E-GAZETE
DÖVİZ PİYASASI

Doğu Guta; Suriye krizinde önemli bir kavşak

Arap coğrafyasında geçtiğimiz haftanın gündemini BM'nin ateşkes kararı, Doğu Guta'daki gelişmeler ve Suudi Arabistan'daki görevden almalar oluşturdu.

Ali KARATAŞ

Suriye geçen hafta sadece Ortadoğu’nun değil, dünyanın da gündemindeydi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suriye’de 30 günlüğüne  “insani ateşkes” için karar aldı. Her ne kadar Türkiye’nin Afrin’de operasyonu, İdlip’te ve bir çok noktada çatışmalar devam etse de; Doğu Guta’daki gelişmeler tartışmaların odak noktası oldu. 

Rai Al Youm Gazetesi Yazarı Abdulbari Atwan, Doğu Guta ile ilgili üç seçeneğin mevcut olduğunu yazdı. Atwan’a göre ya militanlar ya da halk bölgeden çıkacak ya da rejim bölgeyi bombalamaya devam edecek. Atwan, bölge için en iyi çözümün el Nusra ve müttefiklerinin bölgeden çıkması olduğu yorumunda bulundu.

SUUDİ ARABİSTAN’DA YENİ DEPREM

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’da yayımlanan yeni kraliyet kararnamelerine göre, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdurrahman bin Salih el-Bunyan ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhammed bin Avad Suhaym, Kral Selman tarafından emekli edildi. Ama tasfiye bu iki önemli makamla sınırlı kalmadı. Kara Kuvvetleri Komutanı Fehd bin Turki bin Abdülaziz’in yanı sıra İçişleri Bakan Yardımcıları Ahmed es-Salim ile Hamed bin Halef el-Halef, Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakan Yardımcısı Ahmed el-Humeydan, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yusuf es-Sadun da görevlerinden alındı.

YEMEN’DEKİ BAŞARISIZLIK ANA SEBEP

Gelişmeyi başyazısında değerlendiren el Kuds el Arabi gazetesi görevden almaları Yemen saldırılarındaki “başarısızlığa” bağladı. Makalede, “Görünen o ki, Yemen savaşında son dönemde yaşanan çaresizlik, yerinde sayan gelişmeler, Krallığı vuran Husi füzelerinin sıklığı bir dizi değişiklik yapmaya itti” denildi.

Benzer bir yorum Rai al Youm gazetesinin başyazısında da yer aldı. Gazete, görevden almaların "Kararlılık Fırtınası" adı verilen Yemen’e yönelik hava bombardımanlarının başlamasının dördüncü yılına girdiği bir zamana denk geldiğine dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın, üç yıl süren savaş boyunca hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremediğine vurgu yapıldı.


DOĞU GUTA’DA SONA DOĞRU

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Önümüzdeki günlerde Doğu Guta krizinde kilit rolde olan oyuncular için gelişmelerin niteliğini belirleyecek siyasi ve askeri olarak üç seçenek bulunmaktadır.

Birincisi; Heyet Tahrir el Şam (el Nusra), el Kaide, IŞİD gibi aşırılık yanlısı örgütlere mensup militanların bölgeden dışarıya çıkması.

İkincisi; sayıları 300 ila 400 bin arasında değişen sivillerin çıkması. Bu rakam bütün standartlara göre çok büyük bir rakamdır ve onlara barınak sağlamak, beslemek ve tedavi etmek için lojistik hazırlıklar gerektirir.

Üçüncüsü; Rusya, Suriye ve İran koalisyonu tarafından hava ve füze bombardımanının sürmesi ve sivil kayıplar verilmeye devam edilmesi.

REJİMİN HALEP TECRÜBESİ

Rejimin en şahinlerinden Birleşmiş Milletler Suriye Temsilcisi Beşar Caferi, “Doğu Guta’yı Halep’e çevireceğiz. Suriye Ordusu Guta’nın bütün toprakları almakta ısrar ediyor” dediğinde üçüncü seçeneği tercih etti.

Caferi’yi bu açıklamayı iki sebepten dolayı yaptı;
Birincisi; sadece geçen hafta terör listesinde yer alan grupların ateşlediği  114 havan topunun Şam’a düşmesi nedeniyle hükümetin vatandaşlarına karşı utanç içinde olması. Bu bombalamalar sonucu aralarında çocukların da olduğu 17 kişi öldü.
İkincisi; Suriye ordusunun Doğu Halep’i geri alırken kazandığı büyük tecrübeye dayanarak aynı senaryonun Doğu Guta’da uygulanmasını istemesi.

EL NUSRA BÖLGEYİ BOŞALTSIN!

Ilımlı olarak nitelendirilen (İslam Ordusu, Feylak el Rahman ve Ahrar’uş Şam) üç ana grup, farklılıklarını bir kenara koyarak bölgenin el Nusra militanlarından ve ailelerinden 15 gün içinde boşaltmaya hazır olduklarını ilan ettiler. Bu teklif İslam Ordusu’nun lideri Muhammed Alluş ile Rus diplomatlar arasındaki gizli görüşmelerde geldi.

Guta’da gizli görüşmelerden ve ayrılma hazırlığının ilan edilmesinden sonra sivillerin katledildiğiyle ilgili medya kampanyası somut bir şekilde hafifledi. Militanların bulunduğu mahallelerin bombalama yoğunluğu da azaldı. Bu gelişme Güvenlik Konseyi’nin 2401 sayılı kararı uyarınca ateşkes anlaşmasına bağlılık olasılığının önemli olduğu anlamına gelir.

ABD RESMİN DIŞINDA

ABD ve Avrupalı müttefikleri tamamen resmin dışında kaldılar. Rusya Devlet Başkanı Putin tartışmasız bir şekilde ana oyuncu oldu. İngiltere dışişleri bakanının BBC’ye yaptığı açıklamada,“eğer kimyasal silah kullanıldığına dair herhangi bir delil bulunursa ABD’nin Suriye’ye askeri müdahalesine katılacağı” tehdidi marjinalleşme halidir.

Suriye ordusu Doğu Halep’i, Deyr ez Zor’u almak için kimyasal silah ihtiyaç duymadı. Doğu Guta’yı almak için yüzbine yakın askeri yığmışken  bunu kullanmaya ihtiyacı yoktur.

El Nusra ve müttefiklerinin bölgeden çıkması bütün taraflar için tatmin edici bir çözümdür. Eğer bu öneri kabul edilmese, ılımlı grupları Suriye Ordusu ile beraber savaşırken görmemiz uzak bir ihtimal değildir.

Rusya, Suriye, İran ittifakı;Doğu Guta’da “silahlı gruplarlar” ile “sivillerin” yan yana bulunması vaziyetini “Su ve yağ” gibi bir birine karışmayan iki maddenin bir arada olması olarak nitelendirdi . bu zaiyet ittifak için kabul edilebilir bir durum değildir.


DOĞU GUTA NEDEN ÖNEMLİ?

Ruze CENDELİ

Suriye’nin Doğu Guta bölgesi haber bültenlerinin öncelikli konusu oldu. Bölge, aslında bulunduğu konum bakımından bu ilgiyi hakediyor.

Başkent Şam’ın doğusunda bulunan ve aslında şehrin arka bahçesi konumunda olan Guta, orman ve tarım alanlarının ortasında küçük kasaba ve şehirlerin (Duma, Harestan, Arbin, Ayn Turma, el Nişabiye) ve küçük köylerin bir araya toplanmasından oluşan bir bölgedir. Bölge, Şam’ın tarımsal ürünlerin önemli bir tedarikçisidir. Doğu Guta bölgesinin bu günkü nüfusuyla ilgili resmi bir istatistiki bilgi ise bulunmuyor.

Bölgenin askeri önemi, hemen Şam’ın dibinde olması nedeniyle başkentin zayıf karnı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bölge, kriz başladığından bu yana silahlı muhalif gurupların güçlü varlığı sebebiyle her zaman askeri olarak bir tehdit oluşturdu. Muhaliflerin bu güçlü varlığı müzakerede Şam’a bölgesel baskı uygulanması yöntemi olageldi.

GUTA’DA BULUNAN CİHATÇI GRUPLAR

Doğu Guta’da bir çok silahlı cihatçı örgüt varlığını sürdürmektedir. Belli başlı örgütleri şöyle özetlemek mümkün;
1. İslam Ordusu; Suudi Arabistan’ın güdümünde olan İslamcı örgüte Muhammed Alluş liderlik etmektedir. Doğu Guta’nın tek nefes borusu olan Rafidin geçidini kontrol eden İslam Ordusu bölgenin en güçlü örgütü konumunda.
2. Heyet Tahrir el Şam (HTŞ); el Kaide bağlantılı el Nusra ad değiştirdikten sonra bu adı aldı. Türkiye’nin ve bölgenin baskısıyla el Kaide’den ayrıldığını ilan etti. Lakin örgütsel ve ideolojik olarak el Kaide’nin devamı niteliğindedir.
3. Feylak el Rahman; Müslüman Kardeşler bağlantılı bu örgüt, şeriatla yönetilen bir İslam devleti kurmayı hedefliyor. Örgütü Körfez ülkesi Katar desteklemektedir. HTŞ ile Feylak el Rahman, İslam Ordusu’na karşı ortak hareket ediyor. Feylak el Rahman ile Ahrar’uş Şam’ı Katar desteklemesine rağmen, dönem dönem karşı karşıya geldikleri oldu.
4. Ahrar’uş Şam; İslamcı radikal selefi bir örgüt olup Türkiye ve Katar tarafından desteklenmektedir.
5. Nureddin Zenki; İslamcı Türkmenlerden oluşmaktadır. Amerika tarafından desteklenmekte, Türkiye’de eğitilmekte ve yine Katar tarafından desteklenmektedir.

GUTA’NIN ÖNEMİ

Son günlerde tartışmaların odağında olan Doğu Guta’nın düşmesi, İslam Ordusu’nun bitmesi ve Suudi Arabistan’ın Suriye’de varlığının ve rolünün son bulması anlamına gelecektir.  Özellikle merkezi Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan “Yüksek İstişare Konseyi” adı altında birleşen silah muhalif grupların temsilcisinin elinde hiçbir kartın kalmaması durumu ortaya çıkacaktır. Guta’nın düşmesinin uluslararası bir yansıması da olacaktır. Toplamda muhalifleri destekleyenler bakımından  görüşme masasından bir kart eksilmiş olacaktır.

BM KARARI UYGULANIR MI?

Suriye savaşı, çoğu hızlı bir şekilde biten ateşkeslere şahit oldu. Ateşkeslerin çoğunluğu, Astana görüşmeleri sonrasında Guta’nın da dahil olduğu dört bölgede  “gerilimi azaltılmış bölgeler” adıyla gerçekleşti. Ancak bir süre önce İslam Ordusu’nun bölgeyi tekeline almak amacıyla başlattığı gruplar arasındaki savaş nedeniyle ateşkes çöktü. Bu çatışmaların arkasına Katar ile Suudi Arabistan çekişmesi nedeniyle destekledikleri grupların birbirleriyle çatışması mevcut. İslam Ordusu, Feylak el Rahman’ın varlığını sona erdirdi. Astana’da varılan ateşkes el Nusra’yı içermemekteydi. El Nusra daima ateşkesi hep sabote etme yönünde çalıştı. Bütün bu gelişmelere Suriye ordusunun İdlib’i geri almak girişiminin Guta’daki grupları harekete geçirdiğini eklemek mümkün.

Gelecek bakımından sadece daha fazla şiddet içeren seçenekler mevcut. Durumu şöyle özetlemek mümkün; Suriye ordusunun önünde Guta’yı alma dışında bir seçenek yok. Buna karşılık Doğu Guta’da bulunan gruplar; Amerika’nın ve bölgesel aktörlerin desteğiyle, Suudi Arabistan’ın Suriye’deki ajandasını gerçekleştirmek için  mümkün olan en uzun sürede ayakta kalmaya çalışacak.


MUHAMMED BİN SELMAN SUUD EVİNDE NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

Al Kuds al Arabi
Başyazı

Suudi Kral Selman bin Abdulaziz; Genelkurmay başkanının, Hava Kuvvetleri komutanının görevini sonlandıran ve onları emekli eden bir dizi kararname yayınladı. İçişleri bakanı yardımcısı ve güvenlik işlerinden sorumlu kara kuvvetleri komutanı da görevlerinden alındı.

Suudi Hükümeti bu değişikliklerin nedenini Kral’ın “Savunma Bakanlığı Geliştirme Belgesi”ni onaylaması nedeniyle gerçekleştirdiğini belirtti. Belge, resmi medyanın “bakanlık geliştirme programının vizyonu ve stratejisi” olarak tanımladığı konuları içeriyor. Açıktır ki kullanılan bu geniş dil, değişikliklerin ardındaki asıl hedefleri örtmeye yönelik. Atılan adım, Veliaht Prens ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman’ın, ordunun üst yapısını sıkı sıkıya kavramasına yöneliktir. Riyad’ın yenilgileri ve Yemen’deki gerilemeleri kapsamaktadır.

Veliaht prensin devletin önemli noktalarına hükmetme ve güç merkezi olan prensleri etkisiz haline getirme programı güvenlik biriminin liderlerinden başladı. Oradan Muttab bin Abdullah’ın yönetimi altında olan ulusal muhafızları üst düzey subaylarına ulaştı. Ordu subaylarının üst kademelerindeki değişim, Yemen savaşıyla meşgul oldukları düşünüldüğünde acil bir gereklilik değildi.

Görünen o ki, Yemen savaşında son dönemde yaşanançaresizlik, yerinde sayan gelişmeler, Krallığın derinliğini vuran Husi füzelerinin sıklığı bir dizi değişiklik yapmaya itti.

Evrensel'e abone olun...