24 Aralık 2014 04:46

Danone işçisi şimdiden kazandı

Bu soğuk kış günlerinde Ülker’den ICF’ye, ICF’den Danone’ye, Danone’den Nestle’ye doğru esen sıcak dayanışma rüzgarlarının içimizi ısıttığı günler yaşıyoruz. Biz bu rüzgarların kuvvetli noktalarından birine, Danone işçileriyle direniş süreçlerinin nasıl geliştiğine dair sohbet edelim dedik ve soluğu direniş çadırlarında aldık.

Paylaş

Ebru AYKUT / Özge KARTAL / Deniz ATLI
Lüleburgaz

Bu soğuk kış günlerinde Ülker’den ICF’ye, ICF’den Danone’ye, Danone’den Nestle’ye doğru esen sıcak dayanışma rüzgarlarının içimizi ısıttığı günler yaşıyoruz. Biz bu rüzgarların kuvvetli noktalarından birine, Danone işçileriyle direniş süreçlerinin nasıl geliştiğine dair sohbet edelim dedik ve soluğu direniş çadırlarında aldık.

Direniş çadırında 2. işçi temsilcisi olan ve 11 yıldır Danone’de çalışan Serkan Kastı bize eylem kararırın çıkış noktasından, bu zaman zarfında kazandıkları deneyimlerden ve eylemlerinin gelişim sürecinden bahsediyor. Daha önce Tek Gıda-İş üyesi olduklarını ancak bu süreçte haklarının ihlal edildiğini, Tek Gıda-İş’in 4 yıl boyunca işçileri mağdur ettiğini, sendikanın “sendika” gibi davranmadığını söyleyen işçi, bu kararları üzerine DİSK’le görüşmeye başladıklarını sözlerine ekliyor. Bu sırada sohbet ettiğimiz işçiden eylemdeki Ülker işçileri hakkındaki görüşlerini alıyoruz. Serkan Kastı, eylemlerinin çıkış noktalarının her ne kadar farklı olsa da aynı sorunu paylaştıklarını, Ülker işçilerinin DİSK’ten önceki sendikalarının da işçiye değil işverene hizmet ettiğini ve işçilerin bu nedenle sendika değiştirdiğini anlatıyor.

Söz sonra tekrar Danone’ye geliyor. 2 Ekim 2014 tarihinde Gıda-İş’le beraber işverene toplusözleşme taslağını ilettiklerini ancak işverenin sözleşmeyi imzalamaması üzerine 20 Ekim 2014 tarihinde eylem kararı aldıklarını anlatıyor. Kastı, sözlerini “Eylemlerimize yemek saatlerinde yemek yememe ve fabrikadan kent merkezine doğru yaptığımız yürüyüşlerle başladık, 20 Ekim’den bu yana da devam ediyoruz. Şimdilerde sakal bırakma eylemi yapıyoruz” diye sürdürüyor.

17 OCAK BELİRLEYİCİ

Serkan Kastı’ya işveren tarafından üzerinize kurulan herhangi bir baskı, uygulanan bir yıldırma politikası var mı diye sorduğumuzda, şu yanıtı veriyor: “İşveren bize olumlu, olumsuz hiçbir tepkide bulunmuyor, süreç 17 Ocak’ta Fransa’dan gelecek heyetle ve bu heyetten çıkacak kararla şekillenecek.”

Serkan Kastı şöyle devam ediyor: “Eylemimizin boyutu, 17 Ocak’tan sonra işverinin vereceği cevapla birlikte şekillenecek. Şu an bekliyoruz ve eylemlerimize devam ediyoruz.”

Bu sırada vardiya saatleri gelen bir grup işçi fabrikaya giriş yapmaya başlıyor ve direniş çadırının karşısındaki fabrika bahçesi kalabalıklaşıyor. Hep birlikte direniş çadırından çıkıp fabrika bahçesine doğru ilerliyoruz. Yeni vardiyayı sloganlarla ve ıslıklarla fabrika içine gönderirken, vardiyaları biten işçileri bekliyoruz. Beş dakika sonra işçiler “İşçiler yürüyor mücadele büyüyor, iş ekmek özgürlük, Nestle işçilerine selam” sloganlarıyla fabrikadan çıkıyor.

‘UMUTLUYUZ, BİZ KAZANACAĞIZ!’

İşçiler fabrika bahçesine ulaştıktan sonra bu kez soluğu 10 senedir Danone’de çalışan Kadın İşçi Nursan Yıldız’ın yanında alıyoruz. Daha sessiz bir yere geçip ufak bir hal hatır sorma faslından sonra Nursan Yıldız eylemlerine dair görüşlerini bizimle paylaşıyor. Kadın işçilerin eyleme katılmaya çekindiğinden ve bastırılmaya çalışıldıklarından bahsediyor ve devam ediyor: “Biz burada çalışıyoruz sonra eve gidip çocuklarımızla ilgileniyoruz, ev işlerini yapıyoruz bizim durumumuz bu açıdan daha farklı. Kadın işçiler hem çekindiklerinden hem de çocukları evde onları beklediğinden eylemlere pek fazla katılamıyor ama katılmalılar.” Bu sırada işçiler “Sendika gelecek, sözleşme olacak” şeklinde slogan atarken içlerinden bir işçi “Olacak ulen!” diye sloganı destekliyor. Nursan Yıldız’a eklemek istediği son cümleyi sorduğumuzda “Umutluyuz biz kazanacağız! Herkesi eyleme davet ediyoruz!” diyor ve gülümseyerek işçilerin arasına karışıyoruz.

ENGELLERİ AŞACAĞIZ

Hava kararınken DİSK/Gıda-İş Örgütlenme Uzmanı Cengiz Atlı’yla görüşüyoruz. Eylem kararlarının nasıl alındığını soruyoruz. Cengiz Atlı “Eylem kararları işçilerin ortak görüşüyle alınıyor. Şimdiye kadar yaptığımız eylemlerin amacı kamuoyu oluşturmaya yönelikti. Barışçı eylemlerdi” diyor ve devam ediyor: “Biz sesimizi herkese duyurmaya çalıştık ve amacına da ulaştığını düşünüyoruz.” Cengiz Atlı bu eylem sürecinde işçilerin birbirine kenetlendiğini ve iş birlikçi sendikaların bütün karalama kampanyalarına hep birlikte göğüs gerdiğini belirtiyor. Atlı son olarak “Barajları yıkacağız, engelleri aşacağız buna inanıyoruz” diye bitiriyor.

TAŞERON SORUNU VAR

Fabrikadaki taşeron problemine dikkat çeken Serkan Kastı, “Şu an fabrikada 166 taşeron, 137 mavi yakalı ve 38 beyaz yakalı işçi var. Mavi yakalıdan çok taşeron işçi var. Bundan 10 yıl önce fabrikada 327 kadrolu arkadaşımız vardı. Bunların belli bir kısmı çıkartılıp yerine taşeronlar alındı ve bu durum çığ gibi büyüyor, kontrol altına almak zorlaşıyor. Taşeronu bile kendi aralarında sınıflandırıyorlar” diye konuşuyor. “Taşeron işçilerden eyleminize destek var mı?” sorumuza ise şu yanıt geliyor: “40’ı sendikamıza üye ancak geri kalan kısım günlük çalıştıkları için aramıza pek katılmıyorlar.”

‘EYLEMLERİMİZ SERTLEŞEBİLİR’

Yaklaşık yarım saat fabrika bahçesinde alkışlarla slogan atıyoruz ve direniş çadırına geçiyoruz. Direniş çadırının önünde bu kez 12 senedir Danone’de çalışan İlker Kopan’la beraberiz. İlker Kopan, “Biz mücadele edebileceğimiz hakkımızı arayabileceğimiz bir sendikaya üye olmak istedik ve bulduk. Tek Gıda-İş bizden habersiz kararlar alıp bizi mağdur ediyordu. Şimdi bütün inisiyatif olması gerekende; bizim elimizde. Başlangıçta patronlardan sendika değişikliği nedeniyle tepkiler aldık ancak şu anda olumlu olumsuz hiçbir yaklaşımda bulunmuyorlar” diyor. “17 Ocak’tan sonra lehinize bir durum gelişmezse ne yapmayı düşünüyorsunuz?” diye soruyoruz. İlker Kopan “Lehimize bir durum gelişmezse sakal bırakma, yürüyüş yapma, yemek yememe eylemlerinin dışında çok daha sert bir eylemle karşılarına çıkarız” diyor. Son olarak umutlu olduklarını belirtip çadırdan içeri doğru giriyor.
Biz de başka bir işçinin, Caner Pehlivan’ın yanına gidiyoruz. O da 12 senedir Danone’de çalışıyor. Caner Pehlivan, “Benim için mühim olan şu tarih bu tarih değil mühim  olan buradaki birlik ve beraberliktir. Aslında biz, sendika değişikliğinden sonra aramızda sağladığımız bu dayanışmayı bozmazsak kazanmış oluruz. Benim için 17 Ocak bir dönüm noktası değil, benim için dönüm noktası 2014’ün haziran ayında DİSK’le görüşmelere başladığımız zamandır” diye söze başlıyor. Bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğini soruyoruz. Bize Danone’de işlerin çok yavaş ilerlediğini, alınan kararların uygulamaya konulmasının çok sancılı olduğunu söylüyor. Ve ekliyor: “Belli bir tarihe çok meyillenmemek gerekiyor bu yüzden, her ne olursa olsun kazanan biziz, burada beraberiz aynı sloganları atıyoruz önemli olan bu dayanışma ortamının bu süreçten sonra da devam etmesi. Diğer yandan da durum bizim lehimize gelişmezse eylemlerimizin boyutu da değişecektir. Örneğin sloganları fabrika bahçesinde değil, İstanbulda yaşayan İnsan Kaynakları direktörümüzün evinin önünde atarız veya Walt Disney’in önüne geçeceğiz. Bir de bu sakal eylemi işvereni çok zor durumda bıraktı. Burası hep diğer fabrikalara örnek gösterilen bir yerdi, yurt dışından bizi hep üst düzey yöneticiler ziyarete gelirdi ancak şimdi hiçbiri gelemiyor.”

ÖNCEKİ HABER

Metal iş kolu ve grup sözleşmeleri…

SONRAKİ HABER

Belediye İş İzmir Şubeleri #izmirküllerindendoğacak kampanyası için çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa