Sadece hayatta kalmak için...

Sadece hayatta kalmak için...

30. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen film, Afganistan’ın uçsuz bucaksız çöllerinden başlayıp Doğu Avrupa’nın karlı kaplı ormanlarına uzanan bir kaçış öyküsü.Amerikan askerleri tarafından çölde yakalanan bir Taliban militanı, askerler tarafından bilinmeyene(!) doğru götürül&uu

Suzan Demir

Amerikan askerleri tarafından çölde yakalanan bir Taliban militanı, askerler tarafından bilinmeyene(!) doğru götürülürken sevkiyat sırasında yaşanan bir kaza sonucu kaçma fırsatı bulur. Böylece çölde başlayan ve adam askerlerin eline geçince bir süre duran kovalamaca yeniden başlar.

Polonyalı Usta Yönetmen Jerzy Skolimowski’nin, Venedik Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri ile dönmesini sağlayan, bunun yanı sıra Polonya Film Ödülleri’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere toplam 4 ödül alan Ölümüne Kaçış isimli filmi öyle adının andırdığı gibi bol aksiyonlu bir yapıt değil.

KUTSAL GÖREV İÇİN DEĞİL YAŞAMAK İÇİN

Hollywood’un tek başına bir orduyu devirecek güçte pek çok kahramanı vardır. Bu tip kahramanların başrolde yer aldığı filmlerin adı genelde Türkçe’ye, “Ölümüne Takip”, “Ölümüne Kaçış” ya da benzeri isimlerle çevrilir. Kahramanlar, kutsal bir görev için ya da bir grup teröristi durdurmak için  ölümüne savaşırlar. İsim benzerliğinden yola çıkarak bu filmi izleyecekseniz eğer, büyük oranda hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü buradaki kaçışın ölümüne olması, varacağı ülküden değil, varış noktasının iki seçenekli oluşundan. Ya yaşam, ya ölüm...

Kaçak Afganistanlı ne dünyayı kurtaracaktır, ne de bir grup teröristi etkisiz hale getirecektir. Belki kendi ülkesinde bunlara benzer idealler yüzünden savaşan bu adam artık ölüm ile yaşamın birbirine çok yakın durduğu farklı bir kulvarda koşmaktadır. Afganlının şimdiki tek amacı, belki hayatında ilk kez gördüğü iklim koşullarında hayatta kalabilmektir.

KARLA KAPLI ORYANTALİZM

Film, ABD’nin bir işgal gücü olarak Afganistan’daki varlığını göstererek başlıyor. Bunun filme politik bir anlam katıp katmadığı bir tartışma konusu. Yakın tarihin bu yakıcı savaşıyla başlayan film, politik bir dokundurma yapmaktan kendisini uzak tutuyor çünkü. Film daha çok, zor şartlarda bir insanın ayakta ve daha önemlisi hayatta kalma mücadelesini işliyor. Skolimowski girişi, ince ayarlı politik bir süzgeçten geçirerek kahramanı toplumsal olgudan sıyırıyor ve çetin doğanın içerisine atıyor.

Karla kaplı uçsuz bucaksız ormanlardaki birbirinden uzak minik yerleşimlerde sessiz ve sakin bir yaşam sürdüren insanlar, binlerce kilometrelerce uzaktaki bir savaşın dolaylı yollardan da olsa kendilerini de etkileyebileceğini elbette düşünemiyorlar. Bu insanların izole yaşamlarının ansızın bir yabancı tarafından bozuluşu, Skolimowski’nin uzak durduğu ya da konunun merkezine almadığı politik unsurları içinde taşıyor aslında. Var olan savaşın ve Ortadoğu’nun durumu düşünüldüğünde oryantalizmin karla kaplı ormana sızdığını okumak gerekir. Doğulu adam, adeta 11 Eylül saldırılarını hatırlatan bir sızmayla sessizliği ve huzuru bozuyor.

Skolimowski bu sessiz yabancıyı bir düşman edasında vermese de film oryantalizmden payına düşeni alıyor. Öte yandan yabancı adamın askerler tarafından yakalandığı ve işkence gördüğü sahnelerde -başta da dediğim gibi politik bir olayı salt toplumsal olgu düzeyinde betimlediği için- oryantalizmin hakim değil alt metinlerde gizlendiğini söylemek mümkün.

Sonuç olarak azıcık da olsa yakın tarihteki bir savaşa değinen, asıl olarak ise en insanı dürtüleriyle hareket eden bir adamın tüm sosyal yaşamından sıyrılarak ıssız ormanlarda ölümüne kaçışını anlatan ve bu anlatım dilinde sessiz bir adrenalin barındıran özel bir film Ölümüne Kaçış.

Orijinal Adı:
Essential Killing
Yönetmen:
Jerzy Skolimowski
Oyuncular: Vincent Gallo, Emmanuelle Seigner, Zach Cohen

www.evrensel.net