Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cumhuriyet dönemi şair, yazar ve ressamlarımızdandır.

İlk ve orta öğrenimini Trabzon'da yapan Bedri Rahmi Eyüboğlu, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdikten sonra Paris'e gitti. İki yıllık Avrupa yaşamından sonra yurda döndü. Akademide öğretim üyeliği yaptı. Cemal Tollu'nun kurucusu olduğu "d" grubu'na bir yıl sonra katıldı. İlk şiiri, Muhit dergisinde yayımlandı. Yeni Adam, Ağaç, Tan gibi gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı (1933-35).

Şiir kitapları: Yaradana Mektuplar (1941), Karadut (1948), Tuz (1952) Üçü birden (1953), Dördü Birden (1956) Karadut 69 (1969) Dol Karabakır Dol (1974), Tuz'dan sonrakiler bir öncekinde olan şiirlere yeni eklemelerle oluştu.

Gezi yazıları: Canım Anadolu (1953).

Sanat Yazıları: Delifişek (1975).

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatçı kişiliğinin oluşmasında çocukluğu önemlidir. Babasının batı klasiklerinden kimilerini çevirerek okuması bir yerde halktan yana sanatçı tavrının oluşmasında etkili olmuştur.
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde (şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi) öğretmenleri Ahmet Haşim, İbrahim Çallı ve Nazmi Ziya vardır. Bedri Rahmi'nin Çallı ile ilişkisi yaşamının ileriki yıllarda da sürer.

MATİSSE'DEN ETKİLENDİ

Yurtdışına gidişi bir dönüm noktası olur, Bedri Rahmi için Paris'te, Picasso, Gaugin, Van Gong cezane, Matisse, Dufy gibi resim sanatının önemli adlarının resimlerini inceler, Londra'da da British Museunm'daki yapıtları bıkmadan usanmadan, yorgunluktan başı dönünceye kadar.
Dufy ve Matisse'li kendine yakın bulur. Özellikle Matisse'den etkilenir. Ama zamanla bu etkiden sıyrılır, hızla halk sanatına yönelir. Buradan yola çıkarak yeni anlatım biçimleri arar. Kahvehanelerdeki adsız resimlerden, kilimlerin geometrik, soyut biçimleri, çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk uyumların, kaynak olarak kullanmış motifin ağırlık kazandığı süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. 

YERLİ ZEVKİN ÜRÜNÜ

Öğretmeni İbrahim Çallı, Bedri Rahmi için: "Bedri Rahmi resmi yabancı değil, yerli zevkin ürünüdür" diyor.
Bedri Rahmi yerliye yönelmesini şöyle açıklar: " Matisse bugün düzinelerce 'Odalisgue'ler yapmış...Bu konu onun bütün bizim 'kilim', 'seccade', 'yazmalarımız'la, yine kendimiz olan bir konuyu süslemesine yetmiş."

HALKINDAN KOPMADI

Ülkesinden, halkından hiçbir zaman kopmadı. Yurtdışında sürekli Türkiye'deki gazeteleri izler. İbrahim Çallı ile ileşimini sürdürür, mektup ve gelen-giden dostları aracılığıyla. Resimdeki dönüm noktasını Çallı'ya da yazar. O artık Matisse ve Picasso'ları bir yana bırakıp yalnız "Garp primitifleriyle şark minyatürlerini" örnek almaya çalışır.
Yurtdışında olduğu gibi Türkiye'ye döndüğünde de ekonomik sıkıntılar çeker. Hatta minyatür müzesi'ni bile parasızlık yüzünden gezemediğinden yakınır, adı daha sonra Eren olan yaşamını birleştirdiği Ernestin'e.
Yapıtları fazla "oryantal" olduğu gerekçesiyle önceleri beğenilmez, alıcı bulamaz. Yerli olması, bu toprağın insanını resmetmesi ona bu tür suçlamalar yöneltilmesine neden olur. Bedri Rahmi zaman zaman böyle eleştirilere kızar.
"Yoksa onlara British Museum'dan bir tabak gösterseydim de modern tabaklarla bir karşılaştırma yapmalarını mı isteseydim? (...) Eğer bizde bir yenilik yapmak istiyorsan, bir yabancı olman gerekiyor..."

'D' GRUBUNA SONRADAN KATILDI

Bedri Rahmi Eyüboğlu konusunda "d" grubunun kurucuları arasında olduğu gibi yayın bir yanılğı vardır. Birçok kaynak bu görüşü dile getiriyor. Pek az sanat araştırmacısı kurucu değil, bu gruba sonradan katıldığı gerçeğin altını çizer.
"d" Grubu ilk sergisini açtığında, Bedri Rahmi Ernestin'e ( 13 Ekim 1933) şöyle yazar: "Cemal ve diğer beş genç ressam biraraya gelip 'd' grubu diye bir grup kurdular ve ille desen sergilerini de bir mağazada beş kuruş harcamadan önemli birilerinin aracılığıyla açtılar." Bir yıl sonra Abidin Dino Bedri Rahmi'ye bu gruba katılmasını önerir. O daha sonra katılmıştır, bu gruba, ancak o zaman zaman ilişkileri kopma noktasına gelmiştir. Bedri Rahmi ve "d" grubu ilişkilerini biraz farklı değerlendirmek gerek diye düşünüyorum.

ŞİİRLERİ DE BU TOPRAĞI ANLATIR

Bedri Rahmi'nin şiirleri de tıpkı resimleri gibi bu toprağın insanının sesidir. Nasıl bir kilim gördüğünde gözyaşlarını tutamamışsa, bir halk türküsü duyduğunda da aynı duygu iklimine girmiş, hatta şairliğinden bile utanır olmuştur.
Şiir yazarken de halk türkülerini örnek alır. Dar bir çerçeve içine sıkışıp kalmaz. Büyük bir ustalıkla çağdışı anlayış, yorum katmıştır. Şiirleri capcanlıdır. Bunu da ağırlıklı olarak sıfat kullanmasına bağlayabiliriz.

SORGULAYICI TUTUM

Şiirlerinde sorgulayıcı bir tutum takınır. Tanrı-din kavramından ülke gerçeklerini irdelemeye çalışır, şiirlerinde özdekçi bir anlayışın izlerini görebiliriz. Değiştirmeyi, dönüştürmeyi çağırır ülkemizin insanını kendi sesiyle, yaşadıkları yerleri. Bireyciliği yadsır, bölüşümü insanca-hakça paylaşımı savunur. Adını açıklanmasa da, Bedri Rahmi'nin dizeleri apacık ortada. 

* Kaynak: Bu toprakların sesi: Bedri Rahmi - Mustafa Aslan