E-GAZETE
DÖVİZ PİYASASI

Akademisyen Kerem Altıparmak'tan Ankara Üniversitesi'ne veda

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, kaleme aldığı yazısında istifa ettiğini duyurdu.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak istifa ettiğini duyurdu. Altıparmak, Bianet'te istifasına ilişkin olarak kaleme aldığı yazıda "Üniversite emekli olmayı hayal ettiğim yerin çok gerisine düştü" ifadesini kullandı.

"Atıldıkları gün hesapları da kapatıldığı için susturulan meslektaşlarım adına da bir iki söz söylemeden ayrılmanın doğru olmayacağı sonucuna ulaştım. Nihayet sanırım öğrencilerime de böyle bir açıklama borçluyum" diyen Altıparmak'ın "Bir Veda Yazısı" başlığıyla yayımlanan yazısının bir bölümü: 

"1991 yılında çocukluktan yeni çıkarken girdiğim Cebeci Kampüsü’nden, 27 yıl sonra ayrılmak üzere geçtiğimiz hafta istifa dilekçemi sundum.

İşin doğrusu, önce onlarca dostumun, meslektaşımın hala hangi gerekçeyle atıldıklarını bilmedikleri üniversiteden kendi kararımla ayrılıyorken konuyu kişileştirmeden yeni hayatıma başlamanın en doğru yol olduğunu düşünmüştüm.

Ama istifanın anlamı üzerine aldığım bazı eleştiriler bu fikrimi değiştirdi. Dahası atıldıkları gün hesapları da kapatıldığı için susturulan meslektaşlarım adına da bir iki söz söylemeden ayrılmanın doğru olmayacağı sonucuna ulaştım. Nihayet sanırım öğrencilerime de böyle bir açıklama borçluyum.

Üniversitede ayrılmak isteyen muhalif insanlara genelde şöyle bir eleştiri yöneltiliyor: “direnmek gerekmez mi?” ya da “kaleyi korumak, sahip çıkmak gerekmez mi?”, “Siz gittiğinizde yerinizi başkaları doldurmayacak mı?”

Öncelikle şunu ifade edeyim, bu mesleğe başladığım zaman aynı kapıdan emekli olarak çıkmayı hayal ediyordum, tıpkı geçen iki senede haksız bir şekilde ihraç edilen onlarca arkadaşım gibi. Bu açıdan bakılınca, ayrılmamın “daha güzel bir iş buldum, o yüzden gidiyorum” olmadığı ya da başka bir deyişle gönüllü bir gidiş olmadığı açık. Bununla birlikte, durumu baskılara dayanamadım da o yüzden gidiyorum şeklinde tarif etmek de haksızlık olur. Çeşitli idari baskılara maruz kalmış olsam da, çok daha ağır baskılar altında olan insanları düşününce bunu çok abartacak değilim, yani kalmak isteseydim kalabilirdim.

Bu nedenle, durumu şöyle tarif etmek daha doğru olacak sanırım: Ben “daha iyi bir iş bulduğum” için değil, üniversite emekli olmayı hayal ettiğim yerin çok gerisine düştüğü ve hatta artık üniversite sayılamayacağı için ayrılıyorum. Bu durumda direnmek, dayanmak denilen şey de anlamını yitiriyor. Üniversite ve akademi için direnmek ve dayanmak çok anlamlı olabilirdi ama geriye kalan şey öyle bir şey değil. Bu nedenle tam da akademi adına direnebilmek için üniversite dışına çıkmak gerektiğini düşündüğüm için ayrılıyorum.

Üniversitede kalan ve farklı düşünen meslektaşlarımıza haksızlık etmek istemem. Kimi mecbur olduğu için kimi gerçekten umut olduğunu düşündüğü için görevlerine devam edecek. Muhtemelen de ellerinden gelenin en iyisini yapacaklar. Ama yaşadığımız bu büyük çöküşü tarif etmenin de zorunlu olduğunu düşünüyorum. İzninizle kısaca içinde olduğumuz kurumlara artık neden üniversite denemeyeceğini tarif etmeye çalışacağım." (HABER MERKEZİ)

Evrensel'e abone olun...