26 Ocak 2015 05:12

Transfer fiyaskoları

Galatasaray’da, geride bıraktığımız sezon yaşanan transfer sorunu çözülmüş görünmüyor. ‘Gençleştirme’ operasyonu adıyla transfer edilen sayısız futbolcu ve harcanan büyük paralar karşılığını bulamadı.

Paylaş

Ahmet Sercan ERGÜN*

Üçüncü Fatih Terim dönemiyle birlikte gelen üst üste 2 şampiyonluk ve Devler Ligi’nde çeyrek final, Sarı-kırmızılı takıma destek verenlerin yüzünü güldürmüştü. Ancak geçen sezon başında yaşanan ve Fatih Terim’in milli takımın başına geçmesiyle sonuçlanan sürecin faturası, Galatasaray için hem maddi hem manevi anlamda ağır oldu. Mancini döneminde yapılan devre arası transferleri, bu sürecin maddi boyutu. Takımı gençleştirmek adına yapılan bu transfer yoğunluğu o dönem takımın başında olan Roberto Mancini’nin tasarrufu mu, Aysal yönetiminin inisiyatifi miydi bilinmez. Bilinen tek gerçek, yapılan transferlerin bir çoğunun fiyasko ile sonuçlanması. Menajerleri zengin etmekten öte gitmeyen transferleri, üzerinden bir yıl geçtikten sonra tekrar inceledik.

LUCAS ONTIVERO

Real Madrid, Tottenham Hotspur, Milan… 1994 doğumlu bir oyuncu için, ilk başta oldukça etkileyici bir altyapı kariyeri. Ancak resmi kayıtlara göre kariyerinde yalnızca 6 maçta ilk 11’e çıkabilmiş bir oyuncudan bahsediyoruz. Kendisinden sadece bir yaş büyük Paul Pogba’nın -kabul, Ontivero ile kıyas etmek için belki en doğru isim değil ama- şu ana dek 117 defa ilk 11’de başladığını göz önüne aldığımızda, durumun vahameti daha da ortaya çıkıyor.
Lucas Ontivero, an itibariyle klasik anlamda bir ‘’menajer kazığı.’’ Sezon başında Gaziantepspor’a kiralanan genç oyuncu, Okan Buruk yönetiminde ligin ilk yarısında fena iş yapmayan güney ekibinde dar kadroya rağmen çoğu zaman 18’e bile giremedi. Ziraat Türkiye Kupası’nda 3 maçta ilk 11 çıkmasına rağmen yalnızca 170 dakika süre alan Arjantinli, ligde de sadece 45 dakika forma giydi. Geçen sezon devre arasında bonservisine ödenen 2 milyon avro ise, başlı başına incelenmesi gereken bir durum. Abdurrahim Albayrak’ın, Ontivero hakkında son açıklaması ise ayrıca düşündürücü. Albayrak, Ontivero’nun menajerinin ‘Ben Mancini’nin çok samimi arkadaşıydım. Onunla konuştum ve buraya verdim’ cevabı sonrası çılgına döndüğünü söylemişti.

OĞUZHAN KAYAR

Alt liglerde birkaç maç forma şansı bulup, alt yaş gruplarında milli takım forması da giyen solak bir orta saha oyuncusu olmak, Galatasaray gibi takımların ilgisini çekmek için yeterli. Geçen sezon devre arasında 1 milyon lira bedelle takıma katılan Oğuzhan, yalnızca bir Ziraat Türkiye Kupası maçında A takım ile şans bulabildi. Sezon başında Manisaspor’a kiralanan genç oyuncu, burada 9 maçta ilk 11 şansı bulurken bu maçların yalnızca 2’sinde 90 dakikayı tamamlayabildi. Oğuzhan Kayar, 1995 doğumlu solak bir oyuncu olarak gelecek vadediyor olabilir ancak kariyeri için doğru adres Galatasaray mı; orasını bilmek güç. Ancak enseyi bu kadar çabuk karartmamak da gerekiyor. Oğuzhan’ın, Manisaspor’da şans bulduğu müddetçe Florya’ya dönme şansı olacaktır.

ENDOĞAN ADİLİ

Avrupa 1. liglerinde forma giyen ve gol atan en genç futbolcu, İsviçre U17 kaptanı ve Türk pasaportuna sahip. Football Manager oynayanların aşina olduğu ‘’wonderkid’’ tanımına tam olarak uyan bir profile sahip olan Endoğan Adili, bu arka plana rağmen geçen sezon devre arasında Galatasaray’a katılana kadar Türk futbol kamuoyunda bilinen bir oyuncu değildi. Ne Mesut Özil, ne de İlkay Gündoğan gibi yüksek profile sahip değildi ve milli takım antrenörlerini de peşinden koşturmuyordu.
Haliyle bu transfer kafaları karıştırdı. Oyuncunun bonservisine ödenen görece düşük rakam ve 1994 doğumlu olması ise, ilk etapta bu transferin geleceğe dönük bir yatırım olduğu izlenimini yarattı. Ancak Türk pasaportunu kullanma konusunda çıkan yasal sorunlarla birlikte yabancı kontenjanı da dolu olduğu için lisans çıkartılamayan genç oyuncu, bunların üzerine bir de ağır sakatlık yaşadı. Zaten şişkin olan Galatasaray kadrosunda ne kısa, ne de uzun vadede forma şansı bulması zor görünüyor. Son olarak genç oyuncunun Hamza Hamzaoğlu tarafından devre arası kamp kadrosuna alınmadığını da hatırlatalım.

UMUT GÜNDOĞAN

Alt yapı eğitimini Belçika devi Anderlecht’te alan Umut Gündoğan, 2007 yılında Hollanda’nın MVV Maastricht takımından Gençlerbirliği’ne transfer olmuş ancak 2 sezon boyunca forma şansı bulamamıştı. İlk profesyonel maçına Hollanda 2. Lig ekiplerinden RBC Roosendaal ile çıkan Umut, daha sonra Belçika’da FC Brussels forması giydi. 2012 yılında Bucaspor’a transfer olan 1990 doğumlu oyuncu asıl çıkışını burada yaptı. Orta sahada top tekniği ve skorer oyunu ile Galatasaray’ın dikkatini çeken oyuncu devre arasında Galatasaray’ın yolunu tutmuştu.
Melo, Selçuk, Yekta ve Ceyhun’un yer aldığı orta saha rotasyonunda şans bulamadı Umut. Ligde sadece 10, kupada 177 dakika süre aldı ancak ışık vermedi. Boyunun 1.67 olması, Türkiye gibi oynanan futboldan çok fiziksel mücadelenin ön planda olduğu bir ligde onun için bir dezavantajdı. 1990 doğumlu oyuncu artık 25 yaşında, ondan beklentisi olan taraftarlar için gerçekçi olunması gereken bir yaş.

SALİH DURSUN

Türk futbolunun en önemli altyapı ekollerinden -şimdilerde zor günler geçirseler de- Sakaryaspor’da yetişen Salih Dursun, burada yakaladığı çıkışla ‘üç büyükler’e yüksek bonservis bedelleriyle oyuncu sağlayıcısı Kayserispor’a transfer oldu. Futbol hayatına stoper olarak başlayıp, daha sonra orta saha, ardından da sağ bek oyuncusuna evrilen bir oyuncu Salih. Agresif bir oyuncu olması, onu ön libero mevkiinde değerli kıldı. Ona 2 milyon 750 bin avro bonservis ödenmesi ise, performansından çok Süleyman Hurma etkisi.
Sezon başında Olcan Adın transferi karşılığında Trabzonspor’a 2 yıl kiralanması, onun neden bu listede yer aldığını açıklıyor aslında. Agresif ancak dengesiz müdahaleler yapan bir oyuncu olması, bu sezon 1048 dakikada 9 sarı kart görmesine sebep oldu. Kariyerinde 148 maçta 58 sarı, 6 kırmızı kart görmüş bir oyuncunun büyük takımda oynayabilecek profil çizdiğini söylemek güç. Salih Dursun şu an için, Trabzonspor 18’i için önemli bir eleman; ancak daha ötesine geçmesi için küçük bir mucizeye ihtiyacı var.

IZET HAJROVIC

En büyük fiyasko, en sona. Youtube videoları ve istatistik kâğıdı aldatmacası olmaktan öte gidemeyen bir transfer. İsviçre Ligi’nde Grasshoppers ile harikalar yaratmak, Galatasaray’a transfer olmak için yeterli olmamalı; hem de 3 milyon 500 bin avroya.. Boşnak asıllı olması, taraftarın adı ile bonservis bedeli anılan Amrabat’ta yaşadığı hayal kırıklığı -adeta bir Tabata 8 milyon avro- onun gelişinin taraftarlarda büyük heyecan yaratmasına neden oldu.
Olmadı. Üst üste gelen iki şampiyonluk sonrası beklentileri yükselen taraftarın ondan Messi performansı beklemesi, onun ise ligde şampiyonluğa oynayan bir takımda oynadığının farkında olmadan içeri çektiği her topla zayıf şutlar çıkarması onun sonunu hazırladı. Bir de maaşı ödenmediği için bedelsiz olarak takımdan ayrılarak Werder Bremen’in yolunu tutması, bonservis bedeline tabir-i caizse tuz biber ekti. Izet Hajrovic, Galatasaray tarihine ‘’küçük Ribery’’ vakası olarak geçti ve listenin başına yazılmayı sonuna kadar hak etti.

*Hayatım Futbol yazarı

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Menopozda da çok kolay kilo verilebilir

SONRAKİ HABER

Ömer Çelik'ten asgari ücret açıklaması: Hiç kimsenin dediği tam olarak olmuyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa