26 Ocak 2015 04:53

Yemen kördüğümü çüzülür mü?

Dünya Arap coğrafyasının en yoksul ülkesi Yemen’de yaşananları dikkatle izliyor. Giderek derinleşen siyasi kriz için “Yemen tarihinde 26 Eylül 1962 devrimiyle başlayan önemli bir aşamanın bittiğinin bir ifadesi” yorumları yapılıyor.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Arap coğrafyasının en yoksul ülkesi Yemen’de, Husilere bağlı “Ensarullah” hareketinin elde ettiği başarı ülkeyi sonu belirsiz bir sürece soktu. Al Kuds Al Arabi gazetesi, Husilerin, İran’ın doğrudan desteği, Arap devrimlerinden ve çağdaş, demokratik bir Yemen’den korkan Arapların Hadi ve hükümetine zayıf desteği ve el Kaide’nin çevre ülkelerini korkutan riski nedeniyle bu tarihi başarıyı elde ettiği yorumunu yaptı. Yemen’in mevcut durumunda en büyük dinamik gücün Husiler olduğunu vurgulayan gazete son gelişmeleri  “Yemen tarihinde 26 Eylül 1962 devrimiyle başlayan önemli bir aşamanın bittiğinin bir ifadesi” olarak değerlendirdi.
Şuruk yazarı Fehmi Huveydi, Yemen’in “bir yandan iç savaş ve toprak bütünlüğünün parçalanması tehdidiyle karşıyayken, diğer yandan bir mezhep savaşının eşiğinde” bulunduğu yorumunu yaptı.
Al Monitor’daki yazısında, Husilerin amaçlarının açık olmadığına dikkat çeken Bruce Riedel, bir çok kişinin Husilerin 1962 devrimine kadar Kuzey Yemen’de hüküm süren Zeydi İmamlığını yeniden kurma amacında olduklarından kuşkulanıldığını aktardı.
Gözlemciler, Yemen’deki gelişmelerin bölgesel ve uluslar arası güç dengelerini değiştireceğine dikkat çekiyor.


HUSİLER YEMEN’E HÜKMEDEBİLECEK Mİ?

Al Kuds al Arabi
Başyazı

Yemenlİ Ensarallah örgütünün Cumhurbaşkanı Abderabuh Mansur Hadi’nin askerlerine karşı yürüttüğü çatışma, devlete karşı yürüttüğü savaşın küçük bir parçası. Ama yine de Yemen tarihinde 26 Eylül 1962 devrimiyle başlayan önemli bir aşamanın bittiğinin bir ifadesi.
Örgüt, savaşını hükümetin başkanını kuşattıktan sonra cumhurbaşkanını kuşatarak tamamladı. Sonra ülkede iktidarını tamamlamak için ikisini Yemen devletinden arta kalan bakanlık, asker, basın ve devlet kurumları döküntülerini kullanarak taleplerini gerçekleştirmeleri için rehin tuttu.
İlk olarak Hadi’den alınması istenilen ve daha önce alınmasını reddettiği kararlar mevcut gerilimin nedenidir. Bu karar Yemen ordusunun petrol zengini Marib vilayetine saldırması kararıdır. Örgüte düşman kabilelerin vilayete saldırmasını mümkün kılmaktadır.
Esir Yemen Hükümeti Temsilciler Meclisi, Şura konseyinin gözetiminde bütün taraflara barış görüşmeleri için toplantısı çağrısı yaptı. Tabii ki bu çağrı karşılık bulmadı.
Büyük bir bölümü eski başkan Ali Abdullah Salih’e yakın olan Yemen derin devletindeki çatışma ve onların lehine dönen bölgesel atmosfer Husilerin tarihi bir başarı elde etmesin sağladı. Birincisi İran’ın doğrudan desteği, İkincisi Arapların Hadi ve hükümetine zayıf desteği. Bu zayıf destek Arap devrimlerinden ve çağdaş, demokratik bir Yemen tecrübesinden korkuyu da içermektedir. Üçüncüsü el Kaide’nin çevre ülkelerini korkutan riski nedeniyle, Yemen iktidarına darbe yapan Husilerden önce onlara karşı mücadele edilmesi.
Riyad’ın yeni çitlerin yemen Suudi Arabistan sınırına yapılmasının ikinci aşamasını uygulama kararı alması, büyük komşunun kesinlikle elini çekmesi anlamına gelmez. Lakin İran’ın müttefiki Husilerle oluşturduğu büyük dinamiğin olumsuz etkisine işaret eden bir simgedir. Tarihi Yemen Cumhuriyeti’nin ilan edildiği savaş günlerine götürürsek, Kahire Suudi Arabistan tarafından desteklenen kabilelere karşı savunmak için 70 bin asker göndermişti. Bu dönem büyük tarihi dersler çıkardı.
Yemen Husilerden daha büyüktür, lakin mevcut durumda en büyük dinamik güç onlardır.


YEMEN’DE MANTIKSIZLIKLAR SERİSİ

Fehmi Huveydi / Şuruk

Yemen’de devam eden mantıksızlıklar serisi, gelecek için akla gelen ihtimallerden ve varsayımlarla ilgili daha fazla kapının açılmasına neden oluyor. Yemen’deki durumun, Libya ve Irak’tan sonra, mezhepsel çatışmaları da içeren bir iç savaş için, üçüncü bir örnek oluşturması ihtimal dâhilinde.
Mevcut durum, Husiler’in ve müttefiklerinin düşündüğü kadar çok da basit gibi görünmüyor. Çünkü yayılmacılıkları ve yönetimi ele geçirmeleri, Hem güney bölgelerini harekete geçiriyor hem de El Kaide’yi güçlendiriyor. Bazıları, El Kaide’ye katılmayı, Husiler’in ilerleyişini durdurmak için en etkili yol olarak görmeye başlayacaktır. Husiler’in şu anda Marib şehrinde karşı karşıya kaldıkları iç savaş, sebep olabileceklerine örnek teşkil ediyor. Çünkü özellikle güney bölgesi, İran destekli Husiler’in egemenliğini kabul etmeyecektir.
Yemen şu an, bir yandan iç savaş ve toprak bütünlüğünün parçalanması tehdidiyle karşıyayken, diğer yandan bir mezhep savaşının eşiğinde bulunuyor.


YEMEN’İN KOLU KANADI KIRILDI

Al-Monitor

Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz’in ölümü, kralın halefi Prens Salman için Yemen krizini ön plana çıkardı. Yemen Cumhurbaşkanı Abderabuh Mansur Hadi’nin istifasının hemen ardından gelen Kral Abdullah’ın ölümü, ABD ve Suudi diplomasisi için büyük bir aksilik, İran için sınırlı bir zafer ve El-Kaide için bir artıdır.
Sana’daki durum değişken ve karmakarışık. Ancak Husilerin üstünlüğü ele geçirdikleri açık. Yemen’de Amerika yanlısı hükümeti bu hafta neredeyse deviren Zeyidi Husi isyancıların sloganı “Amerika’ya ölüm, İsraile ölüm, Kahrolsun Yahudiler, Zafer İslam’ın” şeklinde. Son birkaç yıl içinde Arap Yarımadası El-Kaide’sine (AQAP) karşı Yemen’de İnsansız Hava Araçlarının saldırılarını açıkça destekleyen Hadi hükümetinin çöküşü son derece yoksul ancak stratejik açıdan önemli bir ülkede İran yanlısı, Amerikan karşıtı Şii milisleri baskın oyuncu haline getirir. Asya ve Afrika arasındaki Bab El Mandeb boğazı küresel bir enerji ve jeopolitik geçit konumunda.
İran daha önce değilse en az 2011’den beri Husilere silah, para ve eğitim vermektedir. İran’ın diplomatları Husilerin başarısını memnuniyetle karşıladılar. Ancak Husiler Hizbullah gibi ne İran’ın piyonu ne de ortağı. Onlar bağımsız bir güç. Husilerin Zeyidi inancı birçok İranlı din adamı tarafından Sünni İslam’ın örtülü bir biçimi olarak tanımlanıyor. Ayrıca Ali Abdullah Salih da Husilere yardım ediyor.
Husilerin amaçları açık değil. Onların ayaklanması 2004 yılında başladığında onlar kendi yurtları olan Sada ilinde daha fazla özerklik istiyorlardı. Birçok kişi onların 1962 devrimine kadar Kuzey Yemen’de hüküm süren Zeydi İmamlığı yeniden kurma amacında olduklarından kuşkulanıyor. Onu izleyen iç savaşta Suudi Arabistan, Mısır’ın desteklediği cumhuriyetçilere karşı Zeydi kralcıları destekledi.  2004 yılından sonra Suudiler bir dizi sınır savaşında Husilerle çatıştı. 2009 yılı Aralık ayında, Suudi Kraliyet Hava Kuvvetlerinin hava saldırısında Abdulmalik Husi neredeyse ölüyordu.
Husilerin zaferi ironik olarak, Arap dünyasında en yoksul ülke Yemen’i Şiile ile Sünni haklarının koruyucusu olarak gelişen AQAP arasında kutuplaştırarak AQAP’a yaradı.
Suudi Arabistan Hadi’yi desteklemek için 4 milyar dolardan fazla harcadı. Körfez İşbirliği Konseyinin geri kalanları ek olarak milyarlar verdi. Şimdi bütün bunlar askıya alındı. Suudi Arabistan eski bir Suudi taktiği olarak Sünni aşiretleri Husilere karşı direnmeleri konusunda teşvik ettiği söyleniyor.
Sonraki yaprak dökümü Aden’de olabilir. Güney hiçbir zaman kuzeyle birliği nedeniyle rahat olmadı. Güney Yemen Sünni ve bağımsızlık yanlısı hareket 2011’den beri büyüyor. Suudiler 1994 yılında, güneyli isyancıları Ali Abdullah Salih’e karşı silah ve para ile desteklediler.
Yemen ABD’nin dış politikalarında pek yer almaz. Bu nedenle Barack Obama’nın geleneksel yıllık konuşmasında Yemen’den söz etmemesi sürpriz olmadı. Hadi bizim en çıkar yolumuz.  Fakat bu Amerika Birleşik Devletlerinin İslam dünyasında karşı karşıya olduğu karmaşık sorunların göstergesidir. Onunla başa çıkmak için akıllı bir stratejiye ihtiyaç vardır.


YEMEN’İN TESLİMİYETİ

The Daily Star

Yemen’de devam eden olaylar darbe olarak nitelendiriliyor. Aslında bu olaylar bir teslimiyet göstergesidir. Nüfusun üçte birini temsil eden Husi hareketi 30 bin civarında savaşçıyı hedeflerini gerçekleştirmek adına seferber etti. Buna karşın 80 bin kişilik Yemen ordusunun ana birimlerinin saldırılar karşısında eridiği görüldü.
Olayların son aşamasında zor durumda kalan Cumhurbaşkanı Abderabuh Mansur Hadi, Husilerle bir anlaşma sağlama umutlarının suya düşmesi üzerine perşembe günü istifa etti.
Sorun şu ki, geçen yıl krizin şekillenmeye başlamasından itibaren Husiler Yemen ordusu, ekonomi, petrol sektörü ve medya üzerinde önemli bir kontrol sağladılar.
Husiler silah gücü ile anlamlı bir direnç göstererek ve Hadi’nin danışmanında olduğu gibi adam kaçırma gibi yöntemlerle karşı koyarken Hadi’nin, silahların gölgesinde müzakerelerle krizi çözmeye çalıştığı söylenebilir. Husiler tarafından gerçekleştirilecek bir sonraki hamle petrol zengini Maarib iline ve oradan da Kızıl Deniz’in girişinde uzanan tüm önemli Bab El Mandab yönelik bir atak olabilir.
Bütün bunlara karşı gösterilen sessiz tepki endişe verici. Bahreyn’in sokakları gösterilerle sarsılırken Körfez İşbirliği Konseyi askeri müdahale ile durumu yatıştırmaya çalıştı. Yemen silahlı bir hareket tarafından sarsılırken sadece mali ve siyasi adımlar atıldı.


SURİYELİ MUHALİFLERİN KAHİRE KONFERANSI

Rai El Yovm

Kahire’de bir araya gelen Suriyeli muhalifler, siyasi çözüm için 10 maddelik bir bildiri yayınladı. Beyanda Esad’sız bir demokratik geçiş öngörülüyor. Konferansta, Moskova’da yapılması planlanan Suriye konferansının görüşülmediği belirtildi. Muhalif Heysem Menna, Moskova konferansının başarı şansının olmadığını söyledi. Menna Suriye krizinin çözümünde Mısır’ın önemine değinerek, “Mısır olmadan kanatlarımız kırık” ifadelerini kullandı.


HASEKE: ORDU VE KÜRTLER ARASINDA ÇATIŞMA

Assafir

Surİye Ordusu ve Kürt grupları arasında Haseke’de meydana gelen çatışmalar birkaç kişinin ölümüne yol açtı. Kaynaklara göre çatışmalar, belirli bölgelerde her iki kesim tarafından oluşturulan kontrol noktaları üzerindeki anlaşmazlıktan kaynaklandı. Aktivistlere göre, iki taraf arasında yapılan ateşkes, çatışmalar sırasında esir alınanların takas edilmesiyle sonuçlanabilir.
Daha önce de ordu ve Kürt savaşçılar arasında yer yer çatışma çıkmıştı. Ancak son çatışmalar, PYD lideri Salih Müslüm’in, rejim ve muhalefeti masaya oturtmayı hedefleyen Moskova konferansına katılmayı kararlaştırmasıyla aynı zamana denk gelmesi ise şüpheleri arttırıyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Avcılar kazan kaynatıyor!

SONRAKİ HABER

İspanya Komünist Partisi (Marksist-Leninist) 9. kongresini topladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa