İşçiler her gün 12 saat çalışsa da yoksulluktan kurtulamıyor

Asgari ücretli işçiler, geçinebilmek için sürekli fazla mesaiye kalarak günde 12 saat çalışıyor. Ancak bu şekilde bile yoksulluktan kurtulamıyorlar.

09 Şubat 2018 04:18

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Türk-İş’in en son araştırmasına göre, ocak ayında 4 kişilik ailenin açlık sınırı 1615, yoksulluk sınırı 5 bin 262 lira. Yapılan zamla birlikte asgari ücret 1603 lira oldu. Pek çok işyerinde, 1603 lira ücret alan işçiler, geçinebilmek için sürekli fazla mesaiye kalarak günde 12 saat çalışıyor. Asgari ücretle çalışan 2 çocuk annesi metal işçisi bir kadın, “Kiram 850 lira. Her cumartesi ve her gün fazla mesaiye kalırsam 900 lira fazla mesai ücreti alabiliyor. Ancak böyle geçinebiliyorum” diyor. 

PARDON HANIMEFENDİ KİME GELMİŞTİNİZ?

“Ben de isterim ki 5 buçuk saate eve geleyim” söze başlayan metal işçisi kadın, “1600 lira ücret yetmiyor. 850 lira kira. Faturasıdır, pazarıdır para kalmıyor” diyor. Bunun için her gün fazla mesaiye kalan kadın işçi, her cumartesi ve her gün fazla mesaiye kalırsa asgari ücrete ek olarak 900 lira fazla mesai ücreti alabiliyor. Ancak bu şekilde geçinebildiğini söyleyen 2 çocuk annesi kadın işçi şöyle devam ediyor: “2 yıl önce taşındım KİPTAŞ konutlarına. Sabah karanlıkta gidiyorum akşam karanlıkta geliyorum. 3 ay sonra ilk defa erken geldim. Güvenlikçi arkamdan bağırarak pardon hanımefendi kime gelmiştiniz” diye sordu.” Hiçbir sosyal hayatının olmadığını anlatan kadın işçi, “12 saat çalışıyorsun, sonra ne yapabilirsin ki” diyor.

‘BORÇ ALARAK AY BAŞINI GETİRİYORUM’

Evli ve bir çocuk babası gıda işçisi de ev kendisine ait olmasına rağmen geçinememekten yakınıyor. Her gün 12 saat çalıştığı halde çevresinde borç aldığını anlatan işçi “Doğal gazından elektriğine her şeye zam yapıldı” diyor ve ekliyor: “Bazen çocuk bir şey istediğinde alamıyorum.” 

Bugüne kadar hiç sinemaya gidemeyen işçi, arabayla 15-20 dakika mesafede bulunan AVM’ye gidip gitmediğini sorduğumuzda, belediyenin mahalle aralarına kurduğu parkları zannederek “Şehitler Parkı’na gittim” diye yanıtlıyor. En büyük sosyal aktivitesi Esenyurt’ta bulunan Köyiçi Meydanı’nda dolaşmak olan işçi şöyle konuşuyor: “Bazen geziyorum ama özel yerlere gitmiyorum. Alışveriş merkezlerinde çay 4-5 lira. Bu benim bütçemi aşar. Nasıl öderim.”

Yanımızdaki bir başka işçi dayanamayarak “Denize de mi hiç gitmedin” diye soruyor. Bu soruya da yanıt “hayır” alınca, “Oooo sen benden de fakirmişsin. Ben yazları Büyükçemece de sahile gidip yüzüyorum arada” diyor. 

O GEZEMİYORSA BEN NASIL GEZEYİM

23 yaşında bir çocuk babası işçiyle konuşmaya başlıyoruz daha sonra. Aynı soruyu ona da soruyoruz: “Bir yere gidebiliyor musun?” İşçi, “Nasıl gezeyim abi. Onun kendi evi benim kira. O gezemiyorsa ben nasıl gezeyim. 2 yıldır buradayım bir kere Taksim’e gittim. İstanbul’u bilmiyorum. Param yetmez. Param yetse bile zamanım yok. Her gün 12 saat çalışıyorum. Pazar bazen oluyor bazen olmuyor. Benim gittiğim bir yer var o da Köyiçi” diyor. Asgari ücretle çalışan genç işçi şöyle devam ediyor: “200 lira veriyor 500 lira geri alıyor. Kaşıkla veriyor kepçeyle alıyor. Her şeye zam yaptılar. Günlük 10 saat çalışıyorum. Her gün 2 saat fazla mesaiye kalarak ancak geçinebiliyorum.”

Diğer Haberler

'Meryem Meryemte' Hatay’da izleyicilerle buluştu

Pervin Buldan: Kongremizdeki coşkuyu hazmedemediler

Dortmund'da Evrensel'le dayanışma yemeği düzenlendi