|
|
|
|
|
|
14/01/2007
Medyanın anlattığı gibi değil Troyalılar
Reyhan Erdem Medyadaki ‘tarımla büyüyor’ haberleri karşısında Çanakkaleli üreticiler soruyor: Üretim iyi ya çiftçiler? Basın organlarında Çanakkale tarımına övgüler düzülüyor. “Çanakkale tarım ile büyüyor, ülkenin en büyük çiftliği oluyor” spotlarıyla verilen haberlerde bu iddia şuraya dayandırılıyor: “Çanakkale domatesi, Ezine peyniri, Ayvacık zeytinyağı, Biga yoğurdu, Bayramiç elması ve kirazı, Umurbey şeftalisi, Bozcaada çavuş üzümü Çanakkale deyince hemen akla gelen ilk markalar. Kentte çoğu koyun sütü işleyen 50’ye yakın mandıra var. “
Troyalı üreticiler ise medyadaki bu sözlere katılmıyor. Aşağı Okçular köyü Çanakkale merkeze 13 km uzaklıkta. Köydeki üreticiler domates, buğday, karpuz üretiyor. Üretici Mehmet Yazıcıoğlu, köylü bu ürünlerden bu yıl para kazanamadı diyor. Ve ekliyor: “4 yıldır buğday 300 liradan satılıyor. Dört yıl önce akaryakıt 1.200 idi, bugün 2.400. Gübre fiyatları da çok yüksek, torbası 35 milyon. Buğdayı ofise veremedik. Araba ruhsatı istedi bizden ruhsat vermeyince de buğdayı almadı. Bu oyunla köylüyü tüccara yönlendiriyorlar. Artık ofis köylünün kara gün dostu değil. Son on yıldır köylünün tadını kaçırdılar” diyor.
Köyde borcu olmayan yok
Aynı köyden üretici Mustafa Temel ise 1997 öncesi durumlarının daha iyi olduğunu söylüyor. “1997’ye göre bugün buğdayın fiyatı 8 kat, mazot fiyatı 40 kat, gübre fiyatı ise 60 kat artmıştır. Üreticinin durumu son yıllarda çok bozuldu. 1997’de 1.5 ton buğday bir ton mazot alırken bugün, 10 ton buğday bir ton mazot alabiliyor. O zamanlar 1997’de yüzde 20 masraf yüzde 80 kazanç idi, bugün durum tam tersi, çoğu zaman üretici maliyeti karşılayamıyor. Yem çuvalı 23.5 milyon lira, inek sütünün kilosu 450 bin lira, su sütten daha pahalı.
Köyümüz 100 hane, köyde borcu olmayan tek hane yok. Domatesten 20 milyar alacak var. Bazı alacaklar için çek var bazısında yok. Çekler karşılıksız çıkıyor. Alabilirsem alacağım.”
Aşağı Okçular köyünden Hatice Akal, ise üç yıl önceki Kadın Çiftçiler Günü’nde yapılan yarışmada bir arkadaşıyla birlikte birinci olduklarını, bu yıl 10 dönüm domates ekimi yaptığını, fide, gübre, damlama (arazi sulama tesisatı) masrafının çok olduğunu, kredi çekmek zorunda kaldıklarını, kredi borcunu ödeyemeyince yeniden çekilen krediyle borcu kapattıklarını belirterek: “Domatese hastalık geldi, hiç ürün alamadık, hastalıklı örnekleri Tarım İl Müdürlüğü’ne ileterek çare aradık. Kazandığımız hep borca gidiyor. Borç çok, zarar çok, para yok. Traktör bozuk yaptıramıyoruz. Karne, sigorta, yeşil kart yok, Allah bizi çoluk çocuk hasta yapmasın diyorum” şeklinde konuştu.
Görüşlerine başvurduğumuz Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İlhan Ulus, hükümetin belirlediği taban fiyatlarının yıllardır maliyetin altında kaldığını, bu yüzden artık hükümetin taban fiyat belirlemesini istemediklerini belirterek şunlara dikkat çekti. “IMF ve AB politikaları sonucunda düşük taban fiyatlar veriliyor üreticiye. Tarım kesiminin istihdamdaki yüzde 35 olan payı 2005 yılında yüzde 29.5’a geriledi. 1000 kişi tarım kesiminden kaçtı. 2006 yılı sonunda bu rakamın üç misli artması bekleniyor. AB ne diyor, tarımın payını yüzde sekizlere, onlara çekmedikten sonra ben seni AB’ye almam diyor. Bizim hükümetlerimiz de sağ olsunlar bunu açıkça diyemedikleri için, uyguladıkları tarım politikalarıyla AB istediği doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlar. Bu yıl üretici bitti. Domateste fiyat geçen yıl 600 lira idi. Bu yıl yüz, yüz yirmi liraya domates verdik. Tüccara, fabrikalara verdik, ihracat yok” dedi.
Üretim iyi ya üretici...
Çanakkale’de nüfusun yüzde 60’ının tarımla uğraştığını, meyve ve sebze üreticisi olduğunu, üretimde sıkıntı yaşamadıklarını ancak pazarlama sorunları olduğunu, Kumkale Ovası’ndan domatesi İstanbul’dan gelen tüccarın, faturasız, belgesiz kayıt dışı olarak aldığını İstanbul Bayrampaşa halinde sattığını ifade eden İlhan Ulus sözlerini şöyle sürdürdü: “Sorunların aşılması için ürünlerimizi kooperatifler ve birlikler aracılığıyla pazarlamamız gerekiyor. Hem ürünümüz değerlendirilmiş olur, kayıt altına alınır, pazarlama sorunlarını aşarız, hem de bugün ihraç etme olanağını buluruz. Bugün ihracat açısından, pazarlama açısından ürünlerimizde belli bir kalite ve standardı sağlamamız gerek. Bunun için de boylama ve paketleme tesislerine ihtiyacımız var. Bugün Avrupa’da makinelerle sebze ve meyvede kalite ve standart belirlenirken, bizde hâlâ bayanların el becerileriyle birinci kalite, ikinci kalite ürün belirlenmeye çalışılıyor. Boylama ve paketleme tesisleri kurmak için girişimlerde bulunduk. Kepez Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından proje hazırlandı. Tarım Bakanlığı’ndan destek, kredi istedik. Son güne kadar kredi çıkıyor dendi bize ama krediyi alamadık. Kredi talebimiz için girişimlerimizi önümüzdeki günlerde sürdüreceğiz. Bu tesisi kuramadığımız, üründe kalite ve standart belirleyemediğimiz sürece dışarıya mal satma şansımız yok.”
Artık tarım kesimine büyük şirketlerin, tekellerin girmeye başladığını belirten İlhan Ulus; “Biz kooperatifler, birlikler kurarak birleşemediğimiz sürece, bizim üreticimiz, köylümüz o şirketlerde işçi olarak çalışacak. Mecburen birleşeceğiz, ama geç kalmadan birleşelim diyoruz.” (Çanakkale/EVRENSEL)
Kimse çiftçi kalmak istemiyor
Ünlü antik kent Troya’nın sınırları içinde bulunan Çıplak köyünde üretici olan Mehmet Göçoğlu ise, bu yıl 50 dönüm domates, 35 dönüm biber, 35 dönüm kavun ekimi yaptığını, sezonu 60 milyar lira masrafla açtığını, domates ve diğer ürünlerde verimin iyi olmasına karşın 45 milyar lira alacağı bulunduğunu, alacakları için telefon ettiklerinde telefonların yüzüne kapandığını, tek oğluna tarım dışından iş aradığını oğlunun tarım işi yapmak istemediğini belirterek; Batak Ovası’nda, üreticinin durumu bozuk, zenginin de fakirin de durumu bozuk. Üretici çok kötü bir sezon geçirdi. Eskiden üretici traktörünü satıp borcunu ödeyebiliyordu. Bu yıl tarlasını satılığa çıkardı borç ödemek için. İşin kötü yanı tarlayı alacak insan yok, zengin üretici de tarlayı almıyor. Borç çok, tarlayı alan yok.”
Troya’yı besleyen Skamander nehrinin kurutularak üreticiye kazandırıldığı, Batak Ovası’nda araziye sahip Çıplak köyünde domates üreticisi olan Mustafa Çağlar, bir dönüm domatesin maliyetinin işçilik hariç 500 milyon lira olduğunu, dönüm başına yedi sekiz ton ürün elde ettiklerini, dönümden 700 milyon aldıklarını, dönümden işçilik hariç 200 lira kazandıklarını, bu kazançla geçinip, gelecek yılın üretimini de finanse etmeleri gerektiğini hesaplıyor. | |
|
|
|
|
|