18 Ocak 2015 05:04

CHP, Kürtler ve sosyalistler blok oluşturmalı

ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, seçimlere yönelik hedeflerini bir bileşeni oldukları Birleşik Haziran Hareketi ile birlikte değerlendireceklerini vurguluyor.

Paylaş

Fatih POLAT

ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, seçimlere yönelik hedeflerini bir bileşeni oldukları Birleşik Haziran Hareketi ile birlikte değerlendireceklerini vurguluyor. Taş, ÖDP olarak öncelikli hedeflerini açıklarken, CHP, Kürtler ve sosyalistlerin birlikte oluşturacakları bir blokun, “İslami faşizm tehlikesi” ile baş edebilecek bir seçenek olacağını söylüyor. 

AKP FETRET DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Türkiye size göre nasıl bir ortamda seçime gidiyor? 
Bu ortamı özellikle AKP rejimi açısından ele almakta fayda var. Çünkü 13 yıla yaklaşan bir AKP devleti ile karşı karşıyayız. Bir proje olarak doğdu, bir proje olduğu da zaten gün geçtikçe çeşitli itiraflarla da ortaya çıkıyor. AKP kurucularının da dile getirdiği üzere, iç ve dış dinamiklerin çakışmasıyla ortaya çıkan bir projenin çözülme sürecinde olduğunu, daha doğrusu bir fetret dönemine girdiğini söyleyebiliriz. Artık AKP’yi vareden, bu projeyi “anlamlı kılan” konjonktür değişti. İç ve dış dinamikler açısından değişti. İç dinamikler açısından özellikle 2013 haziran isyanında AKP’ye karşı ortaya çıkan, halkın aşağıdan direnişi, AKP’nin yukarıdan geliştirdiği faşizan politikalara karşı dur deyişinin, AKP rejiminin sonunun başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Ve oradan bu yana AKP’nin bir çatırdama dönemi içine girdiğini düşünüyoruz. İç dinamikler açısından haziran isyanı AKP’ye büyük bir çizik attı, büyük bir tokat attı. AKP hâlâ o yediği tokadın etkisinden kurtulamadı. 

Bir de uluslararası alanı daraldı AKP’nin. Emperyalizmin bölgeye dönük bir projesi olarak oluşmuş olan bir örgütlenmeydi AKP. Ve esas amacı bölgede Amerikancı olmayan İslam’a karşı Amerikancı bir İslam’ı geliştirmek ve pazarın önünü açmaktı. AKP, ‘ılımlı İslam’ı geliştirmek, bu çerçevede de Şii İslam’a karşı Sünni İslam’ı arkasına alan bölge siyasetinin önemli bir aktörü olarak kuruldu. Burada AKP kraldan çok kralcı da oldu ve bu yürüttüğü politikalarda da başarısız oldu. Şimdi bölgede dengeler değişti. ABD de artık bölgede sadece Sünniler üzerine dayalı bir bölge siyasetinden vazgeçip, Şii İslam ile de diyalog arayan bir sürecin önünü açtı. İran ile yakınlaşmalar vb... Bu manada dönem değiştiği için AKP çıplak olarak ortada kaldı. 

Bakma iki seçimi kazandı. Ama insanlar AKP’ye kerhen oy verdiler. AKP rejimi çözülüyor fakat AKP rejiminin yerine ne konulacağı sorunu var. Her iki seçimde de gördük ki, sokakta gelişen muhalefet sandıkta güçlü bir alternatif oluşturamadığı için AKP bu seçimleri de kazanabildi. 

Peki bu tabloyu değiştirmeye yönelik olarak BHH ile HDK içindeki güçlerin ortak bir seçim platformu oluşabilir mi? 
BHH’nin ilk yürütme toplantısı dün gerçekleştirildi (8 Ocak 2015). Ve gerçekten seçim için değerlendirdiğimiz bir hareket değil BHH. Biz esasen BHH’yi, bu AKP devlet oldu, yarın seçimi kaybetse bile hükümet olmaktan düşse bile, iktidar olmaktan düşmeyecek bir zihniyete sahip, o yüzden bu İslami faşizme karşı sokak sokak mücadele etmek için halkın bir öz savunma örgütü olarak tartıştık. Bu çerçevede ortaya koyduk. Buradan bakarken BHH’nin sokakta eş değer hareketinin de HDK olduğunu tespit ettik. Çünkü HDK ile BHH birleşik muhalefet zeminleri olarak, Türkiye’nin temel meselelerinde anlaştıkları noktalarda ortak bir hatta, daha birleşik mücadele süreci örgütleyebilirler. Ve zaman içerisinde daha da geniş bir birleşik mücadele zemini yaratmaya BHH içindeki yapılar kapalı değil. Ama bu seçime geldiğinde, seçimin birtakım daraltıcı, bir takım sıkıntılı noktaları oluyor. Birincisi, BHH içinde CHP milletvekilleri var, sosyal demokrat yurttaşlarımız var. Bunun ötesinde değişik siyasi partiler, yapılar var. Bu yapı ile beraber bir tartışma yapacağız ve bir seçim siyaseti oluşturmaya çalışacağız. Bu seçim siyasetinin ne olabileceğine ilişkin şimdi bir şey söyleyemiyorum. Bu rahatlıkta değilim. Ama şunu söylemek lazım; BHH, AKP’nin geriletilerek onun yerine eşitlikçi, özgürlükçü bir cumhuriyetin ve Türkiye’nin inşa edilmesi konusunda gerekli hassasiyeti gözeten bir seçim siyasetini ortaya koyacaktır. Buna inanıyorum. 

BHH dışındaki güçlerin de, örneğin Hükümet ile müzakere yürüten HDP’nin de, ya da EMEP’in de Hükümete yönelik net eleştirileri var. BHH’nin AKP’ye karşı oluşturmak istediği platform buraya açık mı? Bir de, Kürt hareketinin ÖDP’ye çağrısının BHH içindeki bazı kesimleri rahatsız ettiğini görüyoruz...
E tabi kulislerde böyle şeyler var. Çeşitli yazılar da yazıldı. BHH kuruldu ve onun önemli bir parçası olan ÖDP’ye Duran Kalkan’dan gelen bu teklif BHH’yi bölme hamlesi olarak ele alındı. Ama ben o fikirde değilim. Söyledim de, Duran Kalkan’ın çağrısının samimi ve içten olduğunu düşünüyorum. Duran Kalkan ve Kürt siyasetinin çağrısı bize yeni de değil. Şöyle demek haksızlık olur; durduk yerde daha önce hiç olmamış bir şeyi bize öneriyorlar filan değil. Bunu daha önceki süreçlerde de söylediler. BHH kuruldu ve bizi ayrıştırmak, bizde bir kafa karışıklığı yaratmak için Kürt hareketi bunu planlı bir siyaset olarak önerdi diye asla söyleyemem. Böyle olduğuna da inanmıyorum. 

Bizim BHH’deki kaygı şuydu; ÖDP BHH’nin dışında HDP ile iş yapıp, kendi yolunu kendisi çizip bizi ortada mı bırakacak? Ben meclis toplantısında söyledim, ÖDP seçim siyasetini BHH ile beraber belirleyecek. Yani BHH’nin bütünlüklü olarak seçimden kırılmadan çıkması bizim için önemlidir. Seçim önemsiz değildir ama hayat seçimden de ibaret değildir. Çünkü bize seçim sonrası İslami faşizme karşı örgütlenebileceğimiz bir mücadele zemini lazımdır. Bu zemini korumak önemlidir. 

BHH, HDK’Yİ DOST GÖRÜYOR

Yani seçimde ortaklık olmasa da, ortak mücadele ederiz, diyorsunuz. Ama bu söylediklerinizden seçime dair net bir şey çıkmıyor belirlenmediği için...
Seçime ilişkin olarak HDP, HDK zemini ile ne yapacağımıza ilişkin net bir belirleme yok ama AKP’nin politikalarına karşı sokak muhalefeti geliştirme konusunda HDK ile ortak mücadele zeminleri geliştirebilme konusunda var. Örneğin Kobane olayları patladığında BHH diye bir şey olsaydı, bir bütün olarak BHH ve HDK diye ortak zeminler geliştirebilirdi. Bu zeminlere karşı BHH kapalı değil. HDK’yi dost bir zemin olarak görüyor. Sorular yok mu, eleştiriler yok mu, kaygılar yok mu, bunu da açıklıkla söyleyelim. Kürt hareketinin AKP ile yürüttüğü, adı müzakere olmasa bile sürecin kendisinden, “Bu Kürtler AKP ile anlaşacaklar ve bizim de razı olmayacağımız bir takım sonuçlarla karşımıza gelecekler, o yüzden Kürt hareketine kendimizi bağlayan ve onun vesayeti altına girebileceğimiz tutumlardan uzak duralım. Sürprizlerle karşılaşmamak açısından bu hassasiyeti koruyalım” diyen önemli bir topluluk da var. Bu kaygı, zaman zaman Kürt siyasi hareketinin sözcüleri tarafından dile getirilmiş şeylere dair. Örneğin Kürtler ile Türkler yan yana gelsin ve Ortadoğu’da belirleyici bir güç olsunlar gibi bölgesel güç olma hesaplarına dayalı laflar söylendi. İkinci bir nokta olarak da, başkanlık sistemine razı olunabilir mi? Ki bu konuda Selahattin Demirtaş ve değişik çevrelerce çok sert bir biçimde ‘Buna asla razı gelmeyeceğiz’ açıklamaları yapıldı. Bir de, Türk-İslam sentezine paralel bir Kürt-İslam sentezi de Kürt bölgelerinde gelişebilir mi noktasında bir takım kaygılar var. Elbette ki, sosyalist hareket Kürt ulusal hareketi ile bir dayanışma içerisinde olur, olmalıdır, ama özgünlüğü ile olur. Bütün paradigmasını Kürt ulusal hareketinin mücadele hedefine hapsedemez. Onun öncelikleri vardır. Mesela biz AKP’ye karşı mücadele konusunda rahatız. Çünkü onunla bir müzakere yürütmüyoruz. O bir müzakere yürütüyor. O müzakere yürüttüğü için AKP ile mücadele yürütmüyor diye bir şey de söylemiyoruz. Bu da haksızlık olur. Ancak bu konularda Kürt hareketine karşı kaygıları, kuşkuları ifade etmek de son derece önemli. 

‘BÖYLE BİR İTTİFAK AKP’Yİ YENER’

Peki bunlar seçim birliği tartışması için engel mi?
Ben bunun zorluklarının olduğunun farkındayım sadece. Her iki kesimin dayandığı dinamiklerin farklılıklarına baktığımızda bir sıkıntı olduğu gözüküyor. Ama BHH’yi de CHP’ye yamanacak diye düşünmek de doğru değil. Ben açık söyleyeyim ÖDP tabanının cumhurbaşkanlığı seçiminde büyük çoğunluğun Selahattin Demirtaş’a oy verdiğini düşünüyorum. Ekmeleddin’e oy verdiğini düşünmüyorum. Resmi bir karar olmasa bile. Geçtiğimiz yerel seçimlerde HDP’nin anlamlı olarak sonuç alabileceği yerlerde HDP adaylarına oy verdiklerini düşünüyorum. Bazı yerlerde de CHP adaylarına da oy vermişlerdir. Zaten üç tane ilçede de CHP ile ittifak yaptık. Bunu da açıkladık zaten. Yani CHP ile bir ittifak siyasetimiz olsa bunu saklamayız. Bunu gizlemeyiz. Gizlemek de doğru değil, siyaset açık yapılır. 30 Mart seçimlerinde CHP’ye önerdik, 10 Ağustos seçimlerinde de CHP’ye önerdik, açıkça ittifak siyaseti önerdik CHP’ye. Ama CHP’nin ÖDP ile ittifak yapma siyaseti olmaz. Sadece şunu talep eder, birkaç kişiyi belirli yerlerden gösterelim. Mesele gelinen aşamada şöyle bir mesele. Artık İslami faşizm tehlikesi var. Bunu CHP’ye söylememiz lazım. CHP ya çok köklü bir hamle yapacak, radikal bir hamle yapacak, cumhuriyeti kuran bir parti olarak bu cumhuriyetin yenildiğini görecek ve yeni bir cumhuriyet kuracaksa, bu cumhuriyeti Kürtlerle beraber ve bütün ezilenlerle beraber kuracak bu İslami faşizm tehlikesi karşısında. Şimdi CHP bunu yaparsa, bu Kürtlerin, AKP ile pazarlık sürecine girmesini, onların niyetine hapsolmasını da bir seçenek olmaktan çıkarır, Kürtlerle, sosyalistlerle, kendi soluyla yeni bir cumhuriyet programı etrafından yeni bir mutabakat arayışı içerisine girer ve tarihsel manada bir blok oluşturur. Böyle bir ittifak oluşabilirse AKP’yi seçimlerde yener. 

‘ÖNCELİKLİ GÖREVİMİZ CHP’YE BÖYLE BİR İTTİFAKIN ÖNEMİNİ ANLATMAK’

Önerdiğiniz CHP, Kürt hareketi ve sosyalistlerin ittifakının sağlanabilmesi ihtimalini görüyor musunuz?
Ben ÖDP olarak öncelikli görevimizin bu olduğunu söylüyorum, BHH olarak söylemiyorum. ÖDP Eş Genel Başkanı olarak söylüyorum. Öncelikli görevimiz CHP’ye ve tabanına bunu anlatmak olduğunu düşünüyoruz. Çok kritik bir aşamadayız. CHP bu rolü oynamazsa, böyle bir tarihi ittifak kurmazsa seçimlerden sonra CHP diye bir parti olmayacak. Mesele CHP’nin olup olmaması değil, mesele Türkiye’de önemli bir zemin kaybedilmiş olacak ve AKP’nin seçimlerde başkanlık rejimini tesis edebileceği bir zemin oluşturabilecek. Zaten fiili bir başkanlık rejimi var. 

Şöyle bir şey de olur, bazen seçimlerdeki sonuca iki türden bakarsınız. Birincisi sandıksal bazda ve siyasi bazda öyle bir seçim taktiği izlersiniz ki, hem sandık bazında hem de siyasi bazda yenilirsiniz. Fakat bazen öyle olur ki, sandık bazında yenilseniz bile siyaseten kazanmışsınızdır. Şimdi doğal olarak diyelim ki sandık bazında CHP, Kürtleri, sosyalistleri de yanına alarak, bir tarihsel blok oluşturdu ve bu blok seçimlerde yeterli oyu alamadı. Fakat bu blok emin olun ki, siyaseten kazanmış bir blok olur ve Türkiye’nin geleceğini kazanmış oluruz böyle bir blokla. Şimdi bizim açımızdan esas olan sosyal demokratlardan, Kürt hareketine ve sosyalistlere, bütün emekçi ve ezilen dinamiklere seslenebilen ve onları içeren geniş bir tarihsel blokun, tarihsel ittifakın, yeni bir programatik zeminde arayışı içerisinde olmaktır. Bunun için CHP ile görüşmektir, tabanı ile görüşmektir, bunun için basınç yapmaktır. Bu yolu denememiz lazım, zamanınız var. Bu yol gerçekleşmiyorsa elbette seçimlerde ne yapacağımıza ilişkin bir kararın da çok da uzatmadan verilmesi gerekiyor. Ama ÖDP olarak seçim konusunda öncelikli adım atmamız gereken noktanın bütün demokrasi güçleriyle birlikte bu olduğunu, bu tarihsel sorumluluğu CHP kadrosuna anlatmak olduğu düşüncesindeyiz. Ben HDP’nin de seçime kendi kimliği ile girmesini doğru buluyorum. Bunun sonu yok, bu baraj kalkacak ise böyle hamlelerle kalkacak. HDP’nin barajı aşmasını da istiyorum.  

AKP DEVLETİNİN MAĞDURLARI YAN YANA GELMELİ

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’ın ÖDP’ye doğrudan çağrısı oldu. Emek Partisi de HDP’yi kapsayan, ama onu aşan bir cephenin örgütlenmesi çağrısı yaptı. Ne diyorsunuz bu çağrılara?  
Bu çağrıları elbette bizim değerlendirmemiz, tartışmamız lazım. Bizim açımızdan şöyle bir durum da ortaya çıktı tabii. Artık Birleşik Haziran Hareketi diye yeni bir mücadele zemini geliştiriyoruz. Doğal olarak seçim siyasetini BHH ile beraber belirleme durumumuz söz konusu. Bu tartışmaları gündemimize alıp BHH’nin seçim tutumunu belirlemeye çalışacağız. 

Ama ÖDP Eş Genel Başkanı olarak, gerçekten bütün açıklığıyla şunu söyleyebilirim. Bugünün Türkiye’sinde AKP devletine karşı, bu devletten zarar gören, bu devletin mağduru olan en geniş sol, emekçi, demokratik güçleri yan yana getirecek bir seçim siyasetine ihtiyaç var. 

Az önce de AKP’ye karşı güçlü bir seçenek olmadığı için, sandıktan kerhen destek alarak çıktığını söyledim. Şimdi bu konuda CHP’nin solculuğunu tartışırız. Ayrı bir tartışma konusu. 

HDP radikal demokrasi diye ifade ediyor kendisini, ideolojik olarak tartışırız. Hem Emek Partisinin, hem ÖDP’nin sosyalizm hattında bir ideolojik zemini var. Buradaki mevzu ideolojiler farklılığı değil. 
Bunlar olacak zaten. İslami faşizm tehlikesinin ortaya çıktığı bu koşullarda, sosyalistlerden Kürt hareketine, sosyal demokratlardan radikal demokratlara geniş yelpazede bir seçim ittifakının sağlanamaması halinde AKP’nin 2015 haziranında seçim “başarısı” yeniden ortaya çıkacaktır.

YARIN: Gazeteci Aydın Engin

ÖNCEKİ HABER

Kırmayacakları gerdan yok!

SONRAKİ HABER

Yeni Kredi Paketi inşaata can suyu olacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa