09 Ocak 2015 10:00

‘AKP kara bulutları kendi üzerine taşıdı’

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda şüpheliler arasında olan 4 eski bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonunun Yüce Divan kararı, yaşanan tartışmaları daha da alevlendirdi. Komisyonun CHP’li Üyesi Rıza Türmen, ret kararı ile iktidarın kendi meşruiyetine gölge düşürdüğünü söyledi

‘AKP kara bulutları kendi üzerine taşıdı’

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
Ankara

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda şüpheliler arasında olan 4 eski bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonunun Yüce Divan kararı, yaşanan tartışmaları daha da alevlendirdi. Komisyonun CHP’li Üyesi Rıza Türmen, ret kararı ile iktidarın kendi meşruiyetine gölge düşürdüğünü söyledi. Soruşturma sürerken bakanlar dışındaki diğer şüpheliler hakkında verilen takipsizlik kararların da yanlış olduğunu belirten Türmen, tapelerin imha edilmesinin de suç teşkil ettiğini vurguladı. Türmen, “Tapelerin imha edilmesi gibi bir kararı komisyon başkanı veremez,  suç işlemiş olurlar. Hem baba şüpheli, hem oğul. Bu delillerin yok edilmesi suçunu getirir” diye konuştu.

Komisyondan çıkan ret kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ortada gayet güçlü delillere dayanan bir kuvvetli şüphe var. Kuvvetli şüphe yargılamak için yeterli bir nedendir. Komisyon bir yargı organı değildir. Ortada kuvveti bir şüphe var mı ona bakar. Delillerle birlikte kuvvetli şüphe var mıdır, yok mudur bunu tespit etmeye çalışır. Önümüzdeki dosyada bu durum fazlasıyla var. Ortada bu kadar şüpheye açık bir şey varken, deliller ortada duruyorken; bunun üstünün kapatılması hem hukuken yanlıştır hem de siyaseten yanlıştır. Daha henüz kesinleşmedi, Meclis aşaması var ama; orada da böyle bir karar çıkacağını düşünebiliriz. Orada tabii şu oluyor, gayet büyük bir yolsuzluk iddiası var. Bu yolsuzluk iddiasını destekleyen çok kuvvetli şüpheliler, çok kuvvetli deliller var. 17 Aralık soruşturması, daha soruşturma sürerken bütün savcıların ve polislerin değiştirilmesi ile kapatıldı, 25 Aralık soruşturması hiç açılamadı. Arkasından da 17 Aralık için bir takipsizlik kararı verildi ve o iş orada kapatıldı. Geriye bir tek Meclisteki soruşturma kaldı. Meclisteki soruşturmanın şimdi üstü kapatılıyor. Bu büyük kuşku, deliller yargıya götürülemedi. Yargıya götürülemeyince bu hukuken yanlış oldu. Burada yargılanmak istenen kişiler siyasi kişiler. Ve bu siyasi kişilerin üzerinde gelen kara bulut mensubu oldukları partiye, iktidara taşınmış oldu. Bu dört kişinin üzerindeki kara bulutu alıp iktidar kendi üzerine yıktı ki bu iktidara kendine meşruiyeti bakımından gölge düşürür.

‘İNSAN AKLIYLA ALAY EDİYORLAR’

Bülent Arınç komisyon kararının bir ara karar olduğunu söyledi. Bununla ilgili ne diyorsunuz?
Evet bu bir ara karar. Mecliste başka türlü bir karar çıkabilir. O zaman iş değişir. Vekiller Yüce Divana da gider ve bir şey yapmamışlarsa aklanırlar. Yüce Divana ilk giden siyasiler bunlar değil. Birçok siyasi Yüce Divana gitti. Kimi aklandı kimi aklanmadı. Buna nihai karar verecek olan Yüce Divandır. Bunu Yüce Divana götürmezseniz kara bir leke olarak kalır. Bu tabii Türkiye’deki demokrasinin ya da iktidar partisinin kavrayabileceği bir şey değildir. Bu kara bulutla Türkiye’yi yönetemezler. İktidar partisi buna ön ayak oluyor. Bu suça ortak oluyor çünkü AKP. Yolsuzluk iddiası düzmece bir şey değil, başka ülkelerde de oluyor. Rüşvet, yolsuzluk başka ülkelerde de var. Fakat her ülkede bu durum yargıya götürülüyor, bir yargı süreci başlıyor ve yargı bunu sonuçlandırılıyor. O şekilde ya da bu şekilde. Yargı Türkiye’deki düzenin önünü tıkadı. Bu gerek 4 eski bakan tarafından gerek diğer şüpheliler tarafından böyle oldu. Bu doğru bir yol değildir. Ve bunu yaparken ‘Bize yapılmış bir darbe var’ fikrini ortaya sürdüler. Bu insan aklıyla alay etmektir. Ortada bir soruşturma iddiası varken, yolsuzluk iddiası varken bu yolsuzlukla ilgili yürütülecek soruşturma nasıl devirecek ki hükümeti? Bunu ben çok merak ediyorum. Bu durumdan hükümet düşmez, tam tersine hükümet bundan kuvvetlenir. Bu eğer yargıya götürülmezse hükümet bu sorumluluğu, bu kuşkuyu paylaşmamış olur. Bir hukuk devletinde yolsuzluk şüphelilerinin yargılanmasına hukuk yolu açılırsa hükümet düşer gibi bir argüman olamaz.

Mecliste Yüce Divan kararı çıkarsa eğer, diğer şüpheliler hakkında nasıl bir durum ortaya çıkar?
Verilen takipsizlik kararı zaten çok yanlıştı. Çünkü bunlar çok sahici suçlar. Ortada bir suç var, o suçu işleyen birden fazla kişi var. Bu suçu işleyen birileri hakkında soruşturmalar devam ederken birileri hakkında da takipsizlik kararı verilmesi çok yanlış oldu. Dosyayı savcının Meclise göndermesi gerekiyordu. Şimdi bakanlar Yüce Divana sevk edilirse takipsizlik kararının yanlış olduğu ortaya çıkmış olacak ve o soruşturmayı o kişiler tarafından yeniden başlatmak gerekecek.    

TAPELERİN İMHA EDİLMESİ SUÇTUR’

TapelerİN, belgelerin imha edilmesi kararına ne diyorsunuz? Bu mümkün mü?
Tapelerin imha edilmesi çok yanlış olur. Böyle bir şey yaparlarsa suç işlerler. Burada söylenen şey CMK’nin 135. maddesi. CMK 135. madde şunu diyor: Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir. Yani baba, oğul ya da kardeş arasındaki iletişimden bahsediyor. Fakat burada ne lazım, bir şüpheli ya da tanık lazım telefonun bir ucunda. Telefonun öbür ucunda da tanıklık edecek biri lazım. Bunun bizim olayımızda telefonun iki tarafındaki de şüpheli. Hem baba şüpheli hem oğul şüpheli. Onun için CMK 135. madde kararı verilemez. Denilecek ki ‘Efendim takipsizlik kararı verildi, şüpheli olmaktan çıktı’. Böyle bir takipsizlik kararı kesin değildir hiçbir zaman. Kesin hüküm niteliğinde değildir takipsizlik kararı. Yeni bir delil bulunur, yeni bir şahit çıkar ve takipsizlik kararı değişebilir. Tabii buna karar vermesi gereken bu komisyon değil, Meclistir. Bu iş Mecliste devam ediyor. Yani bütün bu nedenlerle komisyon başkanının tapeleri imha edeceğim demesi suç teşkil eder. Delillerin yok edilmesi suçunu teşkil eder. TCK 281. maddeye girer ki onun da cezası 6 ayla 5 yıl arasında değişir. Eğer kamu görevinde ise yarısı kadar artırılır ve 9 ayla 7 yıl arası değişir. Bir suç işlemek istiyorlarsa tabii buna engel olmayız.

‘YUKARIDAN BİR HİZAYA GETİRİŞ VAR’

Başbakan Ahmet Davutoğlu ‘Yolsuzluk yapan kardeşimiz de olsa kolunu keseriz’ dedi. 4 eski bakan üzerinde bu kadar büyük şüpheler varken çıkan karar hükümet açısından bir çelişki değil mi?
Anlaşılan duruma Cumhurbaşkanı müdahale etti buna ve başka türlü bir sonucun çıkması engellendi. Ertelenme, toplantı sırasındaki telefon konuşmaları bunu gösteriyor. Hükümetin baştaki niyeti, konuşmalarından çıkan anlam bu değildi, ama öyle anlaşılıyor ki yukarıdan bastırılınca herkes aynı hizaya geliyor. Asıl yakıcı taraf da bu aslında. Herkesin yukarıdan bir bastırılmayla hizaya getirilmiş olması.

ÖNCEKİ HABER

Çocuk şiddetle evde tanışıyor

SONRAKİ HABER

Sri Lanka Sağlık Bakanlığı ölü sayısını 253 olarak düzeltti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa