14 Ocak 2015 15:28

İşçi sınıfının grevi

MESS’in düşük ücret ve 3 yıllık sözleşme dayatmasını kabul etmeyen Birleşik Metal-İş Sendikası 29 Ocak’ta greve çıkacak.

Paylaş

MESS’in düşük ücret ve 3 yıllık sözleşme dayatmasını kabul etmeyen Birleşik Metal-İş Sendikası 29 Ocak’ta greve çıkacak. Türk Metal ve Çelik-İş’in imzaladığı sözleşmeyi “ihanet sözleşmesi” olarak değerlendiren Birleşik Metal-İş Sendikası’nın grevi başta metal işçileri olmak üzere patronların dayatmalarına ve sendikal bürokrasiye karşı çıkan tüm işçi sınıfının grevi olarak değerlendirildi.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, greve çıkma nedenlerini ve grev tarihini açıklamak üzere DİSK Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun yanı sıra DİSK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve metal fabrikalarından işyeri temsilcileri de katıldı.

KAPSAMLI ETKİLER YARATIR

Metal işkolu grup toplu iş sözleşmeleri emekle sermaye arasındaki mücadelenin önemli alanlarından biri olduğunu belirten Adnan Serdaroğlu, “Metal işkolunun ekonomide kapsadığı alan ve işlevselliği nedeniyle grup toplu iş özleşmeleri işkolunun kapsadığı alanın çok üzerinde bir etkiye sahiptir. Bu etki üstelik sadece ekonomik değil, siyasi nitelikler de taşımaktadır. Metal işkolunda kazanılan ya da kaybedilen haklar tüm ülkedeki emek sermaye ilişkisini belirleyici niteliktedir.Gerek yerli, gerekse yabancı büyük tekellerin hakimiyetindeki metal işkolundaki sendikal mücadele kapsamlı etkiler yaratır” diye konuştu. Bu nedenle sermayenin 12 Eylül darbesinin ardından, DİSK ve Maden-İş’in kapatıldığı dönemde işyerlerini kendi güdümündeki bir sendikal yapıya devrettiğini ve büyüttüğünü ifade eden Serdaroğlu, metal işkolunda toplusözleşme düzeninin bu nedenle işbirlikçi ve dayatmacı bir düzen olduğunu söyledi.

DAYATMACILIĞA KARŞI...

Hedeflerinin, “metal işçilerinin işbirlikçi ve dayatmacı toplusözleşme düzeninin yıkılması mücadelesine öncülük etmek, katkı vermek” olduğu dile getiren Serdaroğlu, “Biz taslağımızı işçilerin seçtiği kurullar ile hazırladık. Sözleşme sürecinin her aşamasında, bu kurulları bilgilendirdik ve onlarla birlikte kararlar aldık” diye konuştu.

Türk Metal ve Çelik-İş’in sözleşmeyi Aralık ayının ortasında imzaladığını hatırlatan Serdaroğlu, Birleşik Metal-İş’in ise o günden bu yana tüm işyeri kurulları ile defalarca bir araya gelerek ortaya çıkan durumu tartıştığını ifade etti. “Aslında MESS’in yaptığı yeni bir teklif sunmak değildi. MESS diğer iki sendikaya imzalattırdığı sözleşmeyi bize dayatıyordu” diyen Serdaroğlu, bütün bu koşulları değerlendirdiklerini, Merkez TİS Komisyonumuz üyesi işyeri temsilcilerinin de “ödenecek bedel ne olursa olsun” dayatmaları kabul edilmemesi ve greve çıkılması yönünde görüş bildirdiğini söyledi. Genel Yönetim Kurulunun da bu eğilim doğrultusunda karar aldığını söyleyen Serdaroğlu, 29 Ocakta greve gideceklerini belirtti.

“Mücadelemizin hedefinin kamuoyu tarafından iyi anlaşılmasını istiyoruz” diyen Serdaroğlu, greve gitme gerekçelerini şöyle açıkladı: “Birleşik Metal-İş, emeğinin karşılığını alamadığı için greve gidiyor. Birleşik Metal-İş, dayatmaları kabul etmediği için greve gidiyor. Birleşik Metal-İş, ücret adaleti için, iyileştirme yapılmadığı için greve gidiyor. Birleşik Metal-İş, 3 yıllık sözleşme süresinin ücret zam yöntem ve miktarları ile birlikte ucuz işçiliği kalıcılaştırma sonucu doğurması nedeniyle greve gidiyor. Birleşik Metal-İş, metal işçilerinin insanca yaşayıp insanca çalışması için greve gidiyor.”

 

UCUZ İŞÇİLİK KALICILAŞTIRMAYA ÇALIŞILIYOR

Bu sözleşme döneminde en çok öne çıkardıklardı başlığın düşük ücretli işçilere iyileştirme yapılması olduğunu dile getiren Adnan Serdaroğlu, “Çünkü işyerlerinde aynı işi yapan işçilerin ücretleri arasında hiçbir şeyle açıklanamayacak kadar büyük uçurum oluşmuş durumda” dedi. Buna karşı belirlenecek zam öncesi ücretlerde bir iyileştirme yapılarak daha adil bir ücret dağılımı talep ettiklerini dile getiren Serdaroğlu, MESS’in ise imzaladığı sözleşmelerle makasın daha da açıldığını söyledi. “Düşük ücretliler miktar olarak daha az; yüksek ücretliler miktar olarak daha fazla zam aldıkları için ve düşük ücretliler toplam çalışanların yüzde 70’lerine yaklaştıkları için, ucuz işçilik sistemini iyice kökleştirdi” diyen Serdaroğlu, şunları söyledi: “Bütün bunlara ek olarak toplusözleşme sürecini 2 yıldan 3 yıla uzatarak, ucuz işçilik kalıcılaştırmaya çalışıldı. Grup toplu iş sözleşmesi imzalanıyor ve işe giriş ücretleri asgari ücretin birkaç puan üzerinde belirleniyor. İşçi sirkülasyonunun yüksek olduğu işyerlerinde, işyeri ortalama ücretleri hızla eriyor. İşverenler bu yolla toplu sözleşme yükünden kurtulmuş oluyorlar.”

Serdaroğlu, MESS’in ucuz işçilik konusundaki görüşünün değişmediğinin en büyük kanıtının sözleşmenin birinci yılı için işe giriş saat ücretini 5,80 TL olarak belirlemesi olduğunu belirtti. Temmuz ayında asgari ücret 5,66 TL olacağını dile getiren Serdaroğlu, “Dolayısıyla Temmuz ayında işe giren ve sendikaya üye olan bir işçinin saat ücreti sendika aidat kesintisi nedeniyle asgari ücretin altına düşecek. İyi zam verdik dedikleri işte budur” dedi.

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ GREVİ

Grevin yalnızca Bileşik Metal-İş’in grevi olmadığını belirten DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Grev önce Türkiye işçi sınıfının grevi ve dolayısıyla DİSK’in grevi. Türkiye’de emekten, demokrasiden, barıştan, kardeşlikte, hak ve özgürlüklerden yana olanların grevi” dedi. Greve çıkacak işçilere de seslenen Beko, “Biz onlarla beraberiz, onların yanındayız eğer grev çadırları kurulursa DİSK olarak sendikalarımızla birlikte onların yanında olacağımızı, birlikte mücadeleye atılacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.

GREV FIRSAT OLARAK GÖRÜLMELİ

Yrd. Doç. Nilgün Tunçcan Ongan, Birleşik Metal-İş Sendikasının aldığı grev kararını gazetemize değerlendirdi: “Öncelikle bu grev kararı sadece Birleşik Metal-İş üyelerini ilgilendiren bir grev karar değildir. Sektörün bütününün hatta, Türkiye sanayisinin lokomotif sektörü olması dolayısıyla işçi sınıfının bütününü ilgilendiriyor. Bu grevin kazanımı bütün işçi sınıfının kazanımı olacaktır. Bu nedenle hangi konfederasyondan olursa olsun sendikaların Birleşik Metal-İş’i yalnız bırakmaması gerekiyor. İşçi sınıfının bütününün de bu grevin kendilerini yakından ilgilendirdiğini bilmesi ve buna göre tutum alması gerekiyor. Grevin bir başka yönü ise işçilerdeki sendikal bürokrasiye olan tepkidir. Bunu parça parça görüyoruz. Direnişlerde izliyoruz. Örneğin Ülker’de sendika değiştirdikleri için işten atılan 8 işçinin direnişi bile içeride işten atmaların önüne geçmiştir. Direniş daha kalabalık olmasın diye. Kitlesel bir grevin fırsat olarak değerlendirilmesi gerekir. Hem kopuk kopuk süren mücadelelerin birleşmesi açısından hem de sendikal bürokrasiyle mücadele açısından.”

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ülke menfaati üzüntümüzden önemli

SONRAKİ HABER

Bursa'da yaşlılara ulaşım için şart üstüne şart

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa