25 Ocak 2015 04:58

Karanlık geliyorlar halkı bize karşı kışkırtıyorlar

Katliamdan sonra da Leman çizerleri özel bir sayı hazırladı Charli Hebdo’ya dair. Saldırıda kaybettiğimiz Georges Wolinski’yi de sayfasına koydu. 2010 yılında Charles Mordret’in çektiği fotoğraf, karikatüre duyulan öfke, Türkiye’deki ifade özgürlüğü sınırları(?), Leman Dergisi Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar ile sohbetimizin ana konularıydı.

Paylaş

Çağrı SARI
İstanbul

AKP hükümetinin en büyük fobileri arasında yer alıyor olsa gerek karikatür ki, sürekli davalar açılıyor karikatüristelere. Charlie Hebdo saldırısının ardından Türkiye’deki mizah dergileri de hedef haline geldi. Çizerler tehdit ediliyor, kendilerine ‘birileri’ Charlie Hebdo katliamını hatırlatıyor ve daha pek çok şey... O dergilerden biri Leman. Leman’ın Charlie Hebdo ile özel bir ilişkisi var. Yıllar evvel birlikte bir dergi çıkarmışlardı... Katliamdan sonra da Leman çizerleri özel bir sayı hazırladı Charli Hebdo’ya dair. Saldırıda kaybettiğimiz Georges Wolinski’yi de sayfasına koydu. 2010 yılında Charles Mordret’in çektiği fotoğraf, karikatüre duyulan öfke, Türkiye’deki ifade özgürlüğü sınırları(?),   Leman Dergisi Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar ile sohbetimizin ana konularıydı. 
Zafer Aknar önceki hükümet dönemlerinde de karikatüristler özgür değildi davalar açılıyordu diyor ama AKP dönemi için “Karanlık geliyorlar” ifadesini kullanıyor.

Charlie Hebdo saldırısının ardından özel bir sayı çıkardınız. Leman, kapağında Eyüp Sultan Camii’nde çizim yapan Wolinski’nin fotoğrafını koydu. Kapağa dair hem eleştiriler var hem beğeniler. Fotoğrafın öyküsüyle başlayalım.
2002 yılında Wolinski ve arkadaşları, Charlie Hebdo’nun çizerleri Türkiye’ye geldiler ve derginin bir bölümünü Leman’a ayırdılar. Dergimiz Fransızca olarak yayınlandı. Wolinski Leman’ı görünce ‘Dünyada yalnız değilmişiz’ diye anlatıyordu. Leman varmış bizim gibi düşünen meğer diye. 

‘Kardeş dergi’ yakıştırması ordan mı geliyor?
Kardeşlik geyik şeyler, hiç sevmediğim şeyler. Kardeşi, biraderi, çocuğu falan yok bu işlerin. Mizah zaten yapısı itibariyle muhaliftir. Ona bakarsan hepsi kardeştir. Bütün mizahçılar kardeştir. Çünkü bakış açıları aynıdır. Sisteme muhaliftir, iktidar alerjisi vardır, savaşı sevmezler, şiddeti sevmezler, şiddete karşıdırlar... Tüm mizahçıların ortak noktası budur. Ülkelerin karakterlerine göre dilleri farklıdır.  Bizim sadece Charlie Hebdo’yla ortak projelerimiz var. Onların fikirlerinden, bakış açılarından, özgürlük sınırlarını zorlayan yapılarından esinlendik, etkilendik. Ekol olarak biraz daha yakınız onlara. Haliyle birlikte dergi çıkarma ve ziyaretlerle aramızdaki ilişki daha da yoğunlaştı. 

Wolinski ve arkadaşları geldi Türkiye’ye sonra?
Buraya geldiklerinde onları gezdirirdik. Türkiye’nin kendine özgü yerlerini anlatıp, İstanbul’un bir çok yerine götürdük. Sonra Eyüp Sultan Camii’ye de götürdük Wolinski’yi.  Arkadaşlardan biri çekmiş bu fotoğrafı. Leman’ın sayısında da ben önermiştim fotoğrafın kapak olmasını. Gelecek eleştirileri biliyordum. Türkiye’deki klasik alt yapısı olamyan eleştirilerdir onlar. Herkes şöyle gördü bunu “İslama hoşgörülü bakmasalardı da ölümü mü hakediyorlardı.” Mizahçı olarak o kadar net insanları tanıyorum ki; böyle diyeceklerine çok emindim. Ama yine de böyle görmeleri üzdü bizi. Çok kör bir nokta. 

Ne anlatmaya çalıştınız peki?
Bu insanın o kadar derin bi hoşgörüsü var ki. İnançlara karşı islam düşmanı olması, herhangi bir inanca düşman olması imkansız. Derin hoşgörüsünü anlatmaya çalıştık.

Katliama gelelim.. Nasıl yorumluyorsunuz?
Pariste bulundum. Paris gettolarını biliyorum o çocuklarınn nasıl büyüdüğünü biliyorum. Dolapdere Kasımpaşa gettolarındaki gibi mezhepsel öfkeyle büyüdüklerini biliyorum. Bunu kimse böyle bir zemine çekmesin. Bu bir dinler mezhepler savaşı değil. Bu bir yoksulluğun isyanı. Din işin kılıfı. Kapitalizmin işine geliyor bu. Din olarak gösterecek ki, kendisi işin içinden sıyrılsın. Bu cinayetin sebebi kapitalizmdir. Fransa da bu işin içindedir. Psikolojik olarak içerisindedir. İşin içinde derken; kişiler üzerinden paranoya yapmaya gerek yok. Psikolojik olarak içindedir. Paris gettolarında daha önce bi çocuğu yaktılar. Bu çocuklar o çocuklardır. Wolinski savunuyordu o çocukları. Ayrıca, bu katliamın bağlantıları daha da uzayacak. Bu cinayetlerde Türkiye’nin bir bacağı olacak göreceksiniz. O kadar eminim ki Türkiye’ye dayanacağından. Çok korkunç bir bataklık. Bu da İslamın siyasallaşmasından kaynaklanıyor. Bu bataklığı besleyen AK Parti iktidarıdır. Başka hiç kimse değil. Burada suçlu olan budur.

Birebir tanıdığınız, karikatürlerini takip ettiğiniz arkadaşlarınız hayatını kaybetti. Neler hissediyorsunuz? 
Bir kara milat bu insanlık tarihinde. Televizyonda alt yazı geçti ‘Fransa’da medya baskını’ diye. Yakıştıramadım önce. Sonra bir katliam olduğunu anladık. İki gün bunun şokunu yaşadım ben. İslamifobi yakıştırması hiç yakışmıyor bu isimler için. 

MİZAHLA BAŞ EDEMİYORLAR

Mizah’tan bu korku niye? Özellikle son yıllarda karikatüristler resmen bir abluka altında.
Baş edemiyorlar mizahla. Mizahın yancısı olmaz çünkü. Yandaş medya yaratır gibi mizah çıkartamazsın. Bu parayla olacak bir şey değil. Bana para dök ne yapa-cağım ben? Bütün gün omuzlarda Erdoğan mı çizeceğim. İşin içinde hiciv eleştiri ve komiklik var. Mizah muhalif zaten.
Hiç bir zaman şöyle olamam. İşten işçiler atılmış düşünün. Yandaşlık şöyle bir şey, ben patronu haklı buluyorum. Düşünebiliyor musunuz? Yani adam patron. O kadar saçma ki... Ben her zaman işçinin yanındayım.

AKP KIŞKIRTARAK ÜZERİMİZE GELİYOR

Erdoğan'la başlamadı heralde karikatürfobi. O zaman diğer dönemlerden ayıran fark ne?
AKP’nin en büyük tufası toplumun geçmişine reset atması. Sanki ülke 12 yıllık. Mizah da 12 yıldır var. Bizim zaten işimiz gücümüz Erdoğan’ı iktidardan düşürmek(!) Bize hangi iktidar kıl kapmadı ki. O zaman da üzerimize geliyorlardı. Ama burada başka bir şey var. Karanlık geliyorlar. Halkı kışkırtıyorlar sana karşı. Çünkü kendisi dikilse karşımıza hem pespaye olacak hem de diyecekler ki ‘Oha mizahla bu kadar da uğraşılmaz.’ Ne yapıyor, alttan alttan kurmuşlar bir militarist ordu kendi içlerinde, onları saldırtıyorlar. Ben işin karanlık tarafından korkuyorum, davalardan değil ki. Eleştiri istemiyorsan otur evinde gazeteni oku kedini sev. Otur hiç çıkma dışarı kim eleştirecek seni. 

Karikatür ve ifade özgürlüğü konusunda bir sınır çiziliyor...
Özgürlüğün bir sınır var. Peki abi tamam bu bir eleştiri. Bu sınırı aşmanın cezası 12 insanın ölmesi mi?  Bizim yoksulların peygamberiyle bir işimiz yok. Ama Tayyip Erdoğan’ın peygamberiyle yani siyasal islamla bir sorunumuz var. Halkı kandıran insanların peygamberiyle bir sorunumuz var. 

Davutoğlu’nun ‘İfade özgürlüğüne karşı koruma altındayız ama peygamberimize laf söyletmeyiz’ sözlerini nasıl yorumlarsınız?
Seçimin getirdiği sözler bunlar. Seçimin iğrenç olacağının sinyalleri. Seçim için bunları kullanacağı çok net. Bunlar futbol takımı gibi. Fanatizmi körükleyip kitleyi kemikleştirmek istiyorlar. Bunun için de her türlü nefret tohumunu atıyorlar. 

ELİME KALEMİ ALMAKTAN GERİ DURMAM

Charlie Hebdo saldırısının ardından Leman olarak tedirginlik yaşıyor musunuz?
Korku yaşamak insanın doğası. Herkes korkuyor IŞİD militanı da korkuyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Korkmaktan korkan bir insan değilimdir. Korkuyorum ama elime kalemi almaktan da geri duramam. Kendimi tutamam. 

Saldırıdan sonra tehdit aldınız mı?
Charlie Hebdo’dan sonra. Sayfayı siyah yaptık. İlk attıkları tweet ‘sizde 12’den daha fazla var’ yani 12 kesmez sizi.  İkinci tweet ya da Facebook’ta bir yorum ‘Bu saldırıdan sonra Tayyip Erdoğan konusundaki sınırlarını hatırlamışsınızdır’ Saldırıdan iki hafta önce Davutoğlu kapağı yapmıştık. Sefer’in (Selvi) kapağıydı. Çok küfürlü tehditler geldi. 

Daha önce de alıyordunuz yani.
Ohohooooo... Tanımadığım akrabalarıma, anneme küfrediyolar. Bunu yapmak hakaret. Eleştiri değil bu. Şimdi Cumhuriyet’in başına gelenlere baksanıza. Şimdi sahip çıkma zamanı. Cumhuriyet’i ulusalcı bulabilirsin. Biri sürü gazete için bir sürü şey söylenebilir. Evrensel’e, Leman’a bir sürü laf söylenebilir. Ama böyle bir şey değil bu. Bizim bir yerde birbirimizi tutmamız lazım. Hesapsız bir şekilde. Arkasında hiçbir şey aramadan. Başka şansımız yok. 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Yolun sonu mu?

SONRAKİ HABER

CHP'li Zeybek: Antalya Aksu Çayı Taşkın Koruma Projesinde usulsüzlük mü yapıldı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa