Mağdurum da mağdurum!

Mağdurum da mağdurum!

Türkiye gündemine bomba gibi düşen "Şike Operasyonu"nda şu ana kadar 22 kişi gözaltına alındı. Aziz Yıldırım, Ümit Karan , Bülent Uygun ve birçok futbolcu ve yöneticiler tutuklandı. Son olarak İbrahim Akın, Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu da “soruşturmada 2.yarı”operasyonları ile tutuklandılar. Beşiktaş da

Gökhan Toluk

Türkiye gündemine bomba gibi düşen "Şike Operasyonu"nda şu ana kadar 22 kişi gözaltına alındı. Aziz Yıldırım, Ümit Karan , Bülent Uygun ve birçok futbolcu ve yöneticiler tutuklandı. Son olarak İbrahim Akın, Serdar Adalı ve Tayfur Havutçu da “soruşturmada 2.yarı”operasyonları ile tutuklandılar. Beşiktaş da almış olduğu kararla Türkiye Kupasını aklanana kadar Türkiye Futbol Federasyonu’na iade etti. Peki TFF bu şike operasyonunda sorumluluğunu yerine getiriyor mu?

Tahkim Kurulu’nun yeni Başkanı Hasan Gerçeker, ‘Küme düşürme için yargı kararı beklenecek mi?’ tartışmalarına ışık tutacak şu açıklamayı yaptı: “Disiplin uygulamaları için kanaat yeterli. Bazen adli yargılmanının sonucu beklemek gerekibiliyor. Ancak adli süreci beklemek gibi bir zorunluluk yok.”

Fenerbahçe Aziz Yıldırım’ın geçtiğimiz Pazar gözaltına alınması ile başlayan süreçte, Türkiye futbolu tarihi günler yaşıyor. Hangi takımın küme düşeceğine, hangi yöneticinin hak mahrumiyeti alacağına TFF karar verecek. Peki burada süreç nasıl işleyecek? TFF “İddianamenin açıklanmasını bekleceyeceğiz” açıklaması yaptı. İddianame açıklandıktan sonra dosya TFF Disiplin Kurulu’nda ele alınacak. 7 kişiden oluşan kurul bir karar verecek. İtirazlar ise TFF Tahkim Kurulu’na yapılacak. Tahkim Kurulu’nun onaylanması ile cezalar kesinleşecek.      

TFF’nin sistemi hukuk sistemine benziyor. Disiplin Kurulu, yerel mahkeme; Tahkim Kurulu ise Yargıtay gibi... Son söz Tahkim’de olacak. Tahkim Kurulu’nun başında çok önemli bir isim bulunuyor. Bu kişi Yargıtay eski Başkanı Hasan Gerçeker. 40 yıllık hukuk mesleğinin ardından emekli olan Fenerbahçeli Gerçeker, şike operasyonundan tam 4 gün önce TFF Yönetimi’ne girdi. Şimdi ise tabir-i caiz yerindeyse topu kucağında buldu.

İzmir’in “Süper Lig’de takımsızlık acısı” 7 yıl sürmüş ve sonunda yıllardır herkes “Altay’ı, Karşıyaka’yı beklerken” geçen sezon Bucaspor tam bir sürpriz yaparak Süper Lig’de İzmir’i temsil etmişti. Malesef hakem hataları yanlış futbolcu seçimleri ve İzmir’in tam destek vermemesi nedeniyle yine Bank Asya 1.lige düştü. Şike soruşturmasını yakından izleyen Bucasporlular şike yapan takımların düşmesini bekliyor. Ve öyle de olmalı aslında .

2006 yılında İtalyada “temiz ayaklar operasyonu” adı verilen soruşturma ile birlikte Juventus Seria B ye düşürüldü , 2 şampiyonluğu alındı ve 2 yıl Avrupa kupalarından men aldı. Milan lige -8 puanla başladı. Fiorentina -15 puanla başladı, 19 hakeme ve Milan ,İnter gibi takımlarında aralarında bulunduğu onlarca yönetici ve futbolcu men cezası ve para cezası aldı.Avrupanın en büyük kulüpleri bu cezaları alırken acaba Türkiye’den kimler ceza alacak ?

“Şike Operasyonu”nda en çok mağdur olan takım Bank Asya 1.lige düşen Bucaspor olmuştur. Bariz şekilde hakem hataları ve sanki İzmir’den süper lige kulüp istemeyen bir TFF yönetimi Bucasporu aslında Mayıs’ta değil, Bucaspor süper lige çıkma hakkı kazandığı zaman bu kirli oyunla düştü. Şike itirafları kamuoyunu meşgul ediyor ve hala TFF belge istiyor. TFF ne zaman harekete geçecek? Mağdur olan takımların zararlarını kim ödeyecek? TFF derhal harekete geçmeli ve sezon başlamadan iddialarla ilgili karar vermeli, şike yapıldığının veya teşvik primi verildiğinin sabit görülmesi ve takımlar hakkında bir alt lige düşürülmesine karar verilmesi gibi bir takım adımlar atılmalı ve mağdurların zararları karşılanmalı.” Şike Operasyonu” devam ederken Bucaspor yönetimi TFF ye Süper Lig için başvurdu. Bucasporun mağduriyetinin giderilerek 2011-2012 sezonunda Süper Lig'de mücadele etmesi yönünde bir karar çıkması beklenirken TFF den soruşturmayı izliyoruz. İddianame elimize geçene kadar lig devam edecek ve karar alınmayacak. Tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak, 2011/2012 sezonunun 21 takım ile oynanmasını ve 2010/2011 sezonunda düşen takımlar olan Bucaspor, Konyaspor ve Kasımpaşa’nın 2011/2012 sezonunda Süper Lige eklenmesi yapılmalıdır.

UEFA, şike soruşturmasıyla ilgili olarak Türkiye Futbol Federasyonu'na mektup gönderdi. Endüstriyel futbolunun patronu, ‘maç bağlama’yla ilgili maddeleri hatırlattı, kuralların uygulanmaması halinde Milli Takım ve Türk kulüplerinin hiçbir organizasyona alınmayacağını bildirdi. Türkiye futbolu  ikinci dalgası başlayan şike operasyonuyla sallanırken UEFA da ‘topa’ girdi. . Mektubun içinde TFF’nin bu süreçte dikkat etmesi gereken bilgiler yer aldı. UEFA Disiplin Talimatı’ndakimaç bağlama (match fixing) bölümünde yer alan 2.05 ve 2.07 sayılı kararlara dikkat çeken Avrupa futbolunun patronu, bu kuralların uygulanması istendi. 

2.05: UEFA’nın match fixing bölümündeki madde, teşvik ve şike uygulaması, kurumlardan ve kulüplerden bağımsız olarak tamamen kişisel girişimle dahi olsa adı geçen kulübün 1 ile 18 puan arasında puanının silinmesini hükmediyor. (Yani herhangi bir taraftar veya kulübe yakın bir kişi, kulüp yönetiminin bilgisi dışında kendi kendine bir takım için şike ya da teşvik uygulamasına gitse bile, söz konusu kulüp 1 ila 18 puanın silinmesi cezasıyla karşı karşıya kalır.)

2.07:Eğer şike ve teşvik girişimi, kulüp yöneticilerinden haberdar veya bizzat kulüp yöneticilerin katılımı ile gerçekleşmişse söz konusu kulüp bir alt lige düşürülür. Eylemlerin sayısına göre alt lige düşürmeler devam eder.

Türkiye futbolunun zarar görmemesi için operasyonların devamı gelmek zorundadır. Transfer piyasasında dönen paraların kaynakları takip edilmeden, spora akan kara para kaynakları kurutulmadan şike-mafya-doping cenderesinden çıkılamaz. Tek istediği hafta sonu spor seyretmek, taraftarı olduğu takımı izlemek isteyen sporseverlere-taraftarlara izleme-takip-çipli bilet-şiddet yasaları uygulayarak sporun sorunlarını aşamayız. Adına “endüstriyel futbol” denen ve televizyonlarda izlemeye mahkûm edildiğimiz şarlatanlık sistemin çarklarından birine dönüşmüş durumda. Bir yanıyla televizyon yayınlarından, forma satışlarına, futbolcu borsasından reklam gelirlerine, maçlar üzerine oynanan bahislere kadar devasa bir sektöre dönüşen futbol diğer yandan kitleleri uyuşturan ideolojik bir saldırı aracıdır. Futbolun içine düşürüldüğü bu cendere bizzat burjuvazi tarafından alkışlanırken Türkiye’de yaşananlar burjuvazinin “pisliğe” nasıl da battığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kapitalizmin kontrolü altına aldığı ve şirketleşen futbol sektöründe bu tip şikelerin ve dolandırıcılıkların olması hiç de garipsenmeyecek bir durum. Aynı zamanda danışıklı dövüş halini alan futbol maçlarından sonra tribünlerde yaşanan olaylarda faşizmi beslerken, kapitalizm içinde sporun geldiği nokta son derece çarpıcı.

AKP iktidarı son uygulamaları ile kendine karşı-muhalif her kesimi yok etmeye kararlı görünüyor ve salt devlet kurumlarını değil, tüm popüler kurumları kendine bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Şike iddialarının hukuksal sonuçları ne olur bilemeyiz, ancak politik sonuçlarına bu açıdan yaklaşmamızda yarar var. Ve bizce, bu işin düğmesine Seyrantepe Arena stadının açılışında yaşanan protestolarda basıldı.İçinde yaşadığımız emek sömürücü, kâr merkezli sınıflı sistem eleştirilmeden-algılanmadan, spor emekçileri kendi sorunlarının çözümü için örgütlenmeden, spor sistemi ya da sistemin sporu  sorgulanamaz.

 

 

 

www.evrensel.net