğramışlardır.

Seçimlerden SYRIZA’nın birinci çıkmaması için önceden “felaket senaryoları” çizen, gerektiğinde Avro Bölgesi’nden çıkaracaklarını da söyleyen Merkel ve onunla aynı zihniyettekiler, seçimi kaybettikten sonra ise “sakin olma”, “realist davranma” çağrıları yapıyorlar.

SERMAYE SYRIZA’YI HİZAYA GETİRECEK Mİ?

Her ne kadar Merkel’in kendisi seçimlerden sonra doğrudan bir açıklama yapmazken, partisinden politikacılar sonucun “Avrupa için hiç de hayırlı olmadığı”nı dillendirdiler.

Merkel, Yunanistan’ın Avro Bölgesi’nde kalmasından yana. Ancak yeni Başbakan Çipras’ın borç silme, Avro Bölgesi’ndeki vergi mükelleflerinin Yunanistan’ın borçlarını üstlenmesi gibi taleplerine karşı çıkmaya devam ediyor. Almanya’nın Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble seçim öncesinde borç silmenin söz konusu olmayacağını ifade ederek, “Yunanistan 320 milyar avroluk borcunu ödeyemez duruma düşerse Avro Bölgesi’nden çıkması kaçınılmaz olur” demişti.

Alman sermayesi adına en açık ve net açıklamayı Almanya’da Alman Sanayiciler Birliği (BDI) yaptı. Birlik Yöneticisi Markus Kerber, SYRIZA’nın başarısının Güney Avrupa’daki reformları durdurması durumunda bunun “felaket” olacağını söyleyerek, Çipras’a “iyi politika yapma” çağrısında bulundu.

Alman Merkez Bankası Başkanı Jens Wiedmann, hükümet değişikliğiyle basit bir şekilde tasarruf politikalarından kurtulamayacağını söyleyerek, bundan sonra Yunanistan’a yönelik izleyecekleri politikanın istikametini göstermiş oldu.

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) yöneticileri ise daha çok Çipras’a yerine getirilemeyecek vaatlerde ve taleplerde bulunmama tavsiyesinde bulundu. Yani aşırılıkların törpülenmesini, gerçekçi olmasını istiyorlar. Aynı zamanda SPD yöneticisi olan Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, seçimden sonra Çipras ile telefonlaştığını söylerken, önümüzdeki dönemde bu çizgiyi takip edeceklerini dile getiriyordu. Öyle görünüyor ki, Alman ve diğer ülkelerin sermaye çevreleri, SYRIZA’yı sola değil, merkeze çekmek yönünde bir politika izleyecekler ve bu konuda kutuplaştırıcı değil uzlaşmacı olduğunu göstermeye çalışacaklar. Böylece, Yunanistan başta olmak üzere borç krizinin etkili olduğu ülkelerde ipliği pazara çıkmış AB’nin, daha fazla güven kaybetmesini engellemek istiyorlar.

SYRIZA NE YAPACAK?

Aslında bundan sonra troykanın, AB’nin, Avrupa Parlamentosunun, Almanya’nın ne dediğinden, ne talep ettiğinden çok, seçimlerde Yunanistan emekçilerin açık desteğini alan ve hemen başbakanlığı devralan SYRIZA ve Lideri Çipras’ın ne yapacağıdır. Seçimlerden önce meydanlarda kısıtlama politikalarına son vereceği ve borçları ödemeyeceği yönünde verilen vaatler yerine getirilecek mi? Bu sorunun yanıtının Yunan halkı için açık ve net olması gerekiyor. SYRIZA’nın bundan sonra ne yapacağı, hangi adımları atacağı hem Avrupa sermayesi hem de emekçileri için önem taşıyor.

Yunanistan seçimlerinin sonuçları bir bakımda umutsuz havanın dağılmasına, yeni umutların yeşermesine vesile olmuştur. Sadece Yunanistan’da değil, kıta Avrupası’nda İkinci Dünya Savaşı’dan bu yana ilk kez sistemin önemli bir dayanağı olan sosyal demokrat partilerin solunda bir partinin öncülüğünde hükümet kurulması büyük bir anlam taşıyor.

Alman sermayesi ve basının daha ilk günden itibaren seçim sonuçlarının etkisini azaltmak için göstermiş olduğu çaba boşuna değil.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Antik kenti taş ocağı yaptılar

SONRAKİ HABER

Cumartesi Anneleri, 767. hafta buluşmasında Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa