22 Ocak 2015 05:08

Seçimde AB ve IMF politikaları oylanıyor

Yunan parlamentosunun görev süresi biten Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas’ın yerine yeni cumhurbaşkanını seçememesi, erken seçim kararının alınmasına neden oldu. Bu seçimlerin Yunanistan açısından en önemli seçimlerden biri olduğu açık. Aynı zamanda seçimlerde sadece yeni hükümet için değil AB ve IMF politikalarının devam edip etmemesinin oylanacağı da ortada. Erken seçim bir anlamda 2010 yılından bu yana devam eden ve Yunanistan’da ciddi bir yoksulluk ve işsizliğe yol açan AB ve IMF politikaları için bir referandum niteliğinde

Paylaş

Seyit ALDOĞAN
Atina

Yunan parlamentosunun görev süresi biten Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas’ın yerine yeni cumhurbaşkanını seçememesi, erken seçim kararının alınmasına neden oldu. Bu seçimlerin Yunanistan açısından en önemli seçimlerden biri olduğu açık. Aynı zamanda seçimlerde sadece yeni hükümet için değil AB ve IMF politikalarının devam edip etmemesinin oylanacağı da ortada. Erken seçim bir anlamda 2010 yılından bu yana devam eden ve Yunanistan’da ciddi bir yoksulluk ve işsizliğe yol açan AB ve IMF politikaları için bir referandum niteliğinde. 

SYRIZA TUTARLI BİR PROGRAMA SAHİP DEĞİL

Kriz öncesi yıllarda yüzde 3­4’lük oy oranına ulaşmasıyla bilinen ve bundan önceki seçimlerde ana muhalefet partisi konumuna gelen Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) ise alternatifsizliğin, devrimci bir halk cephesinin ya da muhalefetinin olmamasının yarattığı kabul edilmesi gereken bir gerçek. SYRIZA devrimci, işçi, emekçi hareketinin ya da muhalefetinin sol sekter ve nesnel olmayan soyut sloganlarının işlendiği bir süreçte geniş toplumsal kesimlerin acil taleplerine denk düşen söylemlere ağırlık verdiği ve kucakladığı için ana muhalefet ve bu gün hükümet olabilecek bir parti konumuna geldi. 

SYRIZA ne tutarlı bir program ve politikaya ne de buna uygun bir örgütlenmeye sahip. 10’un üzerinde politik akımın oluşturduğu SYRIZA’nın somut talepler etrafında oluşturulan bir cephe politikası yok. SYRIZA’nın ana muhalefet konumuna gelmesine neden olan ise halkın işçi ve emekçilerin 2010 yılı öncesine geri dönme talebi; memorandum anlaşmalarının emekçiler ve toplumsal kesimlerde yarattığı yoksulluk ve iflas politikaları. 

SYRIZA 2010’dan bugüne sürekli geri adım atan ve tavizler veren bir konumda. Bankaların kamulaştırılması, tüm memorandum anlaşmalarının tek bir yasayla iptal edilmesi, borçların ödenmemesi, sanayicilere yönelik vergi artırımları yerini; “Daha iyi bir pazarlığa oturma” söylemine bırakmış bulunuyor. Parti içindeki sol kanat ise verilen tavizlerin ve sağ kanadın baskısı altında edilgen bir konumda bulunuyor. AB, IMF ve Avro Bölgesi’nden çıkmayı sessizce dile getirmeye çalışıyorsa da etkili olamıyor ve karşı cephenin saldırılarına göğüs gerecek bir destek sağlayamıyor. 

Diğer yandan olası bir hükümet durumunda AB ve IMF politikalarıyla uzlaşacak ciddi bir kesimin daha bugünden etkili bir rol üstlendiği biliniyor.

SYRIZA’NIN ALTERNATİFSİZLİĞİ NEREDEN YÜKSELİYOR?

İttifak politikalarını “ittifak edilecek, edilmeyecek örgütler” politikasına indirgeyen ve geniş toplumsal kesimlerin acil sorunları etrafında bir birlik tutumundan çıkaran sol örgütler, ülkedeki genel duruma denk düşen bir alternatif oluşturma doğrultusunda ciddi adımlar atamıyor. Soyut devrim sloganları atan, “üretim araçlarının toplumsallaştırılması”nın dışında bir alternatif olmadığını söyleyen Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve ANDARSIA politize olmuş ve zaten sistemle kopmuş olan kesimler dışında geniş kitleleri bir araya getiremiyor. Toplumsal sınıf ve katmanları ortak talepler etrafında bir araya getirecek olan acil talepler yerine soyut sloganların atılması kitleleri yakınlaştıran değil uzaklaştıran bir rol oynuyor. Zaten SYRIZA’nın alternatifsizliği de bu noktada ortaya çıkıyor. 

MUHALEFET SALDIRILARA AÇIK

SYRIZA’nın defalarca ittifak edilecek güçler arasında KKE ve ANDARSIA’yı gördüğünü açıklaması ve hatta zorlayıcı tutumuna rağmen “hayır” cevabı alması, hareketi geniş bir taban üzerinden daha ileri mevzilere taşıyacak olanakların ortadan kalkmasına neden oluyor. SYRIZA’yı, sözcülüğünü yaptığı toplumsal sınıf ve katmanlardan ayrıştırarak “ittifak edilemeyecek parti” olarak değerlendirmek AB ve IMF’nin SYRIZA’ya yönelik saldırılarının halk muhalefetine yönelik saldırılara dönüşmesine olanaklar sunuyor ve halk muhalefetini bölerek, zayıflatarak, saldırılara açık hale getiriyor. AB ve IMF politikaları karşıtlığının geniş bir ittifak altında ifade edilememesi yeni burjuva alternatiflerinin taban bulmasına da yol açıyor. Kısa süre önce kurulan ve halkın tepkileri üzerinden politika yapan partiler hiç de azımsanmayacak oy oranlarını garanti altına almış görünüyor. Memorandum kararını veren ve kriz politikalarını uygulamaya başlayan PASOK hükümetinin Başbakanı Yorgos Papandreu’nun PASOK’tan ayrılması ve memorandum karşıtı bir söylemle parti kurması, memorandum anlaşmalarının altında imzası olan milletvekillerinin kurdukları ve kurmayı planladıkları partiler vb.

25 Ocak’ta yapılacak seçimlerin galibinin SYRIZA olduğu kesin gibi görünüyor. KKE’nin ise oylarını yüzde 5 ve üzerine çıkarması “başarı” olacaktır. ANDARSIA’nın oylarının ise yüzde 1.5­-2 arasında olacağı tahmin ediliyor. Her iki hareketin de bu oranları tatmin edici olarak değerlendireceği gözlemleniyor. 

KOALİSYON OLANAKLARI OLDUKÇA SINIRLI

SYRIZA’nın tek başına hükümet kurması olanaksız olmamasına rağmen kolay da olmayacak görünüyor. SYRIZA genel başkanının son günlerde tek başlarına hükümet olamamaları durumunda parti politikalarını uygulayamacaklarını açıklaması bu olasılığın göz önünde bulundurulmasından dolayı. 

Koalisyon olanakları ise oldukça sınırlı. Yeni Demokrasi Partisi’nden ayrılarak “Bağımsız Yunanlar Partisini” kuran Panos Kamenos  ile (Meclise girmesi zor görünüyor olsa bile imkansız da değil)  yapılacak bir koalisyon SYRIZA’yı bu partiye “mahkum” konumuna getirebilir. Gazetecilikten ayrılarak POTAMI (nehir) Partisini kuran Stavros Teodorakis’in partisi, yüzde 3 barajını aşarak meclise girmeyi garanti altına almış gibi görünüyor. Herkesle ve her çizgiyle “ulusal çıkarlar” için ittifak yapabileceğini söyleyen POTAMI özellikle Yeni Demokrasi Partisi tarafından tam bir dolgu malzemesi olarak görülüyor. POTAMI, gerici bir temelde “ulusal çıkarlar için uzlaşma” söylemleri altında halkın tepkisini oya çevirmeye çalışan sermaye politikaları yanlısı omurgasız bir hareket. SYRIZA, POTAMI ile koalisyon oluşturmayacağını açıklamıştı. 

Faşist Altın Şafak Partisi ise oy kaybederek meclise girecek partilerden biri. Yönetici kadroları ve genel başkanları hâlâ tutuklu olan Altın Şafak, yabancı düşmanlığı ve “radikal” söylemleri ön plana çıkararak “Yunan halkını meclisteki 300 soyguncu ve hırsızdan kurtarma” vaatleri ile gerici, cunta artığı kesimleri ve halkın sisteme duyduğu muhalefeti birleştirmeye çalışıyor.

BİZDEN SONRASI CEHENNEM

Propaganda ve demagoji olanaklarının ortadan kalkmış olduğu bir süreçte Yunan hükümeti, “Bizden sonrası cehennem”, “Bizden sonrası dipsiz bir uçurum” biçimindeki tehditlere başvuruyor. Hatta gerek hükümet gerekse de parti içinde lider kadrolar arasına alınan unsurlar aracılığıyla “komünizm tehlikesine” dikkat çekiliyor ve seçim süreci halkın talep ve sorunlarından uzak, yabancı düşmanlığı vb. gerici bir platforma oturtulmaya çalışılıyor. Ancak tüm bu demagoji ve burjuva ayak oyunlarına rağmen AB ve İMF cephesinin geçmişte sahip olduğu yüzde 80 civarındaki oy tabanının yüzde 30’ların altına indiğini belirtmek gerekir. Tehdit ve “felaket” politikalarının özellikle yaşam savaşı veren orta ve küçük burjuva toplumsal kesimler içinde belli bir etki yaratabileceği sanılıyor. Ancak aynı şey geniş emekçi kesimler için geçerli değil. Hükümet partisi yeni demokrasi seçimlere birkaç gün kalmışken özellikle SYRIZA’nın hükümete gelmesi durumunda “orta sınıflara” yönelik vergileri artıracağını ve yabancı sermaye yatırımlarının hayal olacağı söylemlerine ağırlık veriyor. Yeni Demokrasi Partisi hazırladığı propaganda videolarında kapalı bankalar, iflas etmiş şirketler, hiçbir sağlık hizmeti veremeyen hastaneler vb. propagandaları ön plana çıkarıyor. Kısacası “seçimi kazansalar bile SYRIZA’nın hükümet olmasına izin vermeyiz” deyip halkı silahlanmaya çağıran açıklamaları yapmaktan bile çekinmiyorlar.

SEÇİM ANKETLERİ NE DİYOR?

Kamuoyu araştırmalarının hemen hepsi koalisyon hükümetleri boyunca AB ve IMF politikalarını savunmuş ya da destek vermiş olan partilerin oy kaybettiklerini ve hatta meclise girebilecek bir orana dahi sahip olamayacaklarını gösteriyor. On yıllar boyunca hükümette kalmış olan ve son koalisyon hükümetinin küçük ortağını oluşturan PASOK Partisinin yüzde 5­6’ların üstüne çıkamaması, hatta koalisyon hükümetinin kuruluşunda “sorumlu sol siyaset” safsatasıyla hükümete destek veren SYRIZA’dan ayrılmış “Demokratik Sol” partisinin yüzde 1’in altında kalması çok yüksek bir olasılık. Son günlerde açıklanan kamuoyu araştırmaları SYRIZA ve yeni demokrasi arasındaki oy farkının en az yüzde 4­5 olacağını gösteriyor.

AB VE IMF SEÇİME MÜDAHALE EDİYOR

Seçimlerin en önemli özelliklerinden biri de AB, IMF ve uluslararası sermaye kuruluşlarının seçim sürecine müdahale etmesi. Demokrasi argümanları gündeme geldiğinde mangalda kül bırakmayan AB, “Yunan halkı kimi hükümete getireceğini iyi hesaplamalıdır” demekten ve sürece aktif bir biçimde müdahale anlamına gelecek açıklamalar yapmaktan kaçınmıyor. Daha birkaç ay öncesine kadar artık “Yeni memorandum anlaşması yok” diyen hükümete dayatılan üçüncü memorandum anlaşması, erken seçim olasılığının ortaya çıkmasıyla birlikte çok kısa bir süreliğine ertelenmiş ve koalisyon hükümetini oluşturan partilere yalan ve demagojiler üstünden propaganda yapma olanağı tanınmıştı.

Ancak resmi rakamlara göre 11 milyonluk bir ülkede 2 milyona ulaşmış olan işsizlik, ortadan kaldırılan sosyal güvenlik, sürekli kesintilerle düşürülen aylık ücretler, eğitim, sağlık, iş güvencesi, kayıt dışı çalışma, başta emekçiler olmak üzere toplumun ezici bir kesimine yönelik çekilmez vergi harçları AB, IMF ve uluslararası sermaye kuruluşlarının hizmetinde kusur etmek istemeyen koalisyon partilerini geçmişte sahip oldukları oy oranının çok altına çekmiş bulunuyor. 

ÖNCEKİ HABER

Polislere övgü öğrenciye hapis

SONRAKİ HABER

TGS: Gözaltındaki gazeteciler serbest bırakılsın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa